-0- KM ALINAN ARACIN KOROZYONA UĞRAMASI (PASLANMASI) VEYA BOYALI ÇIKMASI DURUMUNDA TÜKETİCİ HAKLARI

 

 

 

 

Sıfır Km Araçlarda Korozyon (Paslanma/Çürüme) ve Boya Ayıpları Karşısında Tüketicinin Hukuki Hakları

Tüketiciler; güvenli, kesintisiz ve sorunsuz bir ulaşım sağlama gayesiyle yetkili bayi ve satıcılardan sıfır kilometre (0 km) araç satın almaktadırlar. Kanun gereği tanınan asgari 2 yıllık yasal garanti süresinin yanı sıra, tüketiciler sıklıkla üretici veya ithalatçı tarafından sunulan ek/uzatılmış garanti sözleşmelerini de akdetmektedirler.

Ancak uygulamada, araç teslim alındıktan bir süre sonra kaporta aksamında, kapı iç saclarında veya şasi bileşenlerinde boya kabarmaları, paslanma, korozyon ve çürüme gibi ağır imalat/üretim ayıpları meydana gelebilmektedir. Bu durum, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 8 uyarınca ayıplı mal ve teslim anında gözle görülemeyecek nitelikte olması sebebiyle gizli ayıp teşkil etmektedir.


Tamirle Oyalanma, Teşhis Eksikliği ve Hile (Aldatma) Olgusu

Kaporta ve bileşenlerdeki korozyon sorununu fark eden tüketici, durumu derhal yetkili servise bildirmektedir. Ancak uygulamada yetkili servisler tarafından teknik problemin boyutu tüketiciden gizlenmekte; sorunun önemsiz ve lokal bir işlemle (küçük bir rötuş veya bölgesel boya) giderilebileceği yönünde telkinlerde bulunulmaktadır.

Söz konusu işlemin teknik arızayı ve kronik imalat ayıbını kökten çözmeyeceğini bilen servis yetkililerinin bu tutumu; ayıbın tam ve doğru teşhis edilmemesi, imalat hatasının gizlenmesi ve tüketicinin yanıltılması anlamına gelmektedir.

Nitekim uygulanan lokal boya işleminden kısa bir süre sonra korozyon ve çürüme; hem müdahale edilen bölgede hem de aracın diğer kapı içlerinde, direklerinde ve kaporta saclarında tekrar etmekte ve yayılmaktadır.


Parça Değişimi Dayatması ve Değer Kaybı

Lokal tamiratın yetersiz kalması üzerine yetkili servis ve distribütör firmalar, bu defa tüm kapıların veya ilgili kaporta parçalarının garanti kapsamında "ücretsiz değişimi" teklifinde bulunmaktadırlar.

Ancak bilinçli bir tüketicinin ve Tüketici Hukuku doktrininin kabul ettiği üzere:

  1. Orijinallik ve Fayda Dengesi: 0 km olarak satın alınan bir aracın kapı veya majör kaporta parçalarının tamamen sökülüp değiştirilmesi, aracın fabrikasyon orijinalliğini ortadan kaldırır. Tüketicinin "orijinal ve ayıpsız mal edinme" hususundaki haklı beklentisi zarar görür.

  2. İkinci El Piyasa Değer Kaybı: Parça değişimi görmüş bir araç, ikinci el otomotiv piyasasında ağır bir değer kaybına (tramer/ekspertiz olumsuzluğuna) uğrar.

  3. Kronik Ayıbın Devamı: Çürüme ve paslanma problemi genellikle kaportanın daldırma/katarofez (boya öncesi korozyon koruma) aşamasındaki imalat hatasından kaynaklandığından, sadece görünürdeki kapıların değişimi sorunu kökten çözmeyip aracın diğer aksamlarında da tekrar edecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Emsal Yaklaşımı

Yetkili servislerin deneme-yanılma yoluyla aracı tamir etmeye çalışması, tüketiciyi oyalaması ve ayıbın varlığını gizlemesi hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2005 tarihli, E. 2005/4-487, K. 2005/553 sayılı kararı son derece nettir:

“…Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.

 

 

Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin (hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.

 

 

Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı garanti süresi tanıdığı belgeden anlaşılmasına göre; satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır…” (Benzer ilkeler YHGK 18.02.2004 T., E. 2004/4-29, K. 2004/83 ve 25.02.2004 T., E. 2004/4-84, K. 2004/99 kararlarında da kabul edilmiştir.)

 

 

Tüketicinin Kullanabileceği Seçimlik Haklar ve Dava Talepleri

Yukarıda izah edilen gerekçeler doğrultusunda, parça değişimini veya yetersiz onarımları kabul etmek zorunda olmayan tüketici, TKHK m. 11 ve TBK m. 227 uyarınca seçimlik haklarını kullanabilir.

Tüketici Mahkemesinde açılacak bir davada terditli veya doğrudan şu talepler ileri sürülebilir:

  1. Ayıpsız Misli İle Değişim: Gizli ayıplı aracın davalı satıcı/ithalatçıya iadesi ile tüm masraflar davalılara ait olmak üzere 0 KM AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ,

  2. Bedel İadesi (Sözleşmeden Dönme): Aracın iadesi ile ödenen satış bedelinin avans faiziyle birlikte tahsili,

Bu doğrultuda açılan ve emsal nitelik taşıyan Mahkeme Kararı aşağıda sunulmuştur.

Saygılarımla,

Av. Yusuf AYIK


--------------------------------------------------------------------------

Emsal Kararlar:

                                             T.C.

                       İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

                               57. HUKUK DAİRESİ

 

DOSYA NO          : 2023/3...

KARAR NO          : 2026/1...

 

BAŞKAN            : A. K. (35849)

ÜYE               : J. Ü. (35951)

ÜYE               : M. O. (153337)

KATİP             : S. D. G. (228971)

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                          BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ         : İSTANBUL ANADOLU 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

TARİHİ            : 13/07/2023

NUMARASI          : 2022/1... Esas, 2023/7... Karar

 

DAVACI            : A. A. C. - 69310261952

VEKİLİ            : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS

 

DAVALILAR         : 1- O. OTOMOTİV TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ

VEKİLİ            : Av. H. C. Ö. - [16860-68631-59944] UETS

 

                    2- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - Büyükhanlı İş Merkezi 

                    Küçükbakkalköy Mahallesi Defne Sokak No: 3 Ataşehir/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS

 

DAVANIN KONUSU    : Sıfır (0) Km Araç Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan, Ayıp 

                    İddiasına Dayalı, Ayıpsız Misli İle Değişim Seçimlik Hakkının 

                    Kullanılması

 

DAVA TARİHİ       : 15/11/2022

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ      : 22/04/2026

KARARIN YAZILDIĞI

TARİH             : 22/04/2026

 

 

                                     KARAR

 

   Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik 

verilen karara karşı davalılar vekillerince ayrı ayrı sürelerinde istinaf yoluna başvurulduğundan, 

dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, 

yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

 

   GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

 

   Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 20.05.2021 tarihinde davalı bayi 

yetkili satıcıdan (O.) sıfır (-0-) km C. C4 FEEL BOLD 1.2PURETEC marka aracı satın aldığını, 

araca 06 C... nolu plaka takıldığını, müvekkili aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra 

henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmaları meydana 

geldiğini, bu kabarma ve paslanmalar şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut 

olduğunu, bunun dışında aracın direksiyonu ve farklı yerlerinde yine soyulmalar ve bir dizi 

başka sorunlar meydan gelmeye başladığını, aracın iç-dış aksamı, kaporta, boya, metal bölgeler 

vs de soyulma kabarma korozyon vs. gibi araç kullanımı ve konforu giderek aracın değerini 

etkileyen ayıp ve problemler tek tek bilirkişi incelemesi esnasında gösterileceğini, müvekkili 

paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servis araçta 

oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre iletmiş akabinde kendisine 

ilgili kısımların boya-tamir işlemi önerildiğini, ancak müvekkili -0- km aldığı aracın bu kadar 

kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin 

artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden 

olacağından bu teklifi kabul etmediğini, aracın boya atması, kabarması, çürüme-paslanma durumu 

ile ilgili davalıların elindeki yetkili servis raporlarında tüm bilgiler mevcut olduğunu, aracın 

kapılarının değişmesi aracın orijinalliği ortadan kaldıracağı için -0-km orijinal bir araç 

kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilin maldan beklediği fayda ortadan kalkacağını, 

ayrıca aracın tüm kapılarının ve bagaj kapağının değişmesi ikinci el otomobil piyasasında 

aracın değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü, bir diğer önemli nokta da çürüme-paslanma sorunu 

boya kabarması ile başlamış, sonrasında ise ilgili bölgenin paslanarak çürüyecek ve giderek 

sorun sadece kapılarla sınırlı olmayacak, ilk başta belirtilen lokal problemin aracın diğer tüm 

bölgelerinde de görülmesi ile sorun tekraren yaşanacak ve kapıların değişmesi dahi sorunu 

ortadan kaldırmayacağını, müvekkili davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın 

kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığı aracın sorunsuz kullanıldığı bu nedenle 

taleplerin kabul edilmediği bildirildiğini, bilindiği üzere 20-30 yıllık araçlarda 

çalışabildiğini, hatta bunların bir çoğu davalıların satmış olduğu araç gibi 1 senesini 

doldurmadan paslanmadığı gibi 20-30 yıllık olmasına rağmen halen de paslanmadığını, davada 

zamanaşımı problemi bulunmadığını, dava konusu araç garanti kapsamındadır ve henüz 1 yıl 

dolmadan problemler meydana geldiğini, davalı tarafça araca 10 yıl paslanmazlık garantisi 

tanımış olup aracın paslanmazlık garantisi ve 2 yıllık normal garantisi devam ettiğini 

belirterek, gizli ayıplı 06 C... plaka nolu, VR7... şase 10... motor no'lu C. C4 FEEL BOLD 

1.2PURETEC marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları 

davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile 

vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep 

ve dava etmiştir.

 

   Davalı O. Otomotiv Tic.San.Ltd.Şti.cevap dilekçesinde özetle; davaya ilişkin husumet 

itirazının bulunduğunu, müvekkili S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. bayisi olup üretici veya imalatçı 

pozisyonunda olmadığını, davacının dava dilekçesindeki talepleri göz önünde bulundurulduğunda 

açıkça görüleceği üzere müvekkili davacının taleplerinden dolayı sorumlu tutulamayacağını, 

bu nedenle işbu davada müvekkile husumet yöneltilemeyeceğini, diğer yandan davacı, servis 

işlemlerini müvekkili haricinde başka servislerde yaptırdığından davacının dava dilekçesinde 

iddia ettiği hususları müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına 

uğradığını, bu nedenle davaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacının dava 

dilekçesinde talep ettiği hususlar zamanaşımına uğradığını, davacı TKHK ilgili maddesinde 

düzenlenen "uygun sürede gözden geçirme ve bildirime külfeti" ni yerine getirmeyerek süresinde 

ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının taleplerinin kabul anlamına gelmemekle birlikte; dava 

dilekçesinde iddia ettiği hususlar haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının 

iddia ettiği gizli ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia edilen ayıbın 

kaynağının tüketici kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti yapılmadığını, bu 

noktada müvekkile sorumluluk yüklenilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, kanunun mefhum-u 

muhalifinden açıkça anlaşılacağı üzere malın satın alınmasından 6 ay sonrasına ilişkin ayıp 

iddiasında ayıbın tüketiciden kaynaklanmadığına ilişkin ispat yükü tüketicide olduğunu, somut 

olayda davacı iddia ettiği ayıpların kendi kullanımından kaynaklanmadığını ispat eder herhangi 

bir delil veya somut durum öne sürmediğini, buna rağmen davacının işbu haksız taleplerini 

müvekkile yöneltmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı dava dilekçesinde 

dayanaktan yoksun kötüniyetli olarak işbu davayı müvekkile yöneltildiğini, haksız ve hukuki 

mesnetten yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle 

birlikte; davacının misli ile değişim talebi hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaat 

dengesine aykırı olduğunu, dava dışı serviste bulunan dava konusu araç ile ilgili dava dışı 

servis tarafından yapılan tespit, değerlendirme ve işlemlerde müvekkilin herhangi bir 

sorumluluğu bulunmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının 

dava dilekçesinde iddia ettiği gibi dava konusu araçta meydana gelen kapı içi kabarmalar, 

müvekkil servis tarafından yapılan incelemelerde görülememiştir ve bu durum açıkça davacıya 

ifade edildiğini, davacı da, müvekkili servis tarafından yapılan kontroller sonucu, "davacının 

iddia ettiği gibi kapı altı boya kabarması probleminin görülmediği" hususunu kabul ettiğini, 

diğer yandan bir an olsun davacının iddialarını kabul etsek dahi, iddia edilen kapı altı boya 

kabarması sorunu, dava konusu aracın kapı içlerinde olması nedeniyle değer kaybı yaratmayacağı 

ve davacının araçtan beklediği faydayı azaltmayacağı, sürüş konforunu etkilemeyeceğinden davacının 

talep ettiği ayıpsız misli ile değişim talebi taraflar arası menfaat dengesini açıkça davacı 

lehine bozacağını, davacı, dava konusu aracı iki yıl boyunca aktif bir şekilde kullandığını, 

dava konusu araçtan iki yıl boyunca fayda sağladığını somut olay göz önünde bulundurulduğunda 

davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği ayıplara karşı talep ettiği misli ile değişim 

hakkı açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi kapı içi boya kabarması 

dava konusu araçta var olsa dahi araçta değer kaybı meydana getirecek nitelikte olmadığını 

beyan ederek, dava konusu araca ilişkin servis işlemlerinin dava dışı a. otomotiv tic. a.ş. 

yetkili servisinde yapıldığı göz önüne alındığında; serviste yapılan tespit, değerlendirme ve 

ayıplı hizmet söz konusu olması halinde bu durumdan müvekkilin sorumlu tutulamayacağını 

belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine 

bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın 

1 yıldan uzun bir süredir trafikte olduğu ve tarafımızca tespit edildiği üzere 15 bin 

kilometreden fazla yol yaptığı, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere 

maruz kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki 

bir iddia hakkaniyet ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, araçta üretim kaynaklı bir 

problem olmadığı, öte yandan, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için Sayın Mahkemece 

dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi, dava konusu araçta var 

olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında olduğu, ayıp iddiasını 

kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iş bu problemin giderilebilmesi için ilgili parçanın iç 

kısmının temizlenerek yeniden boyanması yeterli olmakta olduğu, bununla birlikte yapılacak 

onarım ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir değer kaybı da meydana 

gelmediğini, basit bir onarım ile değer kaybına neden olmayacak şekilde problemin 

çözülebilmesi mümkünken, davacı yanın misli ile değişim talebi hak ve menfaatler dengesine 

aykırı olduğunu, davayı ve davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece 

karar verilirken, dava konusu aracın ÖTV muafiyetli olarak alındığının dikkate alınması 

gerektiğini, dava konusu aracın mevzuatın izin vermesi neticesinde emsallerine nazaran daha 

ucuza alınmış olması karşısında, huzurdaki davanın tamamıyla fatura bedeli esas alınarak 

yürütülmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

 

   İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE

   1-Dava konusu C. marka,C4 SHINE BOLD 1.5 BLUE-HDI 130EAT8 6.3-BLUE D'ARABIE METALLISEE 

VERNIS 2021 model (motor, şasi nosu VR7... , BF2... nolu faturada yazılı bulunan) 06C... 

plakalı aracın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen 0 km AYIPSIZ MİSLİ İLE 

DEĞİŞTİRİLMESİNE, (dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün 

bulunmaması halinde İ.İ.K.'nun 24. md. gereğince işlem yapılmasına)

   2-Dava konusu aracın (davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde) 

davacı tarafından davalılara iadesine..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılar 

vekilleri ayrı ayrı süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

 

   Davalı S. Otomotiv Paz. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, 

eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde karar verildiğini, davacı yanın dava konusu 

araçtan yararlanmasını etkileyen veya aracın kullanım değerini ortadan kaldıran hiçbir problem 

söz konusu olmadığını, yerel mahkemece verilen karar ölçüsüz olup, hak ve menfaatler dengesi 

ile bağdaşmadığını, dava konusu araç 2 yıldan uzun bir süredir trafikte olduğunu ve dosyadaki 

bilirkişi raporuna dayanak keşif tarihi itibariyle 25.710 km yol yaptığı bilirkişilerce 

tespit olunduğunu, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz 

kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki tespit 

kabul edilemez nitelikte olduğunu, dava konusu araçta dış etkenler nedeniyle boya problemi 

oluşma ihtimali değerlendirilmediğini, yerel mahkemenin, "5 kapının değişimi" yönündeki 

gerekçesinin somut olay bakımından geçerli olmadığını, zira ayıp iddiasını kabul anlamına 

gelmemek kaydıyla, TKHK m.11/f.3 kapsamında orantısız güçlük kurumunun ve hak ve menfaatler 

dengesinin değerlendirilebilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği husus üretim kaynaklı 

olmadığından ve yerel mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığından, huzurdaki 

incelemeye konu gerekçeli kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 

dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalar bulunduğunu, yerel mahkemece itirazları 

doğrultusunda ek rapor dahi aldırılmadığını, yerel mahkemece verilen karar eksik inceleme 

neticesinde verildiğini, bilirkişi raporu usule uygun olarak oluşturulmadığı gibi, eksik 

inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, araç üzerinde bilirkişilerden beklenebilecek 

gerekli teknik incelemeler yapılmaksızın, elverişli ve yeterli, ayrıntılı bir açıklamaya 

dayanmayan, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren raporun gerekçeli karara dayanak teşkil 

etmesi hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararı ölçüsüz olup, hak ve menfaat dengesi ile 

bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosyadaki bilirkişi raporunda: "araçta 

11.446,38 TL değer kaybı olduğu ve aracın onarılabileceği" belirtilmiş olup, söz konusu değer 

kaybı kullanıma etki etmeyen bir husus için son derece fahiş olmakla birlikte, araç değişimi 

gibi müvekkil için orantısızlık yaratacak bir karar yerine diğer seçeneklerin 

değerlendirilmemiş ve bu hususun gerekçeli kararda açıklanmamış/tartışılmamış olmasının hatalı 

olduğunu, nitekim her ne kadar yerel mahkemece gerekçeli kararda; "ülkemizde ikinci el 

piyasasında aracın değerinin fahiş derecede düşmesine sebep olacağı" yönünde bir gerekçeye 

yer verilmişse de, iş bu gerekçenin hatalı olduğunu, kullanıma dayalı değer kaybının 

hesaplanması ve müvekkili şirkete iadesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemesi hatalı 

olduğunu, yerel mahkeme; cevap dilekçesinde de belirttiğimiz üzere, tramer kayıtlarının da 

celbi suretiyle araçta kullanımdan kaynaklı meydana gelen değer kaybının hesaplanması ve 

müvekkili şirkete iadesi yönündeki taleplerini değerlendirmeye alınmadığını ve bilirkişi 

raporunda bu yönde bir inceleme yapılmadığını belirterek, İstanbul Anadolu 6. Tüketici 

Mahkemesi'nin 2022/1... Ε. - 2023/7... K. sayılı dosyasının, 13/07/2023 tarihli kararının 

İstinaf incelemesi doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine 

karar verilmesini, tehir-i icra taleplerinin kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet 

ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı O. Oto. Tic. Ve San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya ilişkin 

husumet itirazı bulunduğunu, müvekkili S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. bayisi olup üretici veya 

imalatçı pozisyonunda olmadığını, müvekkilinin, işbu ayıpsız misli ile değişim kararından 

dolayı sorumlu tutulamayacağını, davaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, diğer yandan 

davacı TKHK ilgili maddesinde düzenlenen "uygun sürede gözden geçirme ve bildirime külfeti" ni 

yerine getirmediğini, dosyaya kazandırılan ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; dava 

konusu aracın kapı içinde meydana gelen paslanmaların, dış unsurlardan kaynaklı olup 

olmadığına ilişkin tespit yapılmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme 

sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyaya 

kazandırılan 05/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, "konu ayıp dava konusu aracın dört kapısı 

ve bagaj kapısının orijinal muadilleriyle değiştirilmesiyle giderilebilecek niteliktedir." 

tespiti yapılmasına rağmen bu husus ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirmeye 

alınmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen "misli ile değişim" kararı, hakkaniyete 

ve taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesine aykırı olduğunu, davacı meydana gelen ayıbı 

uygun zamanda bildirmediğinden; aracı ayıplı hali ile kabul ettiği anlamına geldiğini, diğer 

yandan davacı, dava konusu ayıbın kendi kullanımından kaynaklanmadığını ispatlar herhangi bir 

delil öne sürmediğini, davacının iddia ettiği ayıpların varlığını kanıtlayacak herhangi bir 

somut delil öne sürülmediği gibi, davacının iddia ettiği gibi kapı içi boya kabarması dava 

konusu araçta var olsa dahi araçta değer kaybı meydana getirecek nitelikte olmadığını, bu 

nedenlerle, davacının ayıpsız misli ile değişim talep etmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması 

niteliğinde olduğunu, dava konusu araca ilişkin servis işlemlerinin dava dışı a. Otomotiv Tic. 

A.Ş. yetkili servisinde yapıldığı göz önüne alındığında; serviste yapılan tespit, 

değerlendirme ve ayıplı hizmet söz konusu olması halindebu durumdan müvekkilinin sorumlu 

tutulamayacağını, araçta meydana geldiği iddia edilen arızanın nedenleri irdelenmediğini, 

raporda somut olaya özgü hiçbir etken incelenmemiş olup genel geçer teorik açıklamalarla 

üreticiye sorumluluk yüklendiğini, bu nedenle de, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun 

denetlenebilirliği bulunmadığını, kullanıma dayalı değer kaybı hesaplaması yapılmadığını, 

güncel olarak kullanılmaya ve fayda sağlanmaya devam edilen aracın, herhangi bir kazaya karışıp 

karışmadığı veya başkaca bir kaporta hasarının bulunup bulunmadığı bilinmediğini, keşif 

incelemesi ile iş bu hususun da tespit edilmesi gerekli olduğunu ve hakkaniyet gereği 

olduğunu, zira bir aracın tramer kaydına girmeden de onarılması mümkün olduğu gibi, araçta 

başkaca onarılmamış hasarlar da bulunabileceğini beyan ederek, istinaf başvurusunun kabulüne, 

tehir-i icra talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına, 

davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına 

karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafların ileri sürdüğü tüm 

istinaf talebi ve nedenlerinin usul ve esastan reddini talep etmiştir.

 

   Değerlendirme:

   Dava, sıfır (0) km araç satım sözleşmesinden kaynaklanan, ayıp iddiasına dayalı, ayıpsız 

misli ile değişim seçimlik hakkının kullanılması istemine ilişkindir.

 

   Mahkeme heyetince keşif yapılmak ve araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, 2 makine 

mühendisi 1 kimyager bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor dosyaya 

kazandırılmıştır.

 

   İlk derece mahkemesince; "...Dava konusu araçtaki ayıp, aracın tüm kapılarında meydana 

gelen çürüme ve paslanmadır. Davacı tüketiciden dört kapısı da paslanmış ve çürümüş, 

paslanma ve çürümenin ilerleyen dönemde başkaca parçalara da sıçramayacağının garantisi 

olmayan bir aracı kullanmasını beklemek objektif iyi niyet kurallarına uygun değildir. 

Mahkememizce yapılan yargılama, talep, cevap ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 

usulüne uygun ayrıntılı hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök raporundan anlaşılacağı üzere, 

dava konusu aracın paslanmasında davacının herhangi bir kusurunun olmadığı, üretim 

aşamasından kaynaklı olduğu, kusurlu bölgelerin değiştirilmesi veya boyanmasının araçta 

değer kaybına sebep olacağı, araç fiyatının düşmesinin kaçınılmaz olduğu bildirilmiştir. 

Araçtaki ayıbın araç alınırken mevcut olmayan bu duruma ilişkin ihtisası ve bilgisi 

bulunmayan normal bir tüketicinin bakmasıyla tespit edilmesinin mümkün olmadığı sonradan 

ortaya çıkan paslanmanın gizli ayıp olduğu ve süresinde davalı tarafa bildirimde bulunulduğu 

anlaşılmıştır. Davalı tarafından kapıların değiştirilmesi suretiyle sorunun çözülmek istenmesi 

talebi davacı tarafından kabul edilmemiştir."sıfır" olarak alınan dava konusu araçtaki paslanma 

ayıbının ücretsiz onarım veya bedel indirimi ile telafi edilmesi mümkün ise de 5 kapının 

değişimi veya boya yapılmasının değer kaybına sebebiyet vereceği, ülkemizde ikinci el 

piyasasında aracın değerinin fahiş derecede düşmesine sebep olacağı ve davacı tarafından 

kabul edilebilecek mahiyette olmadığı, davacının amaç ve beklentilerin karşılanmadığı, 

aracın ekonomik değerini azaltan böyle bir ayıba tüketicinin katlanmasının beklenemeyeceği, 

davacının yüksek bir ücret vererek aldığı aracın sorunsuz çalışması isteğinde bulunmakta 

haklı olduğu, davacının seçimlik hakkını ayıpsız misli ile değişim yönünde kullanmasının 

iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, aracın fiyatı ve sınıfı dikkate alındığında tüketici 

olan davacıdan değer kaybına katlanmasının beklenmesi mümkün olmadığı, tüketicinin aracı 

ücretsiz onarıma zorlamanın veya bedel indirimine zorlanamayacağı, tarafların hak ve 

menfaatleri değerlendirildiğinde talebin hakkaniyetli olduğu, davacının seçimlik haklarından 

ayıpsız misli ile değişim talebinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, C. marka,C4 FEEL 

BOLD 1.2 PURETECH 130EAT8 6.32021 model aracın ayıpsız misli ile değiştirilerek davacıya 

verilmesine, otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün bulunmaması halinde İİK'nun 

24. md. gereğince işlem yapılmasına, aracın tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde 

davacı tarafından davalıya iadesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulüne 

karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf kanun yoluna 

başvurmuştur.

 

   Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf 

incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada; İstinaf incelemesi, Hukuk 

Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve 

kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri 

sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçelerinde ortaya konulan istinaf 

sebepleri ile sınırlı olarak ve takdiren duruşmasız yapılmıştır.

 

   HUKUKİ MEVZUAT:

   Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6502 

sayılı Yasa'nın 8. maddesinde: "Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış 

olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri 

taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma 

kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya 

birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit 

edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin 

makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik 

eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir..." şeklindeki düzenlemeyle ayıplı 

malın tanımı yapılmıştır.

 

   Aynı Yasa'nın 9. maddesinde: "Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye 

teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan 

açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini 

veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu 

veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını 

ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz" denilerek ayıplı maldan satıcının 

sorumluluğuna değinilmiştir.

 

   Yine Aynı Yasa'nın 11. maddesinde de:

   "(1)Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

   a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

   b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

   c)Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere 

   satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

   ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik 

   haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle 

   yükümlüdür.

   (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya 

   ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fikradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, 

   üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından 

   piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.

   (3)Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız 

   güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp 

   oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın 

   ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun 

   teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

   (4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin 

   seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren 

   azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine 

   getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki 

   listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami 

   tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta 

   serbesttir......

   (5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği 

   durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhal tüketiciye 

   iade edilir.

   (6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin 

   seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 

   11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep 

   edebilir." hükmüne yer verilmiştir.

 

   Yine Aynı Yasa'nın "zamanaşımı" başlıklı 12. maddesinde de: (1) Kanunlarda veya taraflar 

arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, 

ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık 

zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim 

tarihinden itibaren beş yıldır.

   (2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda 

satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise 

üç yıldan az olamaz.

   (3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz." 

düzenlemeleri yer almakta olup, satım sözleşmesine konu ayıplı mal nedeniyle tüketicinin 

seçimlik haklarını kullanabileceği zamanaşımı süresi belirlenmiştir.

 

   Emsal nitelikli Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/4... Esas, 2023/1... Karar 04/05/2023 

tarihli kararında da değinildiği üzere; Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı 

Kanun yukarıda anlatılan düzenlemeleri dikkate alındığında, 1999/44 sayılı AB Yönergesinin 

5 inci maddesinin üçüncü paragrafına uygun olarak, tüketici lehine getirilmiş bir ispat kolaylığı 

benimsenmiştir. Buna göre teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında 

var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ya da hizmetin ayıplı olmadığının ispatı satıcıya 

aittir. Bir malın altı ay boyunca sorunsuz çalışması, hayatın olağan akışına uygun olarak kabul 

edilmiş ve bu süre içinde mal yine de bozulmuşsa, kaynağında, yani teslim anında var olan 

bir ayıbın yattığı sonucuna varılmıştır. Kuşkusuz satıcının bunun aksini ispat etmesi imkânı 

her zaman vardır. Yine kanun gerekçesinde açıkça vurgulandığı üzere, ayıplı malda tüketicinin 

seçimlik haklarından faydalanabilmesi için ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğü 

kaldırılmıştır. Nitekim tüketicinin seçimlik haklarından birini kullandığı yönünde satıcıya 

her halükarda bildirimde bulunması gereğinin olması, bunun öncesinde ayrıca bir de ayıbı ihbar 

etmesi zorunluluğunu anlamsız kılmaktadır. 6502 sayılı Kanunun 12. maddesinde yer alan düzenlemeye 

göre, tüketici taşınır mallarda iki yıllık, taşınmaz mallarda 5 yılllık zamanaşımı süresi içinde 

ayıbı tespit ettiği sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir. Ayıbın çok erken bir 

safhada tespit edilmiş olmasına rağmen, tüketicinin uzun bir süre seçimlik haklarını kullanmamış 

olması duruma göre, Türk Medenî Kanunu'nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bir 

hakkın kötüye kullanılması itirazı ile karşılaşabilecektir.

 

   Bu durumda 10. madde gereğince, ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir öneminin 

bulunmadığı, malın teslim ya da taşınmazın devir tarihinden itibaren zamanaşımı süreleri içinde 

6 ay içinde bildirilen ya da dava açılan uyuşmazlıklarda, malın ayıplı olmadığının ispat yükünün 

satıcıda, 6 ay sonra bildirilen ya da açılan davalarda da malın ayıplı olduğunun ispatının 

alıcıda olduğunun kabulü gerekmektedir. Zamanaşımı sürelerinin değerlendirilmesinde de, aynı 

kanunun 12/3 maddesinde açıklandığı şekilde ayıbın ağır kusur ya da hile ile gizlenmesi 

durumunda satıcının zamanaşımı hükümlerinden yararlanamayacağının da gözden kaçırılmaması 

gerekecektir.

 

   6502 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik 

haklarından tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle 

değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına 

sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici 

seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ancak kanun tarafından korunan 

sözleşme taraflarından tüketicinin yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan 

satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın 

kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri 

arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile 

hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel 

indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tesbit edilmesi 

zorunludur. Tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket 

etmek zorundadır.

 

   Yine 6502 S.Yasanın 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm 

bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır.

 

   Görüleceği üzere yasa koyucu, 11. maddenin birinci fıkrası ile tüketicinin seçimlik 

haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın 

ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için 

hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici 

insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında 

hüküm altına almıştır.

 

   Bu düzenleme ile aynı mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı TBK'nun 227/3. 

maddesinde yer verilmiş olup, buna göre, "Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması 

hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin 

indirilmesine karar verebilir." Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın 

ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı 

göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine 

dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da 

Hakime yüklemiştir.

 

   Satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur ve satıcının ayıba karşı 

tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacı; gerek 6502 sayılı TKHK'nın hükümleri 

gerekse TBK'nın 219. ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümlerine göre 

akidi olan davalıdan uğradığı zararları istemek hakkına sahiptir.

 

   13.06.2014 tarih ve 29029 sayılı Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre; 

"Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın; a) Garanti süresi içinde 

tekrar arızalanması, b) Tamiri için gereken azami sürenin aşılması, c) Tamirinin mümkün 

olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla 

belirlenmesi, durumlarında; tüketici malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini 

veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı, 

tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici 

ve ithalatçı müteselsilen sorumludur." şeklinde belirtilmiştir.

 

   Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31/10/2022 tarihli 2022/6... E- 2022/8... K Sayılı 

Kararında da değinildiği üzere; "...6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 

56/3.maddesinde; tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım 

hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken 

azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci 

maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabileceği, satıcının tüketicinin talebini 

reddedemeyeceği ve bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçının 

müteselsilen sorumlu oldukları hususu düzenlenmiş ve Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9/1.maddesinde 

de aynı hususlar tekrarlanmıştır. Her ne kadar dosyada alınan bilirkişi raporunda keşif tarihi 

itibariyle araçta herhangi bir arızanın mevcut olmadığı tespit edilmiş ve bölge adliye mahkemesince 

de malın satıcıya teslimi ile bedelinin iadesine ilişkin kabul kararının hakkaniyete aykırı 

olduğu kabul edilerek dava reddedilmişse de; dava konusu aracın, henüz 2 yıllık garanti süresi 

dolmadan birden fazla kez arızalandığı ve araçta ilk kez 02.02.2017 tarihinde ortaya çıkan 

arızanın kesin olarak 13.04.2017 tarihinde giderilerek azami tamir süresinin aşıldığı ve 

6502 Sayılı Kanun'un 56/3.maddesi gereği tüketici davacının aynı Kanunun 11.maddesinde yer alan 

seçimlik haklarını kullanabileceği açık olmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 

yanılgılı gerekçe ile bölge adliye mahkemesi tarafından davanın reddedilmiş olması usul ve 

kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde hüküm altına alındığı görülmektedir.

 

   İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;

   Davacı vekili dava dilekçesi ile, sıfır (0) km araç satım sözleşmesinden kaynaklanan, ayıp 

iddiasına dayalı, ayıpsız misli ile değişim seçimlik hakkının kullanılması istemiyle açtığı 

huzurdaki davada;

   Davalılar cevap dilekçelerinde, davaya konu araçta üretimden kaynaklanan ayıp bulunmadığını 

beyan ederek, davanın reddini talep etmişlerdir.

 

   Dosyadaki bilgi ve belgelere göre;

   *Dava konusu "C." marka, "C4 FEEL BOLD 1.2 PURETECH 130 EAT8 6.3" TİPİ 2021 model, 

   "VR7..."Şasi no'lu aracın 23/08/2021 tarihinde KDV dahil 183.142,01 TL Bedel ile davalı 

   O. Otomotiv tarafından davacıya satıldığı tespit edilmiştir.

   *UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, davaya konu aracın, davacı üzerine kayıtlı olduğu 

   görülmektedir.

   *Servis belgelerinin incelenmesinde;

   A) 20/10/2021-5 km

   Müşteri istekleri

   1-Seramik kaplama yapılsın

   2-Cam filmi yapılsın

   3-Kaput koruma yapılsın

   Yapılanlar

   1-Seramik kaplama yapıldı

   2-Cam filmi yapıldı

   3-Kaput filmi yapıldı

   4-Sistematik bakım işlemleri

   B) 28/12/2021 - 5.603 km

   Müşteri İstekleri

   1-Ön cam sileceğinin çalışma arızası

   C) 28/02/2022 -7.687 km

   Yapılanlar

   1-HVV Kampanya kapsamında güncelleme yapıldı

   D) 15/06/2022 - 11.389 km

   Müşteri istekleri

   1-BSI yazılımı

   2-Motorda yağ terletmeleri var bakılsın

   3-Kapı altlarında boya kabarmaları var bakılsın

   4-Yağ seviyesi kontrol edilsin

   Yapılanlar

   1-BSI yazılımı yapıldı

   2-Motordaki yağ terletmeleri normal

   3-Kapı altlarında sorun görülmedi

   4-Yağ seviyesi kontrol edildi, sorun yok

   E) 16/08/2022 - 14.711 km

   Müşteri İstekleri

   1-Sol arka kapı boya kabarması mevcut

   2-Sağ ön kapı boya kabarması mevcut

   3-Sağ arka kapı boya kabarması mevcut

   Tespit edilmiştir.

 

   İDM'nce, talimat yoluyla, mahkeme heyetince keşif yapılmak ve araç üzerinde inceleme 

yapılmak suretiyle, 2 makine mühendisi 1 kimyager bilirkişiden oluşan 3 kbişilik bilirkişi 

heyetinden alınan raporda özetle; "... ARAÇ ÜZERİNDE İNCELEME :

   Mahkeme heyetinin ve tarafların katılımı ile 17/04/2023 tarih saat 14:00 da Adliye 

otoparkında Dava konusu 06 C... plakalı C. C4 Feel Bold 1.2 Puretech EAT8 6.3 Marka/Model 

"VR7..." Şase no'lu aracın 25.710 km de olduğu,

   Yapılan ön inceleme ile tespit konusu aracın; sağ ve sol taraftaki dört kapının ve Bagaj 

kapağının alt iç kısımlarında korozyona/paslanmaya bağlı kabarmalar ve boya atmaları, Göğüs 

kısmında bulunan krom parçalarda da soyulmalar ve dökülmeler olduğu tespit edilmiş olup 

fotoğraflanmıştır. EK-1

   Bu tespitler üzerine aracın kaporta aksamında değişen ve/veya sonradan boyanan herhangi bir 

parçasının olup olmadığını belirleyebilmek için TSE 13805 Hizmet Yeterlilik Belgesine haiz Bir 

Ekspertiz firmasından detaylı bir ekspertiz raporu alınmasını teminen Hakimliğinize verilen 

bilgi çerçevesinde Hakimliğinizin, tarafların da katılımı ile ekspertiz işlemlerinin 

yaptırılması yönündeki kararına istinaden, davacı tarafın katılımı ile araç Adliye binası 

önündeki ön incelemeden sonra saat 15.00 sıralarında Kızılırmak Mahallesi, 1425. Cadde 16/68 

Çankaya/Ankara adresinde bulunan "Otorapor Ekspertiz"Araç Test merkezine götürülmüş, Aracın 

kaporta aksamlarının ve boyanın kontrol edilmesi sonucunda;

   Araçta herhangi bir hasar ve boyanın olmadığı (Orijinal fabrikasyon boya) tespit edilmiş 

olup; Ekspertiz raporu Ek-2 de sunulmuştur.

   TEKNİK DEĞERLENDİRME :

   Otomotiv üretiminde önemli bir proses olan boya işlemlerinin amacı sadece renklendirme 

değil, aynı zamanda;

   ✓ kasayı oluşturan sac parçaların paslanmasını önlemek ve korozyona karşı uzun ömürlü 

   olmalarını sağlamak,

   ✓ kaporta/kasa parçalarının birleşim yerlerinde sızdırmazlığı sağlamak,

   ✓ titreşim ile oluşabilecek sesi engelleyerek ses yalıtımı sağlamak,

   ✓ kasaya rengini vermek

   Bunların gerçekleşebilmesi için temel olarak uygulanan işlemler sırayla:

   ➤ yüzey işlem tüneli (yağ alma ve fosfat kaplama),

   ➤ kataforez banyosu ve fırınlanması,

   ➤ mastikleme,

   ➤ astar boya,

   ➤ son kat boya ve vernik,

   ➤ son düzeltmeler (finisyon) şeklindedir.

   Araç kaportasına uygulanan işlemler neticesinde oluşan katmanlar ve her bir katmanın um(mikron 

metre) olarak kalınlıkları, günümüzde uygulanan boya teknolojisi ile, 75 um- 150 um aralığında 

kalınlık değerlerine sahip olması gerektiği, Gerek yapılan keşif sırasında ve gerekse yapılan 

ekspertiz incelemesinde sağ ve sol da bulunan kapıların alt kısmında, bagaj kapağının alt kısmında 

boya kabarma ve dökülmelerinin olduğu, Araçlarda uygulanan boya teknolojisi ile ilgili verilen 

bilgilerden de anlaşılacağı üzere araç boyaları yekpare bir parçadan oluşmadığı, birden çok katman 

bulunduğu ve bu katmanlar farklı işlem adımlarıyla bir birinin üzerine eklenerek araç boyasını 

oluşturduğu, bu durumda boya kimyasının, hazırlanan reçetelerin hatasız olmasının yanı sıra 

boya katmanlarının da birbirine güçlü tutunarak sağlam bir boya örtüsü meydana getirmesi araç 

boyasının nihai halinden beklenen bir özellik olduğu, Somut olayda, Araç boyasının katmanları 

arasındaki tutunma gücü yetersiz kalarak boyanın dökülmesinin başladığı, var olan boya dökülmesinin 

gün geçtikçe büyüyeerek yayılacağı, bu haliyle boya dökülmesinin durdurulmasının mümkün olmadığı, 

Davalı aracın 2021 model bir araç olduğu tespit istenildiğinde aracın yaklaşık 1,5 yıldır 

trafikte olduğu, trafikte yaklaşık 1,5 yıl kalan bir aracın boya ve kaportasında taş çarpması vs. 

gibi etkilerle yıpranmalar olabileceği ancak davaya konu araçtaki 5 ayrı noktada ve dış etkenlere 

kapalı olan bölgelerde meydana gelen ve yukarıda belirtilen boya kavlamasının olağanın dışında bir 

hadise olduğu, Davaya konu araçta görülen boya soyulması dökülmesi atması problemin dışarıdan 

fiziksel/mekanik etkilerin sonucunda gelişmediği, dış darbelere açık olmayan kısımlarda boya 

atmalarının gözlendiği, araçtaki boya soyulması literatürde sıkça rastlanan boya katmanları 

arasındaki birbirini tutma özelliğinin zayıf olması ve buna bağlı olarak zaman içinde, zamana bağlı 

olarak hatanın ortaya çıkıyor olmasına bağlı olduğu, Boya atmalarının zamanla, ilerleyen 

aşamalarda kaportada korozyona/paslanmaya sebep olacağı ve bunun da kaportanın çürüyerek 

dökülmesine kadar uzanan bir süreç"e dönüşeceği, Bu tür boya hatalarının onarılmasının mümkün 

olduğu ancak ikinci el piyasasında değerinin düşeceği, değer kaybına uğrayacağı, araçta var olan 

boya ayıbının sürüş güvenliğini, konforunu direkt etkilememekle birlikte korozyon önleyici katman 

etkilenip kaporta bir şekilde çürümeye başladığında aracın ses geçirgenliğinin artacağı ve sürüş 

güvenliğini de dolaylı şekilde etkileyeceği, değerlendirilmiş olup, ilgili durum teknik anlamda 

imalat kaynaklı AYIP olarak nitelendirilmiştir. Dava konusu aracın sıfır (0) kilometre alındığı, 

üretici firma tarafından ürünün ekonomik ömrünün 10 yıl olarak verildiği dikkate alındığında 

boya katmanları arasındaki tutunma sorununun zamanla belirgin olarak ortaya çıktığı ve boya 

dökülmelerine sebep olduğu, dolayısı ile davalı araç GİZLİ AYIP olarak nitelendirilmiştir. 

Davalının ayıplı aracının ayıbını, kendi kendine, tespit etmesinin mümkün olmadığı, saç telinden 

ince bir kalınlıktaki boya hatasını görmenin/fark etmenin uzmanlık işi olduğu ve ölçüm cihazları 

gerektirdiği, var olan boya dökülmesi/atması/kavlaması ayıbının tüketici kaynaklı olmadığı 

yönünde bir görüşe varılmıştır. Konu ayıp dava konusu aracın dört kapısı ve bagaj kapısının 

orijinal muadilleriyle değiştirilmesiyle giderilebilecek niteliktedir.

 

   BEDEL İNDİRİMİ:

   Dava konusu araca benzer 2021 C. C4 Feel Bold 1.2 Puretech 130 EAT8 6.3 model 25.000 km 

Civarlarında hasarsız araçların ikinci el piyasa değerinin;

 

   İlan No      | Tarih    | Model     | KM     | Fiyat TL

   1071623093   | 21.Nis.23| Feel Bold | 26.000 | 980.000,00

   1084417785   | 10.Nis.23| Feel Bold | 22.000 | 983.000,00

   1095556313   | 27.Nis.23| Feel Bold | 25.200 | 973.900,00

   1094134922   | 20.Nis.23| Feel Bold | 21.005 | 979.000,00

 

   Ortalama olarak 978.975,00 TL olduğu, ilanlarda verilen fiyatların marjlı olduğu dikkate 

alındığında dava konusu aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 960.000,00 TL mertebelerinde 

olacağı, Hasarlı araç bedeli ise 900.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tespitlere göre 

ayıp oranı;

   İlgili bedelin nispi metoda göre tespit edilmesi (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Tarih 

26/12/1997, Ε. 1997/7...; Κ.1997/10...)

   İndirilecek Bedel = Sözleşme Bedeli - (Sözleşme Bedeli x Ayıplı Bedel/Ayıpsız Bedel)

   = 183.142,01 - (183.142,01 x 900.000,00 / 960.000,00)

   İndirilecek Bedel = 11.446,38 TL (Onbirbindörtyüzkırkaltı TL 38 Kuruş)

   Davaya konu aracın 4 kapısının ve 1 Bagaj kapağının garanti kapsamında ücretsiz olarak 

ayıpsız orijinal muadilleri ile değiştirilmiş olması şartı ile ilgili bedel indirimi, sıfır 

kilometre araç almak niyeti ile hareket eden davacının, dava konusu aracı satın aldıktan sonra 

dava konusu aracın ilgili ayıbının giderilmesi için boya kusuru tespit edilen 4 kapı, 1 Bagaj 

kapağının elektro katodik kaplaması teknik anlamda olması gerektiği gibi yapılmış olan 5 yeni 

orijinal kapı ile değiştirilmesine ve ilgili işleminin servis geçmişinde yer alacak olması sebebi 

ile aracın 2.el piyasa rayiç değeri üzerinde değer kaybına sebep olması durumuna katlanması / 

kabul etmesi için yapılacak indirim olup, davacının bu durumu kabul etmesi için satış tarihinde 

bir indirim yapılması gerektiği mütalaa edilmiş ve piyasa şartlarında yapılan araştırmalar 

doğrultusunda hesaplama yapılmıştır.

   Davalının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 11. Maddesi gereği seçimlik haklardan 

hangisinin kullanacağını açıklaması gerektiği değerlendirmesinin Hakimliğinizin takdirinde 

olduğu..." yönünde kanaatlerini bildirmiştir.

 

   İDM'nce, bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

   Davalı O. Otomotiv vekili istinaf dilekçesinde, süresinde ayıp ihbar bildiriminde bulunulmadığını 

ve davacı talebinin zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de;

   6502 Sayılı Yasanın 10. maddesi gereğince, ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir 

öneminin bulunmadığı, malın teslim ya da taşınmazın devir tarihinden itibaren zamanaşımı 

süreleri içinde 6 ay içinde bildirilen ya da dava açılan uyuşmazlıklarda malın ayıplı 

olmadığının ispat yükünün satıcıda, 6 ay sonra bildirilen ya da açılan davalarda da malın ayıplı 

olduğunun ispatının alıcıda olduğu anlaşılmaktadır.

 

   Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanun yukarıda anlatılan düzenlemeleri 

dikkate alındığında 1999/44 sayılı AB Yönergesinin 5 inci maddesinin üçüncü paragrafına uygun 

olarak, tüketici lehine getirilmiş bir ispat kolaylığı benimsenmiştir. Buna göre teslimden itibaren 

altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ya 

da hizmetin ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bir malın altı ay boyunca sorunsuz 

çalışması, hayatın olağan akışına uygun olarak kabul edilmiş ve bu süre içinde mal yine de 

bozulmuşsa, kaynağında yani teslim anında var olan bir ayıbın yattığı sonucuna varılmıştır. 

Kuşkusuz satıcının bunun aksini ispat etmesi imkânı her zaman vardır. Yine kanun gerekçesinde 

açıkça vurgulandığı üzere ayıplı malda tüketicinin seçimlik haklarından faydalanabilmesi için 

ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğü kaldırılmıştır. Nitekim tüketicinin 

seçimlik haklarından birini kullandığı yönünde satıcıya her halükarda bildirimde bulunması 

gereğinin olması, bunun öncesinde ayrıca bir de ayıbı ihbar etmesi zorunluluğunu anlamsız 

kılmaktadır. 6502 sayılı Kanunun 12. maddesinde yer alan düzenlemeye göre tüketici taşınır 

mallarda 2 yıllık, taşınmaz mallarda 5 yılllık zamanaşımı süresi içinde ayıbı tespit ettiği 

sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir. Ayıbın çok erken bir safhada tespit edilmiş 

olmasına rağmen tüketicinin uzun bir süre seçimlik haklarını kullanmamış olması duruma göre 

Türk Medenî Kanunu'nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bir hakkın kötüye 

kullanılması itirazı ile karşılaşabilecektir.

 

   Bu durumda, davaya konu aracın 23/08/2021 tarihinde davalı O. Otomotiv'den satın alındığı, 

ilk defa 15/06/2022 tarihinde ve takiben 16/08/2022 tarihinde olmak üzere, kapılarda boya 

kabarması şikayeti ile yetkili servise başvuruda bulunduğu ve 15/11/2022 tarihinde huzurdaki 

davanın açıldığı anlaşılmakla, 6502 Sayılı Yasanın 12. Maddesi uyarınca, 2 yıllık zamanaşımı 

süresi içinde iş bu davanın açıldığı, yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 6502 

sayılı yasa ile birlikte ayıp ihbar bildirimi yükümlülüğü kaldırılmış olduğu ve davalı tarafça, 

davacının seçimlik hakkını kullanmasında kötüniyetli olduğu yönünde herhangi bir delil 

sunulmadığı dikkate alındığında, davalı O. Otomotiv vekilinin zamanaşımının dolduğu ve ihbar 

bildiriminde bulunulmadığı yönündeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

 

   Somut olayda, davacının tüketici ve davalı O. Otomotiv... şirketinin satıcı, diğer davalı 

S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nin üretici/ithalatçı olmaları sebebiyle, 6502 sayılı 

yasanın 11. Maddesi uyarınca, davacının, ayıp nedeniyle, ayıpsız misli ile değişimi istemine 

ilişkin seçimlik hakkını, davalılara yöneltmesinin mümkün olduğu, bu nedenle, davalıların 

huzurdaki davada pasif husumetlerinin mevcut olduğu, araç üzerinde teknik inceleme yapmak 

suretiyle, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, somut uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerden 

oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan rapor ile gizli ayıplı olduğu belirlenen araçta, 

sağ ve sol taraftaki dört kapının ve Bagaj kapağının alt iç kısımlarında korozyona/paslanmaya 

bağlı kabarmalar ve boya atmaları, Göğüs kısmında bulunan krom parçalarda da soyulmalar ve 

dökülmeler olduğu, araçta herhangi bir hasar ve boyanın olmadığı (Orijinal fabrikasyon boya), 

araç boyasının katmanları arasındaki tutunma gücü yetersiz, kalarak boyanın dökülmesinin 

başladığı, var olan boya dökülmesinin gün geçtikçe büyüyeerek yayılacağı, bu haliyle boya 

dökülmesinin durdurulmasının mümkün olmadığı, davaya konu araçtaki 5 ayrı noktada ve dış 

etkenlere kapalı olan bölgelerde meydana gelen boya kavlamasının olağanın dışında bir hadise 

olduğu, davaya konu araçta görülen boya soyulması dökülmesi/ atması problemin dışarıdan 

fiziksel/mekanik etkilerin sonucunda gelişmediği, dış darbelere açık olmayan kısımlarda boya 

atmalarının gözlendiği tespit edilmiş olup, bu arızaların aracın tesliminden itibaren iki 

yıllık zamanaşımı ve garanti süresi içinde meydana geldiği dosyadaki delillerden anlaşıldığına 

göre, araçtan faydalanamamanın süreklilik arz ettiğinin kabulü gerektiği, davacının sıfır 

kilometre aldığı aracı bu şekilde kabul etmeye ve kullanmaya zorlanamayacağına ve üründen 

beklediği faydayı sağlamasının mümkün bulunmamasına, 6502 sayılı Kanun'un 11.maddesi 

koşullarının da gerçekleşmiş bulunmasına göre, davacının ayıplı malın ayıpsız misliyle 

değiştirilmesi seçimlik hakkını kullanabileceği anlaşılmakla, yerel mahkemece yazılı şekilde 

karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, davalılar vekillerinin istinaf 

başvuruları ayrı ayrı yerinde değildir.

 

   Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; 

dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 

sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf 

incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına 

uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik 

bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK/353.1.b.1 maddesi 

gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki 

hüküm kurulmuştur.

 

   HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

   1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince ayrı ayrı 

   ESASTAN REDDİNE,

   2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı 

   lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

   3-Alınması gerekli 12.510,43 TL ilam harcından peşin alınan 3.128,00 TL harcın mahsubu ile 

   bakiye kalan 9.382,43 TL'nin davalı S. Otomotiv Paz. A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   4-Alınması gerekli 12.510,43 TL ilam harcından peşin alınan 3.128,00 TL harcın mahsubu ile 

   bakiye kalan 9.382,43 TL'nin davalı O. Otomotiv Tic.San.Ltd.Şti.'den tahsili ile hazineye 

   gelir kaydına,

   5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 

   uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

   6-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

 

   Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu 

açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 22/04/2026 tarihinde oy birliği ile 

karar verildi.

 

      BAŞKAN                  ÜYE                     ÜYE                  KATİP

      A. K.                   J. Ü.                   M. O.                S. D. G.

     (35849)                 (153337)                (35951)              (228971)

   Ö. K.              N. A. U.         B. Y.            H. K.            F. T.

 

 

 

T.C.

                              İSTANBUL ANADOLU

                            7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                                  GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO           : 2022/8... Esas

KARAR NO          : 2023/1...

 

HAKİM             : T. K. 179257

KATİP             : R. D. 242262

 

DAVACI            : F. K. - 40895106104 Cumhuriyet Mah. Sahil Sk. No:4 İç Kapı No:2 

                    Silivri/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS

 

DAVALI            : 1- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - 0729015415800013 Barbaros 

                    Mah. Begonya Sk. Nidakule Ataşehir Batı Apt. No:1/2 Ataşehir/İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS

 

DAVALI            : 2- Ç. OTOMOTİV ANONİM ŞİRKETİ - 0242032709100011 Göztepe Mah. 

                    İnönü.Cad. No:114/1/Z-1 Bağcılar/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. N. Ç. - [16113-11481-67660] UETS

 

DAVA              : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından 

                    Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ       : 25/08/2022

KARAR TARİHİ      : 24/10/2023

 

 

   Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı 

Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

 

   GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

 

   Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil 04.10.2021 tarihinde davalı bayi yetkili 

satıcıdan (Ç. ... A.Ş) sıfır (-0-) km C. C4 Shine 1.2 Puretech 130 Eat8 6.3 marka aracı satın 

aldığını, araca 34 E... nolu plaka takıldığını, müvekkil aracı kullanmaya başladıktan bir süre 

sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta bir çok ayıp ve problemler ortaya çıktığını, araçta ortaya 

çıkan ayıp ve problemlerin bir kısmının hız sabitleme arızası, çarpışma asistanı arızası, tavan 

kamerası arızası, radar sensörü arızası, adaptif cruze control arızası, aracın esp sistemi 

arızası, olduğunu, bütün bunların dışında araçta paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmaları 

da meydana geldiğini, bu kabarma ve paslanmaların aracın tamamında mevcut olduğunu, bunun dışında 

aracın farklı yerlerinde yine soyulmalar ve bir dizi başka sorunlar meydan gelmeye başladığını, 

aracın iç dış aksamı, kaporta, boya, metal bölgeler vs de soyulma kabarma korozyon vs. gibi araç 

kullanımı ve konforu giderek aracın değerini etkileyen ayıp ve problemler tek tek bilirkişi 

incelemesi esnasında gösterileceğini, müvekkil araçtaki her problemi ortaya çıkar çıkmaz derhal 

aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisler bir takım parça değişiklikleri v.s gibi tamir 

yöntemleri uygulamışlarsa da araçtaki ayıp ve problemlerin giderilemediğini, aracın bir çok 

parçasının söküldüğünü ve değiştiğini, yetkili servis araçta oluşan çürüme- paslanma içinde 

bu yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre ilettiğini, akabinde kendisine bazı kısımların 

boya-tamir işlemi önerildiğini, ancak müvekkilin -0- km aldığı aracın bu kadar kısa sürede 

boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin artabileceğini de 

öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu 

teklifi kabul etmediğini, aracın boya atması, kabarması, çürüme-paslanma durumu ile ilgili 

davalıların elindeki yetkili servis raporlarında tüm bilgiler mevcut olduğunu, müvekkile 

kusurlu-ayıplı araç satılmasına rağmen bu konuda müvekkile hiçbir bilgi verilmediğini, zira 

davalılar bu araçlardaki bu problemleri bilmekte olduklarını, müvekkil tüketicinin maldan beklediği 

faydanın ortadan kalktığını, zira araçta herhangi bir şekilde boya veya paslanmalara müdahale 

veya bazı parçaların değişimi aracın orijinalliği ortadan kaldıracağı için -0-km orijinal bir 

araç kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilin maldan beklediği fayda ortadan tamamen 

kalkacağını, ayrıca aracın tüm kapılarının değişmesi ikinci el otomobil piyasasında aracın 

değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü, bir diğer önemli nokta da çürüme-paslanma sorununun boya 

kabarması ile başladığını sonrasında ise ilgili bölgenin paslanarak çürüdüğünü sorunun sadece 

kapılarla sınırlı olmadığını ilk başta belirtilen lokal problemin aracın diğer tüm bölgelerinde 

de görülmesi ile sorun tekraren yaşandığından kapıların değişmesinin dahi sorunu ortadan 

kaldırmayacağını, bunun dışında aracın radar sensörü, cruze control, ESP, kamera sistemi ve 

çarpışma önleyici sisteminde ortaya çıkan problemler aracın elektronik sisteminde ciddi 

problemler olduğunu ortaya koyduğunu, bu da müvekkilin araca güvenini ciddi olarak ortadan 

kaldırdığını, zira hiç kimse elektronik sisteminde ciddi sorunlar olan araca güvenmesinin 

beklenemeyeceğini, müvekkil tüketici bu nedenle can ve mal güvenliğini sağlayacak bir araca sahip 

olmadığını, davada zamanaşımı problemi bulunmadığını, dava konusu araçtaki gizli ayıp 

konusunda davalı tarafın bilgisi bulunduğu halde bu konuda müvekkile herhangi bir bilgi 

verilmediğini, davalı tarafın bu araçlarda yaşanan imalattan kaynaklı paslanma problemi ile 

ilgili bilgisinin olduğunu, çünkü en azından bir çok mahkeme kararında dahi bu problemin 

imalat hatası olduğu kabul edilmesi yanında bu konuda davalı taraflara bir çok başvurunun 

da mevcut olduğunu, davalı taraflar bildiği gizli ayıpla ilgili olarak tüketiciyi davacıyı 

uyarmadığını ve aydınlatmadığını, bu şekilde hile ve ağır kusurla ayıpların gizlenmeye 

çalışıldığını, bu nedenle 6502 Sayılı Kanunun 12/3 3.fıkrası maddesi gereğince davalının 

zamanaşımı savunması yapmasının mümkün olmadığını, kaldı ki dava konusu araca ait garanti 

belgesinden de görüleceği üzere davalı tarafça araca 10 yıl paslanmazlık garantisi tanındığını, 

aracın paslanmazlık garantisi halen devam ettiğini, aracın 2 yıllık normal garantisinin de 

devam ettiğini, aynı marka ve model bir araçtaki aynı nitelikteki gizli ayıp (kapılarda 

paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkil adına açılan İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 

2017/7... E. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019 tarihli ilamı ile aracın gizli ayıplı olarak 

kabulü ile aracın misli ile değişimine karar verildiğini, verilen karar İstanbul Bölge Adliye 

Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε. 2021/1... K. Sayılı Ve 23/09/2021 tarihli Karar 

İlamı Ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/8... E. 2021/1... K. Sayılı Ve 23.12.2021 Tarihli 

Kararları İle İncelenerek Yani Deracattan Geçerek Onanmış Ve Kesinleştiğini, aynı marka ve 

model ve aynı araçta yaşanan aynı nitelikteki gizli ayıp nedeni ile verilen bu karar gibi 

iş bu davanında kabulünün gerekeceğini, bu nedenle bahsedilen mahkeme dosyası getirilerek ve 

orada bulunan istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması 

gerektiğini, gizli ayıplı 34 E... plaka, VR7... şase no'lu C. C4 Shine 1.2 Puretech 130 EAT8 

6.3 marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara 

ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini yargılama giderleri ve vekalet 

ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

   Davalı Ç. Otomotiv vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin adresinin "Göztepe 

Mah. İnönü Cad. No.114/1/Z-1 Bağcılar/İSTANBUL" olması nedeniyle işbu davada Bakırköy Tüketici 

Mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenle davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, müvekkil 

şirketin dava konusu aracın satış işlemini yapmadığını, üretimden kaynaklandığı iddia olunan 

bir ayıba karşı sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, davaya husumet yönünden itirazlarının 

bulunduğunu, davacı dava konusu aracı 04.10.2021 tarihinde satın aldığını, dava konusu araç 

ayıptan ari olarak kusursuz bir şekilde davacıya 18.10.20221 tarihinde teslim edildiğini, 

aracın teslimi esnasında davacı, aracı kontrol ve muayene ettiğini, aracı sorunsuz aldığına 

dair teslim ve tesellüm belgesi imzaladığını, bu nedenle gizli ayıp iddialarına itiraz 

ettiklerini, dava konusu araç, müvekkil şirketin yetkili servisine 09.02.2022 tarihinde; aracın 

hız sabitleme ve çarpışma asistanı ikazı yanıyor şikayeti ile getirildiğini, müvekkil şirket 

tarafından yapılan inceleme ve tespitler sonucunda kodlama işlemleri yapılarak garanti 

kapsamında ücretsiz olarak davacıya aracın teslim edildiğini, aynı zamanda tavan kamerasının 

değiştirildiğini, 24.05.2022 tarihinde, otomotik hız sabitleme sisteminin devreye girmediği 

şikayeti ile dava konusu aracın müvekkil şirketin servisine getirildiğini ve sorunun 

giderildiğini, 21.06.2022 tarihinde ise boya kabarması şikayeti ile yine servise araç 

getirildiğini ve yapılan kontrollerde bir sorun görülmediğini, davaya konu araç ilk defa yeni 

ve sıfır olarak satıldığından 2 yıllık garanti kapsamında olduğunu, bu süre zarfında periyodik 

bakım ve kontrollerin garanti yönetmeliğine göre yapıldığını, davaya konu aracın, teknolojik 

donanımlara sahip olduğundan dolayı zaman zaman kontrollerin ve kodlamaların yapılması 

gerektiğini, davacının şikayetine konu olan işlemlerin arz edilen gerekçeler kapsamında 

değerlendirilmesi gerektiğini, bu tür şikayetlerin aracın ayıplı olması anlamına gelmediğini, 

aracın satın alındıktan sonra kazaya karışıp karışmadığının da taraflarınca bilinmediğinden 

tramer kayıtlarının da araştırılması gerektiğini, bu nedenle Sigorta Bilgi ve Gözetim 

Merkezi'ne müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle 

birlikte tavandaki boyanın dökülmesinin varlığının kabulü halinde dahi sadece boyanın 

dökülmesi nedeniyle aracın misli ile değişiminin talep edilmesinin orantısız olduğunu, 

hakkaniyete de aykırı olduğunu, kaldı ki araçlarda boya kalınlığının değer kaybına neden 

olmadığını, davanın yetki, husumet ve terditli olması yönünden usulden reddini, neticede 

haksız davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa 

ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı S. Otomotiv Paz. A.ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin 

zamanaşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek 

üzere davacı yan, "aracın kaportasında boya problemi ve araçta elektronik arıza" meydana 

geldiği iddiasında bulunmuş ve fakat Müvekkil Şirkete süresinde bir bildirim yapılmamıştır. 

Zira Türk Borçlar Kanunun 223. maddesi: "Alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına 

göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp 

gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği 

takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. (...) Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, 

hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." 

şeklinde olmakla, kanunun lafzında yer alan "hemen" bildirim yapılması koşulunun yerine 

getirilmediğinin açık olduğunu, dolayısıyla, bildirim yükümlülüğüne uymamış olan davacı yanın, 

soyut iddialarının ve taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep etme zorunluluğunun 

hasıl olduğunu, öte yandan davacı yanın, "aracın 0 kilometre ayıpsız misli ile değiştirilmesi" 

talebinin dayanağının taraflarınca anlaşılmadığını, usule ilişkin itirazların saklı kalması 

kaydıyla, huzurdaki davanın esasa ilişkin sair nedenlerle de reddine karar verilmesi gerektiğini, 

davacı yanın hiçbir iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, dürüstlük kuralına ve hakkaniyete 

aykırı talepleri kabul edilemeyeceğini, zira dava konusu araç 1 yıldan uzun bir süredir 

trafikte olduğunu, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz 

kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki bir 

iddia hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, huzurdaki dava konusu araçta 

üretim kaynaklı bir problemin bulunmadığını, kaldı ki davacı yan, dava konusu aracın trafiğe 

çıkış tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia 

ettiklerini, uzun bir süredir kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz kaldığı bilinmeyen bir 

aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki iddia, hayatın olağan akışına 

aykırı olduğunu, Müddei iddiasını ispatla mükellef olduğunu, öte yandan dava konusunun otomobil 

olması nedeniyle, aralarında boya konusunda uzman bir kimya mühendisinin de bulunması 

sağlanarak, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi 

heyeti oluşturulmasını ve müvekkil şirket'in de katılımı ile birlikte keşif yapılmak suretiyle 

iddia edilen hususların incelenmesini, huzurdaki dava konusu araçta görsel bir problem 

olduğuna ilişkin iddianın, aracın kullanımını etkilemediği ve araçtan beklenen faydayı 

azaltmadığı ve dahi araçtan yararlanmayı engellemediği ez cümle, aracın kullanımını araçtan 

fayda sağlanmasını etkileyecek bir iddia olmadığı hususunun izahtan vareste olduğunu, dava 

konusu araçta, davacı yanın dava konusu araçtan yararlanmasını etkileyen veya aracın değerini 

ortadan kaldıran hiçbir problem söz konusu olmadığını, zira davacı yan, araçta görsel olarak 

bir sorun olduğunu iddia ettiğini, aracın ayıplı olmaması bir yana, görsel bir kusur olduğu 

yönündeki iddianın varlığı dikkate alındığında, aracın kullanımının hiçbir şekilde 

etkilenmediğinin açık olduğunu, davacı yan hali hazırda araçtan fayda sağlamaya devam ettiğini, 

iş bu husus, dava konusu aracın 1 yıldan uzun bir süredir ve halen sorunsuz bir biçimde 

kullanılıyor olması ile de sabit olduğunu, dava konusu aracın mevzuatın izin vermesi 

neticesinde emsallerine nazaran daha ucuza alınmış olması karşısında, huzurdaki davanın 

tamamıyla fatura bedeli esas alınarak yürütülmesi gerektiğini, aksi bir durumun hukuka ve 

hakkaniyete açıkça aykırı olacağını, ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla, böyle bir aracın 

misli ile değişimine karar verilmesi ihtimali davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet 

vereceğini, zira bu ihtimalde davacı yan, güncel mevzuat nedeniyle fiyatı dolayısıyla ÖTV 

muafiyetli alamayacağı bir aracı, alabiliyor hale geleceğini, arz ve izah edilen nedenlerle, 

huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, dava konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye 

sunulmadan davacı tarafın talebi doğrultusunda karar verilemeyeceğine ve dava konusu aracın 

kullanımından doğan değer kaybının araştırılması gerektiğini, hukuka, usule ve Yargıtay 

kararlarına aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve 

yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanak örneği, araç ruhsatı, araç faturası, bir 

kısım servis kayıtları, araç fotoğrafları ile deliller dosya kapsamına sunulmuştur.

 

   Davalı Ç. vekili tarafından araç faturası, sıfır araç satışı bilgilendirme formu, araç 

teslim fişi, servis kayıtları ile deliller dosya kapsamına sunulmuştur.

 

   Davalı Ç. Otomotiv Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak dava konusu aracın servis kayıtları 

celp edilmiştir.

 

   Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak dava konusu 34 E... plaka sayılı 

aracın TRAMER kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde aracın davacı uhdesinde olduğu sürede bir 

kazaya karışmadığı anlaşılmıştır.

 

   Dosyada deliller toplanmış dosya öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine 

tevdi edilmiş, 12/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sıfır olarak satın alınan ve 

yukarıda bilgileri verilen 34 E... plakalı, C. C4 Shine Puretech, 130 EATS 6.3 AB Haçbek 2021 

model otomobilin, satın alınma sonrası, yukarıda belirtilen boya ve diğer hasarlarla ilgili 

olarak; aracın davacı tarafından davalıdan 04.10.2021 tarihinde satın alındığını, kullanım 

hatasından kaynaklanmayan, ortalama bir tüketicinin gözle yapacağı inceleme ile aracın sıfır(0) 

araç olarak bayisinden ilk satın alınması esnasında farkına varılması mümkün görülmeyen, 

zamana bağlı olarak sonradan ortaya çıkan, aracın değerini önemli ölçüde azaltan, satın alma 

öncesi alıcı tarafından söz konusu hata ve arızaların olabileceği hakkında bilgisi ve şüphesi 

düşünülmeyen, satın aldıktan sonra hala devam etmekte olan özellikle boya kusuru ve bir türlü 

düzeltilemeyen adaptif cruze kontrol arızası nedeniyle 6502 sayılı T.K.H.K.'nun 8. maddesi 

kapsamında gizli ayıplı mal niteliğinde olduğunu, bu problemlerden 4.2. Bölümde belirtilen 3 

kapı ve bagaj kapağında ki ayıplar nedeniyle araçtaki güncel değer kaybının 66.889,17 TL ve 

bunun 25.08.2022 dava tarihinde ki karşılığının 54.641,89 TL olduğunu, satıcı firma tarafından 

düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının (ve ayıbının) giderilebilmesi için 

gerekli olan Adaptif Cruze Kontrol Sistemi değişimi ve montajı maliyetinin ise mahkeme 

tarafından, müzekkere ile, dava konusu aracın yetkili servislerinden öğrenilebileceğinin görüş 

ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

 

   Anılan rapor içerdiği ayrıntılı açıklamalar ve varılan sonuç itibari ile denetime elverişli 

ve hüküm kurmaya yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.

 

   Dava; davacı tarafından satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak açılan 

malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.

 

   Dosya kapsamından dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davacı 

tarafından davalılardan Ç. Otomotiv Anonim Şirketi'nden 183.731,11 TL'ye 04.10.2021 tarihinde 

satın alındığı anlaşılmaktadır.

 

   Satış tarihi itibari ile uygulanması gereken 6502 Sayılı Kanun'un 8. maddesine göre; "Ayıplı 

mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun 

olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye 

aykırı olan maldır."

 

   "Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam 

ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından 

bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların 

kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya 

ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul 

edilir."

 

   6502 Sayılı Kanun'un 9. maddesine göre; "Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak 

tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür."

 

   6502 Sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiş olup, buna 

göre; "Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, satılanı geri vermeye hazır 

olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim 

isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere 

satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile 

değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih 

ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür."

 

   6502 Sayılı Kanun'un 11/2. Maddesine göre "Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile 

değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların 

yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici 

veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat 

ettiği takdirde sorumlu tutulmaz"

 

   Yapılan açıklamalardan sonra dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ve hükme esas 

alınan bilirkişi heyet raporu dikkate alındığında; dava konusu aracın bilirkişi heyeti tarafından 

yapılan 27/04/2023 tarihli incelemesinde aracın sol ön kapısının iç kısım en alt bölümünde, 

sol arka kapısının iç kısım en alt bölümünde, sağ arka kapı iç kısım en alt bölümünde ve bagaj 

kapağının iç kısım sol arka köşesinde gözle seçilebilen boya kabarmaları ve yer yer hafif atma 

ve renk değişikliklerinin meydana geldiğinin tespit edildiği, söz konusu kabarmaların 

06.08.2022 tarihinde C. Ç. servisinde kayda geçirildiği ve boya ile ilgili bir tamir 

yapılmadığı, aracın bilirkişi heyeti tarafından yapılan 27.05.2023 tarihli incelemesinde ise 

kabarma ve paslanmaların aynı bölgelerde ilerlemiş olduğu ve dökülmelerin gerçekleştiğinin 

tespit edildiği, özellikle sol arka kapının alt kısmındaki bölgede, kahverengi paslanmaların ve 

dökülmelerin bariz olarak görülmesinden, boyama öncesi, metal yüzeyinin imalat hatası olarak iyi 

hazırlanmadığı, bu nedenle oksitlenmenin ilerleyerek hacimce genişlemeye neden olan kahverengi 

pas oluşturduğu, hacim artışının üstündeki boya tabakasında önce kabarma ve sonrasında da 

dökülmelere yol açtığının tespit edildiği, zamanla bu bölgelerde ve boyama öncesi metal yüzeyi 

hazırlığının iyi yapılmadığı diğer bölgelerde benzer paslanma, kabarma ve dökülmelerin olacağı, 

yapılan tetkiklerde, kabarmaların ve atmaların olduğu kapıların iç kısımlarında kabarma 

olmayan bölgelerin boya kalınlıklarının ölçüldüğü ve sol ön kapının iç kısmında boya kalınlığı 

için 58-60 mikrometre aralığında, sol arka kapı iç kısmı için 52-56 mikrometre, sağ arka 

kapı iç kısmı için 45-47 mikrometre değerleri arasında ölçümler elde edildiği, yapılan ölçümler 

sonrasında boya kalınlıkları arasında % 3-7 arasında kalınlık farkı olduğu tespit edildiği 

ve orijinal kapılardaki kabarmaların ve atmaların, kullanıcı hatasından değil de, imalat 

hatasından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, yine rapor içeriğinde göre dava konusu araçta 

satıcı tarafından düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının mevcut olduğu, anılan 

hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu, 

davacının sıfır olarak satın aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında aracı 

kullanmaya zorlanamayacağı, bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların önemi ve 

özellikle boya ayıbının ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda 

orantısızlığın olmadığı ve davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği 

anlaşıldığından ve davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın kabulü ile 

Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve müteselsilen 

sorumlu olmak üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu 

aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara iadesine, aracın 

sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 uygulanmasına karar 

verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

 

   HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

 

   1-Davanın kabulüne;

   Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve 

müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,

   Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara 

iadesine,

   Aracın sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 UYGULANMASINA,

   2-Alınması gereken 12.550,67 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve 

müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   3-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 

A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 29.396,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken 

ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   4-Davacı tarafından yapılan toplam 6.762,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken 

ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   5-Dava öncesinde hazineden karşılanan 840,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan 

müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde 

yatıran tarafa iadesine,

 

   Dair; davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın 

tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi 24/10/2023

 

            KATİP 242262                                  HAKİM 179257

              e-imza                                         e-imza

 

T.C.

                          İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

                               46. HUKUK DAİRESİ

 

DOSYA NO          : 2024/4...

KARAR NO          : 2024/1...

KARAR TARİHİ      : 07/11/2024

 

BAŞKAN            : G. A. (37535)

ÜYE               : B. T. Y. (40221)

ÜYE               : Y. K. (196055)

KATİP             : E. C. (242973)

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                          BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ         : İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

TARİHİ            : 24/10/2023

NUMARASI          : 2022/8... Esas 2023/1... Karar

 

DAVACI            : F. K. -40895106104- Cumhuriyet Mah. Sahil Sk. No:4 İç Kapı No:2 

                    Silivri/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. YUSUF AYIK- [16697-96465-64467] UETS

 

DAVALI            : 1 -Ç. OTOMOTİV ANONİM ŞİRKETİ Göztepe Mah. İnönü.Cad. 

                    No:114/1/Z-1 Bağcılar/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. N. Ç. [16113-11481-67660] UETS

 

DAVALI            : 2-S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ Barbaros Mah. Begonya Sk. 

                    Nidakule Ataşehir Batı Apt. No:1/2 Ataşehir/ İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS

 

DAVANIN KONUSU    : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından 

                    Kaynaklanan)

 

KARAR YAZIM TARİHİ: 07/11/2024

 

   Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde 

verilen karara ilişkin davalı ve diğer davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi 

üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve 

kağıtlar okundu.

 

   GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

 

   Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme doğrultusunda satılan malın ayıplı olup olmadığı 

ve tüketicinin ayıpsız misliyle değişim hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir.

 

   Davalılar; davanın reddini talep etmiştir.

 

   İlk derece mahkemesince;

   "dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu, davacının sıfır olarak satın 

aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında aracı kullanmaya zorlanamayacağı, 

bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların önemi ve özellikle boya ayıbının 

ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda orantısızlığın olmadığı ve 

davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği anlaşıldığından ve 

davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın kabulü ile Dava konusu 34 E... 

plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak 

üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu aracın davacı 

tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara iadesine, aracın sıfır kilometre 

yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 uygulanmasına karar verilmiş,

   "Davanın kabulüne; Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar 

müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE 

DEĞİŞTİRİLMESİNE, Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış 

şekilde davalılara iadesine, Aracın sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde 

İİK. m. 24 UYGULANMASINA," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

 

   İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalılarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

 

   Davalı Ç. Otomotiv vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin eksik ve 

hatalı karar verdiğini, dosyadaki keşif ve bilirkişi incelemesinin, mahkeme ara kararına aykırı 

olarak gerçekleştirildiğini, tarafların keşfe katılımının sağlanmadığını, huzurdaki dava konusu 

araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, zira dava konusu aracın 2 yıldır trafikte 

olduğunu ve keşif tarihi itibariyle 18 bin kilometreden fazla yol yaptığının tespit olunduğunu, 

davacı yanın ayıpsız misli ile değişim talebinin; taraflar arasındaki menfaat dengesini açıkça 

sekteye uğrayacak, orantılılık ilkesine ve hakkaniyete aykırılık teşkil edecek ve sebepsiz 

zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğunu, zira dava konusu aracın halen davacı 

tarafından sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, öyle ki dava konusu aracın kullanılmasını 

etkileyecek herhangi bir problem bulunmamaktadır. Davacı yan, araçtan fayda sağlamaya devam 

ettiğini, nitekim herkesin, haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu, 

(Medeni Kanun m.2) Zira bir talepte bulunulurken, objektif iyiniyet kurallarının hak ve 

menfaatler dengesinin gözetilmesi gerekecektir. Davacı yanın talepleri, dürüstlük kuralına 

açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin zarara uğramasını önlemek amacıyla öncelikle 

tehiri icra kararı verilmesini, neticede usule ve yasaya aykırı olan İstanbul Anadolu 7. 

Tüketici Mahkemesi'nin 24.10.2023 tarihli, 2022/8... E. ve 2023/1... K. Sayılı kararının 

kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda davanın reddine karar 

verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı S. Otomotiv Paz. A.ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, 

eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde karar verildiğini, dava konusu araçta 

üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalar 

bulunduğunu, yerel mahkemece itirazları doğrultusunda ek rapor dahi aldırılmadığını, yerel 

mahkemece verilen kararın, eksik inceleme neticesinde verildiğini, dosyadaki keşif ve bilirkişi 

incelemesinin, yerel mahkeme ara kararına aykırı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili 

şirketin keşfe katılımının engellendiğini, dava konusu araç hakkında bilirkişi tarafından 

belirlenen değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu, hükme esas alınan raporun denetime elverişli 

olmadığını, dava konusu araçta; kullanımı ve faydalanmayı etkileyen bir problem 

bulunmadığından, yerel mahkeme kararı ölçüsüz olup, hak ve menfaat dengesi ile bağdaşmadığını, 

kullanıma dayalı değer kaybının hesaplanması ve müvekkil şirkete iadesi gerekirken bu yönde bir 

karar verilmemesi hatalı olduğunu, yerel mahkemece kullanımdan kaynaklanan değer kaybının 

tespit edilerek müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini, bu yöndeki talep ve 

beyanlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmamasının ve inceleme yapılmamasının, 

hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu nedenle de kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.

 

   İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe,

   Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme doğrultusunda satılan malın ayıplı olup olmadığı ve 

tüketicinin ayıpsız misliyle değişim hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir.

 

   İlk derece mahkemesince davaya konu olan aracın ayıplı olduğu ve davacının seçimlik 

haklarını kullanma şartlarının oluştuğundan bahisle ayıpsız misliyle değişim talebinin kabulü 

yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

 

   Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 04/10/2021 tarihinde yapıldığı 

anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması 

gerektiği görülmüştür.

 

   6502 sayılı kanunun 8. maddesinde "(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca 

kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması 

gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

   (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da 

reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı 

tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili 

olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları 

azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da 

ayıplı olarak kabul edilir."

 

   6502 sayılı kanunun 11. maddesinde " malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

   a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

   b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

   c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere 

   satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

   ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

   seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi 

   yerine getirmekle yükümlüdür.

   (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya 

   ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda 

   satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi 

   tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu 

   tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.

 

   6502 sayılı TKHK'nın 56/3 gereğince, "Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen 

seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması 

veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması 

hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin 

talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı 

müteselsilen sorumludur." şeklinde düzenleme mevcuttur.

 

   13.06.2014 tarihli ve 29029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte 

bulunan Garanti Belgesi Yönetmeliğinin 9. maddesinde; " (1) Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını 

kullanması halinde malın; a) Garanti süresi içinde tekrar arızalanması, b) Tamiri için gereken 

azami sürenin aşılması, c) Tamirinin mümkün olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, 

üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi, durumlarında; tüketici malın bedel 

iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini 

satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi 

durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. (2) Malın ayıpsız misli ile 

değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici, 

sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. 

Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın 

tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır."

 

   tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek 

zorundadır. TMK'nın 2. ve BK'nın 202/2 (TBK'nın 227/3.m.) maddeleri gereğince hakkaniyete ve 

taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesi nazara alınarak sözleşmenin ayakta tutulması 

sağlanırken, varlığı tespit ile kabul edilen ayıp nedeniyle tüketicinin bir kayıp veya zarara 

uğramasının da önüne geçilmesi de hedeflenmiştir.

 

   Davacının 04/10/2021 tarihinde davaya konu aracı davalı bayi yetkili satıcı Ç. Otomotiv 

A.Ş' den satın aldığı, diğer davalı S. Otomotiv Pazarlama A.Ş.' in ise aracın ithalatçısı 

konumunda olduğu anlaşılmaktadır.

 

   Davacı davaya konu aracın 0 km alındığını, henüz kullanmaya başladıktan sonra 1 yıl dahi 

geçmeden araçta birçok problemin ortaya çıktığını, araçta hız sabitleme arızası, çarpışma 

asistanı arızası, tavan kamerası arızası, radar sensörü arızası, adaptif cruze kontrol 

arızası, aracın ESP sistemi arızasının bulunduğunu, bütün bunların dışında araçta paslanmalar, 

boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, problemler ortaya çıkar çıkmaz aracı 

yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisçe bir takım parça değişiklikleri vs. gibi tamir 

yöntemleri uygulanmışsa da; araçtaki ayıp ve problemlerin giderilmediğini, eldeki davayı 

açmak zorunda kaldığını iddia etmektedir.

 

   Davalı Ç. husumet itirazları bulunduğunu, aracın ayıpsız bir şekilde davacıya teslim 

edildiğini, davacının sorun olarak bildirdiği hususlar hakkında yapılan incelemede tespitler 

sonucunda kodlama işlemi yapılarak garanti kapsamında aracın onarıldığını, tavan kamerasının 

değiştirildiğini, otomotik hız sabitleme işlemine ilişkin sorunun giderildiğini, boya kabarması 

ile ilgili yapılan kontrollerde bir sorun görülmediğini savunmuş, davalı S. cevap 

dilekçesinde, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davaya konu araçta hiçbir şekilde ayıp 

bulunmadığını, davacı tarafından süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, müddeinin 

iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, aracın kullanımının hiçbir şekilde etkilenmediğinin açık 

olduğunu, araçtan fayda sağlanmaya devam edildiğini, aracın mevzuatın izin verme neticesinde 

emsallerine nazaran daha ucuza (ÖTV muafiyeti) alınmış olması sebebiyle huzurdaki davanın 

tamamıyla fatura bedeli esas alınarak yürütülmesi gerektiğini, böyle bir aracın misli ile 

değişimine karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olacağını, yine aracın davacı elinde 

iken geçirmiş olduğu kaza varsa bunların belirlenmesi, araç üzerinde herhangi bir takyidat 

varsa bunların tespit edilmesi gerektiğini savunmuştur.

 

   İlk derece Mahkemesince taraf delillerinin toplandığı, yapılan keşif sonrasında alınan 

bilirkişi raporunda bilirkişilerce yapılan incelemede, davaya konu aracın 04/10/2021 

tarihinde 183.731,11 TL bedelle satın alındığı, araç henüz 3085 km de iken 04/10/2021 

tarihinde hız sabitleme(cruz kontrol) "devreye girme şartları uygun değil uyarı veriyor, 

sistem devreye girmiyor" şikayetiyle yetkili servise başvurulduğu, hız sabitleme ile ilgili dıd 

yazıldığı, PSA 'da teknik kısımda araç arızası araştırılıyor, müşteriye bilgi verilecek 

kaydı düşüldüğü, araç 5380 kmde iken 09/02/2022 tarihinde aracın "hız sabitlemesi çalışmıyor, 

çarpışma asistanı ikazı yanıyor" şeklinde şikayetlerde bulunulduğu, yapılan işlemler 

bölümünde tavan kamerasının değiştirildiği kaydı düşüldüğü, araç henüz 5381 km de iken 

11/02/2022 tarihinde aracın hız sabitlemesi (adaptif cruze kontrol) çalışmıyor şikayeti ile 

yetkili servise başvurulduğu, aracın radar sensöründe arıza var parçası sipariş edildi, 

aracın radar sensörü değişti, şeklinde kayıtlar düşüldüğü, araç henüz 5400 km de iken, 

25/04/2022 tarihinde yetkili servise yapılan başvuru neticesinde araca esp beyni sipariş edildi 

şeklinde kayıt düşüldüğü, araç henüz 6995 km de iken 24/05/2022 tarihinde yetkili servise 

yapılan başvuruda aracın otomotik hız sabitlemesi devreye girmiyor, ESP beyni siparişi geldi 

şeklinde not düşüldükten sonra yapılan işlemler bölümünde ESP beyni değişti, yol testi yapıldı, 

sorun giderildi kaydının düşüldüğü, araç henüz 7561 km de iken 07/06/2022 tarihinde yetkili 

servise başvurulduğu, hız sabitleyicinin devreye girmeyi reddettiği şartlar uygun değil 

şeklinde yazı çıktığı şikayetinde bulunulduğu, yapılan cihaz kontrollerinde ve yol testi 

kontrollerinde herhangi bir diyagnostik arıza görülmedi, hız sabitleyici (adaptif cruze kontrol) 

çalışıyor şeklinde kayıt düşüldüğü, araç henüz 7835 km de iken aracın otomotik hız sabitlemesi 

devreye girmiyor şeklinde şikayette bulunulduğu, yetkili servisçe otomatik hız sabitleme 

devreye girmiyor, 02162-U1162-U1213 arızaları ortaya çıkıyor, B120A- ESP beyni arızalı 

şeklinde belirlemeler yapıldığı ardından ESP beyni değişti, sorun giderildi şeklinde not 

düşüldüğü, araç henüz 7835 km'de iken 21/06/2022 tarihinde aracın sol arka kapağı ve bagaj 

kapağı içinde boya kabarması olduğu şikayetiyle yetkili servise başvurulduğu, yetkili servisçe 

bu hususun PSA ile görüşüleceğinin belirtildiği, araç 11.049 km de iken 06/08/2022 tarihinde 

sol ön kapı altında boya kabarmalarının olduğu, sol arka kapı altında boya kabarmalarının 

olduğu, sağ arka kapı altında boya kabarmalarının olduğu, bagaj kapağının sol arka köşe 

kısmında boya kabarmaları olduğunun kayda geçirildiği, yetkili servisçe değer kaybı ve araç 

değişimi konusundaki süreçlerin ilerletileceği, konunun PSA tarafından incelendiği yönünde 

açıklamada bulunulduğu, dava konusu aracın bilirkişi heyeti tarafından yapılan ilk önce 

27/04/2023 tarihinde ve bir ay sonra boya dökülmelerinin çoğalması iddiasına bağlı olarak 

27/05/2023 tarihinde incelendiğini, aracın sol ön kapısının iç kısım en alt bölümünde, sol arka 

kapısının iç kısım en alt bölümünde, sağ arka kapı iç kısım en alt bölümünde ve bagaj kapağının 

iç kısım sol arka köşesinde gözle seçilebilen boya kabarmaları ve yer yer hafif atma ve renk 

değişikliklerinin meydana geldiğinin tespit edildiği, söz konusu kabarmaların 06.08.2022 

tarihinde C. Ç. servisinde kayda geçirildiği ve boya ile ilgili bir tamir yapılmadığı, aracın 

bilirkişi heyeti tarafından yapılan 27.05.2023 tarihli incelemesinde ise kabarma ve 

paslanmaların aynı bölgelerde ilerlemiş olduğu ve dökülmelerin gerçekleştiğinin tespit 

edildiği, özellikle sol arka kapının alt kısmındaki bölgede, kahverengi paslanmaların ve 

dökülmelerin bariz olarak görülmesinden, boyama öncesi, metal yüzeyinin imalat hatası olarak 

iyi hazırlanmadığı, bu nedenle oksitlenmenin ilerleyerek hacimce genişlemeye neden olan 

kahverengi pas oluşturduğu, hacim artışının üstündeki boya tabakasında önce kabarma ve 

sonrasında da dökülmelere yol açtığının tespit edildiği, zamanla bu bölgelerde ve boyama 

öncesi metal yüzeyi hazırlığının iyi yapılmadığı diğer bölgelerde benzer paslanma, kabarma 

ve dökülmelerin olacağı, yapılan tetkiklerde, kabarmaların ve atmaların olduğu kapıların iç 

kısımlarında kabarma olmayan bölgelerin boya kalınlıklarının ölçüldüğü ve sol ön kapının 

iç kısmında boya kalınlığı için 58-60 mikrometre aralığında, sol arka kapı iç kısmı için 

52-56 mikrometre, sağ arka kapı iç kısmı için 45-47 mikrometre değerleri arasında ölçümler 

elde edildiği, yapılan ölçümler sonrasında boya kalınlıkları arasında % 3-7 arasında kalınlık 

farkı olduğu tespit edildiği ve orijinal kapılardaki kabarmaların ve atmaların, kullanıcı 

hatasından değil de, imalat hatasından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, yine yapılan 

incelemede dava konusu araçta benzer diğer örnekleri ile şikayetlerinin devam ettiği anlaşılan 

satıcı tarafından düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının mevcut olduğu, anılan 

hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu, 

belirtilen üç kapı ve bagaj kapağındaki ayıplar sebebiyle araçtaki güncel değer kaybının 

66.889,17 TL, dava tarihi itibarıyla değer kaybının 54.641,89 TL olduğu, adaptif cruze kontrol 

sistemi arızasının ise tamamıyla giderilmesi için gerekli olan maliyetin dava konusu aracın 

yetkili servisten öğreneceği şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır.

 

   Yargıtay 13. Hukuk dairesinin 2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamında; "Davacı 

aldığı 0 km aracın çeşitli yerlerinde paslanmalar meydana gelmesi nedeniyle ayıplı olduğunu 

ileri sürerek, sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı 

Hyundai Assan... A.Ş davanın reddini dilemiş; diğer davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun 

tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece her ne kadar, davacının bedel iadesi 

talebi reddedilmiş ve araçtaki değer kaybıyla boya masrafı verilmiş ise de, araçta yapılan 

inceleme sonucu alınan 28.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, araçta fabrika boyama hatası 

olduğu ve bu durumun gizli ayıp olduğu, aracın komple boyanması gerektiği belirtilmiş; bu 

rapora yapılan itiraz sonucu yeniden bilirkişi incelemesi yapılmış ve alınan 30.10.2014 tarihli 

raporda, mevcut boya hatasının kullanıcıdan kaynaklanmadığı, gizli ayıp olduğu, aracın komple 

boyanmasının orjinalliğini bozacağı, bu nedenle uygun olmadığı ancak yeniden boyanacaksa 

aracın 5.000TL değer kaybedeceği belirtilmiş; verilen 04.02.2015 tarihli ek raporda aracın 

boya maliyeti 3.000TL olarak belirtilmiştir. Alınan tüm raporlarda, davaya konu araçtaki boya 

hatasının fabrika hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, mevcut hatanın aracın çeşitli yerlerinde 

olması nedeniyle ancak komple boyanarak giderilebileceği, bu durumun da aracı ayıplı duruma 

sokacağı belirtilmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının, değer düşüm ve boya masrafı 

verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacı, 

seçimlik haklarından, sözleşmenin feshi ve bedel iadesini istemekte haklıdır. Hal böyle 

olunca, davacının davasının kabulü ile sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı 

değerlendirmeyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." 

şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yine yargıtay 13. Hukuk dairesinin (2018/3... Esas, 

2019/1... Karar sayılı) ilamında aynı şekilde bedel iadesi yönünde verilen kararın onandığı 

görülmüştür.

 

   Her ne kadar bilirkişiler tarafından araçtaki değer kaybının belirlenmesine ilişkin olarak 

yapılan incelemenin Dairemizin ve Yargıtay'ın benimsemiş olduğu nispi metot yöntemine göre 

yapılmamış olduğu anlaşılmış ise de; gerek TKHK'nın 56/3 fıkrasının uygulanmasına sebebiyet veren 

adaptif cruze kontrol sistemi arızasının varlığı gerekse yukarıda anılı Yargıtay 13 HD'nin boya 

ile ilgili benzer içtihatı dikkate alındığında aracın ayıpsız misli ile değişim şartlarının 

oluştuğu gözetilerek rapordaki bu eksiklik dikkate alınmamıştır.

 

   Davaya konu araçtaki boya hatasının fabrika üretim hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, 

mevcut hatanın aracın 3 kapısında ve bagaj kısmında da bulunması sebebiyle ancak kapıların 

boyanarak yada 3 kapının ve bagaj kısmının da değiştirilmesi suretiyle giderilebileceği, bu 

durumun da aracı ayıplı duruma sokacağı görülmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının, 

değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete 

uygun değildir. Keza, gerçek anlamda onarılamadığı bilirkişi raporuyla sabit olan adaptif cruze 

kontrol sistemi arızası açısından da davacının, seçimlik haklarından, ayıpsız misliyle değişim 

istemekte haklı olduğu görülmektedir.

 

   Davacının sıfır olarak satın aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında 

aracı kullanmaya zorlanamayacağı, bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların 

önemi ve özellikle boya ayıbının ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda 

orantısızlığın olmadığı ve davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep 

edebileceği anlaşıldığından ve davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın 

kabulü ile Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve 

müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, 

dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara 

iadesine şeklinde karar verilmesinin isabetli olduğu aşikardır.

 

   Ancak ne var ki, ilk derece mahkemesince kanunun anlatımına uygun bir şekilde aracın 

ayıpsız misli ile değişimine karar vermek gerekirken; 0 km ayıpsız misli ile değişim yönünde 

karar verilmesinin isabetli olmadığı anlaşıldığından kararın buna ilişkin gerekçesinin ve 

hüküm fıkrasının kaldırılmasına davalıların istinaf talebinin HMK 353-1-b-2 maddesi gereğince 

kısmen kabulüne, diğer tüm istinaflarının 353.HMK m.1-b-1 gereğince esastan reddine karar 

verilmesi gerektiği kanaatine oy birliği ile varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis 

edilmiştir.

 

   HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

   A.Davalıların İstinaf Başvurusu Yönünden;

   1.Davalıların istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, diğer tüm istinaflarının reddine, HMK 

   353/1-b-2 maddesi gereği, İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİnin 24/10/2023 tarihli ve 

   2022/8... Esas 2023/1... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

   2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet 

   taktirine yer olmadığına,

   3.Davalı Ç. A.Ş.'nin yatırdığı 3.138,00 TL istinaf harcının talep halinde ilk derece 

   mahkemesince davalıya iadesine,

   4.Davalı S. A.Ş.'nin yatırdığı 3.138,00 TL istinaf harcının talep halinde ilk derece 

   mahkemesince davalıya iadesine,

 

   B.Davanın Esası Yönünden;

   1-Davanın kabulüne;

   Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın müştereken ve müteselsilen 

   sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,

   Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara 

   iadesine,

   -İİK'nın 24.maddesinin infaz aşamasında dikkate alınmasına,

   2-Alınması gereken 12.550,67 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve 

   müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   3-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 

   A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 29.396,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken 

   ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   4-Davacı tarafından yapılan toplam 6.762,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken 

   ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   5-Dava öncesinde hazineden karşılanan 840,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan 

   müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde 

   yatıran tarafa iadesine,

 

   Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 07/11/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve 

kesin olarak karar verildi.

 

      BAŞKAN                  ÜYE                     ÜYE                  KATİP

      G. A.                  B. T. Y.                Y. K.                E. C.

     (37535)                 (40221)                (196055)             (242973)

 

T.C.

                              İSTANBUL ANADOLU

                            7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                                  GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO           : 2022/5... Esas

KARAR NO          : 2023/3... Karar

 

HAKİM             : A. G. 194221

KATİP             : E. N. 206785

 

DAVACI            : Ö. A. A. - 55555420056 Dolunay Mah. Özgün Kent Sk. No: 32 B/21 Fatsa 

                    Fatsa/ORDU

VEKİLİ            : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS

 

DAVALI            : 1- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ -0729015415800013 Barbaros 

                    Mahallesi Begonya Sk. Nıdakule Atasehır Batı Apt. No: 1/2 Ataşehir/İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS

 

DAVALI            : 2- B. FİLO OTO KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ BALIKESİR ŞUBESİ -0388051401800019 

                    İzmir Yolu 6. Km Kesirven Mh. Akçakaya Sk. No:357 Altıeylül/ BALIKESİR

VEKİLİ            : Av. E. E. - [16010-10589-31133] UETS

 

DAVA              : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından 

                    Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ       : 10/06/2022

KARAR TARİHİ      : 10/04/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH   : 02/05/2023

 

 

   Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı 

Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

 

   GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

 

   İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı 

bayi yetkili satıcıdan (B. FİLO) sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU 

D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını, 

müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta 

paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve 

paslanmaların şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin 

paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin 

araçta oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre ilettiğini, 

akabinde kendisine ilgili kısımların boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin 

-0- km aldığı aracın bu kadar kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması 

karşısında ve bu problemin artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın 

orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3 

kapısının garanti kapsamında ücretsiz değişmesi gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin 

davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal 

olmadığını, aracın sorunsuz kullanıldığını, bu nedenle taleplerin kabul edilmediğinin 

bildirildiğini, davada zaman aşımı probleminin bulunmadığını, aynı marka ve model bir araçtaki 

aynı nitelikteki gizli ayıp (kapılarda paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkilimiz adına 

açmış olduğumuz İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2017/7... E. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019 

tarihli ilamı ile aracın gizli ayıplı olarak kabulü ile aracın misli ile değişimine karar 

verildiğini, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε. 

2021/1... K. Sayılı Ve 23/09/2021 tarihli Karar İlamı Ve Yargıtay 3.hukuk Dairesinin 2021/8... Ε. 

2021/1... K. Sayılı ve 23.12.2021 tarihli kararları ile incelenerek yani deracattan geçerek 

onandığını ve kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarih ve 2017/6... E., 

2020/6... K. Sayılı kararında değer kaybı yerine aracın misli ile değişimine karar veren 

yerel mahkeme kararını onadığını, tüm bu nedenlerle; gizli ayıplı 52 A... plaka nolu, 

VR7... şase 10... motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE 

METALLISEE VERNIS marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları 

davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile 

vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve 

dava etmiştir.

 

   DAVAYA CEVAP: Davalı S. Otomotiv vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin 

zaman aşımına uğradığını, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problemin bulunmadığını, 

davacı yanın dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihinden itibaren yaklaşık 1 buçuk yıl 

geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 

Mahkemece dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi, dava konusu araçta 

var olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında olduğunu, ayıp iddiasını 

kabul anlamına gelmemek kaydıyla iş bu problemin giderilebilmesi için ilgili parçanın iç 

kısmının temizlenerek yeniden boyanmasının yeterli olduğunu, bununla birlikte yapılacak onarım 

ile ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir değer kaybının da meydana 

gelmediğini, arabuluculuk konusu edilmeyen hiçbir uyuşmazlık konusunun iş bu davaya konu 

edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle; hukuka, usule ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak ikame 

edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf 

üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı B. Filo Oto Kiralama A.ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın yetkisiz 

Mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının bildirim 

yükümlülüğüne uymadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava 

konusu araçta üretim kaynaklı gizli ayıbın bulunmadığını, herhangi bir kabul anlamına 

gelmemekle birlikte varolduğu iddia edilen ayıbın basit bir onarım ile giderilebilecek nitelikte 

olduğunu, davacının taleplerinin kabulü halinde orantısız güçlüğün meydana geleceğini, dava 

konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye sunulmadan davacı tarafın talebi doğrultusunda karar 

verilemeyeceğine ve aracın kullanımından doğan değer kaybının araştırılması gerektiğini, tüm bu 

nedenlerle; huzurdaki haksız davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin 

davacı üzerine yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

 

   DELİLLER VE GEREKÇESİ: Dava, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimi talebinden 

ibarettir.

 

   Davacı vekili tarafından fatura, görüşme ses kayıtları, arabuluculuk son tutanağı, servis 

kayıtları, araç görselleri, emsal kararlar, emsal bilirkişi raporları ve deliller dosya 

kapsamına sunulmuştur.

 

   Davalı S. Otomotiv vekili tarafından dava konusu araca ilişkin garanti ve bakım kitapçığı 

dosya kapsamına sunulmuştur.

 

   Davaya konu aracın sahiplik bilgileri ve tramer kayıtları celp edilmiştir.

 

   Dava konusu aracın takyidat bilgisi uyaptan sorgulanarak dosya arasına alınmış incelemesinde 

aracın davacı adına kayıtlı olduğu, kullanım amacının hususi olduğu, mahkememizin görevli ve 

yetkili olduğu anlaşılmıştır.

 

   Davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim Şirketi Balıkesir Şubesi ve davalı S. Otomotiv Pazarlama 

Anonim Şirketine müzekkere yazılarak dava konusu aracın servis kayıtları celp edilmiştir.

 

   Dosyada tüm deliller toplanmış, bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin 

02/03/2023 tarihli raporunda özetle; Dava konusu araç 27.02.2023 tarihinde Yıldız Teknik 

Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü otoparkında 40.291 km kullanım mesafesinde iken incelendiğini, 

inceleme esnasında davaya konu aracın sol iki kapısı alt kısmında ve sağ ön kapısı altında 

korozyona/paslanmaya bağlı kabarmalar ve boya atmalarının tespit edilmiş olduğunu ve 

fotoğraflandığını, davaya konu araç üzerinde yapılan incelemelerde diğer bölgelerde benzer 

hasarların tespit edilemediğini, günümüz araç teknolojisinde araçların boya işlemlerinin 

robotik sistemlerle yapıldığını, otomotiv boya uygulamalarının özel şartlandırılmış odalarda sac 

panel üzerine birden fazla katman boya uygulaması yapılarak gerçekleştirildiğini, Sac 

yüzeyin korozyon direncini arttırmak için elektro katodik yöntemle (ED) kaplama yapıldıktan 

sonra, astar uygulaması (primer) ve ardından son kat boya uygulaması (base coat) 

gerçekleştirildiğini, boyayı dış etkenlere karşı korumak adına en son vernik uygulaması(clear 

coat) gerçekleştirildiğini, dava konusu aracın kapı alt kısımlarında görülen boya hasarları 

incelendiğinde boya kaybına neden olan metal yüzey korozyonu oluştuğunun görüldüğünü, dosya 

içerisinden konu aracın ilgili bölgelerden bir kazaya/hasara maruz kalmadığını ve konu 

hasarın dava konusu aracın kullanım ömrüne göre oldukça erken bir dönemde ortaya çıktığı 

göz önüne alındığında elektro katodik yöntemle yapılan ve konu sacın korozyon dayanımını 

arttıran prosesin ilgili bölgelerde teknik anlamda olması gerektiği gibi gerçekleşmediğini, 

ilgili durumun teknik anlamda imalat kaynaklı ayıp olarak nitelendirildiğini, ilgili ayıbın 

satın alma esnasında ortalama bir tüketici tarafından tespitinin mümkün olmadığını ve zamana 

bağlı olarak ortaya çıktığı değerlendirildiğinde niteliğinin gizli ayıp olduğunun mütalaa 

edildiğini, konu ayıp dava konusu aracın 3 kapısının değiştirilmesi ile giderilebilecek 

nitelikte olduğunu, dava konusu aracın boya kusurunun teknik anlamda üretimden kaynaklı gizli 

ayıp mahiyetinde olduğunu, dava konusu aracın satış tarihindeki bedel indirimine konu miktarın 

satış bedeli üzerinden 11.185,90 TL olarak hesaplandığını, davacının konu aracın misli ile 

değişimini talep ettiği dosyaya sunulan Bölge Adliye Mahkemeleri, Yargıtay Hukuk Daireleri 

ve Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları uyarınca ilgili konunun hukuki değerlendirmesi 

hususunun Mahkemeye ait olduğunu beyan etmişlerdir.

 

   Dosya kapsamından davacı tarafından dava konusu aracın 18/05/2021 tarihinde davalı bayi 

yetkili satıcısı B. Filo.... A.Ş'den 183.685,90-TL bedelle satın alındığı anlaşılmaktadır.

 

   Sonuç olarak; Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 18/05/2021 tarihinde 

yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin 

uygulanması gerektiği görülmüştür.

 

   6502 sayılı kanunun 8. maddesinde "(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca 

kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması 

gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

   (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da 

reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı 

tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili 

olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları 

azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da 

ayıplı olarak kabul edilir."

 

   6502 sayılı kanunun 11. maddesinde "malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

   a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

   b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

   c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere 

   satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

   ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

   seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi 

   yerine getirmekle yükümlüdür.

   (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya 

   ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda 

   satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi 

   tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu 

   tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.

 

   Davacının 18/05/2021 tarihinde davaya konu aracı davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim 

Şirketinden satın aldığı, diğer davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketinin ise aracın 

ithalatçısı konumunda olduğu anlaşılmaktadır.

 

   Mahkememizce Yıldız Teknik Üniversitesi Otomotiv Anabilim Dalı Başkanlığından rapor 

alınmış, üniversite laboratuvarında yapılan tetkikler sonucunda alınan bilirkişi raporunda 

bilirkişiler; 27/02/2023 tarihinde yapılan incelemede aracın 40.291 kilometrede olduğu, 

dava konusu aracın sol 2 kapısı alt kısmında ve sağ ön kapısı alt kısmında korozyon ve 

paslanmaya bağlı kabarmalar ile boya atmaların meydana geldiği, diğer bölgelerde benzer 

hasarların tespit edilemediği, dava konusu aracın kullanım ömrüne göre oldukça erken bir 

dönemde korozyon direncinin düştüğü, bu nedenle elektrokatodik yöntemle yapılan ve konu sacın 

korozyon dayanımını arttıran prosesin ilgili bölgelerde teknik anlamda olması gerektiği gibi 

gerçekleşmediği değerlendirilmekle imalat kaynaklı ayıp olduğu, ayıbın satım esnasında 

farkedilemeyecek nitelikte olması sebebiyle gizli ayıp olduğu ve aracın 3 kapısının 

değiştirilmesi gerektiği belirtilmiş olup aracın 3 kapısının orijinal ve ücretsiz olarak 

değiştirilmesi halinde araçtaki ayıp oranının %2-%3 oranında olacağı, bunun da satış 

tarihindeki bedelde indirim miktarının 11.185,90 TL olduğu belirtilmiştir.

 

   Yargıtay 13. Hukuk dairesinin 2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamında; "Davacı 

aldığı 0 km aracın çeşitli yerlerinde paslanmalar meydana gelmesi nedeniyle ayıplı olduğunu 

ileri sürerek, sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı 

Hyundai Assan... A.Ş davanın reddini dilemiş; diğer davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun 

tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece her ne kadar, davacının bedel iadesi 

talebi reddedilmiş ve araçtaki değer kaybıyla boya masrafı verilmiş ise de, araçta yapılan 

inceleme sonucu alınan 28.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, araçta fabrika boyama hatası 

olduğu ve bu durumun gizli ayıp olduğu, aracın komple boyanması gerektiği belirtilmiş; bu 

rapora yapılan itiraz sonucu yeniden bilirkişi incelemesi yapılmış ve alınan 30.10.2014 

tarihli raporda, mevcut boya hatasının kullanıcıdan kaynaklanmadığı, gizli ayıp olduğu, 

aracın komple boyanmasının orjinalliğini bozacağı, bu nedenle uygun olmadığı ancak yeniden 

boyanacaksa aracın 5.000TL değer kaybedeceği belirtilmiş; verilen 04.02.2015 tarihli ek 

raporda aracın boya maliyeti 3.000TL olarak belirtilmiştir. Alınan tüm raporlarda, davaya 

konu araçtaki boya hatasının fabrika hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, mevcut hatanın 

aracın çeşitli yerlerinde olması nedeniyle ancak komple boyanarak giderilebileceği, bu durumun 

da aracı ayıplı duruma sokacağı belirtilmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının, 

değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete 

uygun değildir. Davacı, seçimlik haklarından, sözleşmenin feshi ve bedel iadesini istemekte 

haklıdır. Hal böyle olunca, davacının davasının kabulü ile sonucuna göre hüküm tesisi 

gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı 

olup, bozmayı gerektirir." şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yine yargıtay 13. Hukuk 

dairesinin (2018/3... Esas, 2019/1... Karar sayılı) ilamında aynı şekilde bedel iadesi 

yönünde verilen kararın onandığı görülmüştür.

 

   Mahkememizin dosyası ile benzer olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 

2020/1... Esas, 2021/1... Karar sayılı ilamında da benzer şekilde karar verilerek aracın misli 

ile değişimine yönelik değerlendirme yapıldığı görülmüştür.

 

   Davaya konu araçtaki boya hatasının fabrika üretim hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, 

mevcut hatanın aracın 3 kapısında da bulunması sebebiyle ancak 3 kapının da değiştirilmesi 

suretiyle giderilebileceği, bu durumun da aracı ayıplı duruma sokacağı görülmektedir. Bu 

durumda, 0 km araç alan davacının, değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir 

ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacı, seçimlik haklarından, 

ayıpsız misliyle değişim istemekte haklı olduğuna kanaat getirilmiş ve açıklanan tüm 

gerekçelerle davanın kabulü ile, dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, "C4 SHINE BOLD 1.5 

BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, "VR7..." 

şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü takyidattan ari 

olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre 

aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm 

kurulmuştur.

 

   HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

 

   Davanın Kabulü İle,

   1-Dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, "C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU 

D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, "VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı 

Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından 

davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan 

alınarak davacıya verilmesine,

   2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 12.547,58 TL harcın davalılardan müştereken 

ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

   3-Dava öncesi hazineden karşılanan 840,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken 

ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

   4-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 

A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 28.552,89 TL vekalet ücretinin davalılardan 

müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   5-Davacı tarafından yapılan toplam 3.302,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken 

ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

   6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde 

yatıran tarafa iadesine,

 

   Dair; davacı vekilinin, davalı B. Filo ve Davalı S. vekillerinin yüzlerine karşı, 

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar 

verildi. 10/04/2023

 

            KATİP 206785                                  HAKİM 194221

              e-imzalıdır                                   e-imzalıdır

 

T.C.

                          İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

                               18. HUKUK DAİRESİ

 

DOSYA NO          : 2023/1...

KARAR NO          : 2023/2...

 

BAŞKAN            : N. B. (30674)

ÜYE               : A. A. (39632)

ÜYE               : N. O. (174619)

KATİP             : S. B. Y. (276751)

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                          BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ         : İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

TARİHİ            : 10/04/2023

NUMARASI          : 2022/5... Esas, 2023/3... Karar

 

DAVACI            : Ö. A. A. - T.C. 55555420056 - Dolunay Mah. Özgün Kent Sk. No: 32 B/21 

                    Fatsa/ ORDU

VEKİLİ            : Av. YUSUF AYIK- [16697-96465-64467] UETS

 

DAVALI            : 1 -BEYAZ FİLO OTO KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ BALIKESİR ŞUBESİ - 

                    Kesirven Mah. İsmail Akçay Sk. No: 311 Altıeylül/BALIKESİR

VEKİLİ            : Av. E. E.- [16010-10589-31133] UETS

 

DAVALI            : 2-STELLANTIS OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - Barbaros Mahallesi 

                    Begonya Sk. Nıdakule Atasehır Batı Apt. No: 1/2 Ataşehir/İSTANBUL

VEKİLİ            : Av. A. D.- [16371-73037-68965] UETS

 

DAVANIN KONUSU    : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan

 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ      : 23/11/2023

KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023

 

   Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik 

verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, 

dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi 

edildiği Dairemiz Üye Hakimi N. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan 

müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin 

esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

 

   GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

 

   Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı bayi 

yetkili satıcıdan (B. FİLO) sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU 

D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını, 

müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta 

paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve 

paslanmaların şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin 

paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin araçta 

oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distribütöre ilettiğini, akabinde 

kendisine ilgili kısımların boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin -0- km 

aldığı aracın bu kadar kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında 

ve bu problemin artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini 

yitirmesine neden olacağından bu teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3 kapısının 

garanti kapsamında ücretsiz değişmesi gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin davalılarla 

görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığını, 

aracın sorunsuz kullanıldığını, bu nedenle taleplerin kabul edilmediğinin bildirildiğini, 

davada zaman aşımı probleminin bulunmadığını, aynı marka ve model bir araçtaki aynı nitelikteki 

gizli ayıp (kapılarda paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkilimiz adına açmış olduğumuz 

İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/7... Ε. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019 tarihli ilamı 

ile aracın gizli ayıplı olarak kabulü ile aracın misli ile değişimine karar verildiğini, verilen 

kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε. 2021/1... Κ. Sayılı 

Ve 23/09/2021 tarihli Karar İlamı Ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/8... Ε. 2021/1... K. 

Sayılı ve 23.12.2021 tarihli kararları ile incelenerek yani deracattan geçerek onandığını ve 

kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarih ve 2017/6... Ε., 2020/6... K. 

Sayılı kararında değer kaybı yerine aracın misli ile değişimine karar veren yerel mahkeme 

kararını onadığını, tüm bu nedenlerle; gizli ayıplı 52 A... plaka nolu, VR7... şase 10... 

motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka 

ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara ait 

olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

   Davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 

taleplerinin zaman aşımına uğradığını, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problemin 

bulunmadığını, davacı yanın dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihinden itibaren yaklaşık 

1 buçuk yıl geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia ettiğini, kabul anlamına 

gelmemek kaydıyla Mahkemece dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi, 

dava konusu araçta var olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında 

olduğunu, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla iş bu problemin giderilebilmesi 

için ilgili parçanın iç kısmının temizlenerek yeniden boyanmasının yeterli olduğunu, bununla 

birlikte yapılacak onarım ile ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir 

değer kaybının da meydana gelmediğini, arabuluculuk konusu edilmeyen hiçbir uyuşmazlık konusunun 

iş bu davaya konu edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle; hukuka, usule ve Yargıtay kararlarına 

aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz 

mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının bildirim 

yükümlülüğüne uymadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava 

konusu araçta üretim kaynaklı gizli ayıbın bulunmadığını, herhangi bir kabul anlamına 

gelmemekle birlikte var olduğu iddia edilen ayıbın basit bir onarım ile giderilebilecek 

nitelikte olduğunu, davacının taleplerinin kabulü halinde orantısız güçlüğün meydana 

geleceğini, dava konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye sunulmadan davacı tarafın talebi 

doğrultusunda karar verilemeyeceğine ve aracın kullanımından doğan değer kaybının araştırılması 

gerektiğini, tüm bu nedenlerle; huzurdaki haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

   İlk derece mahkemesince; "Davanın Kabulü İle, Dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, 

"C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, 

"VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü 

takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni 

sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş olup, 

karar süresinde davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş ve davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi 

vekillerince istinaf edilmiştir.

 

   Davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin rapora 

karşı itirazlarını dikkate almadığını, bilirkişi raporuna itibar edilmekle birlikte raporda 

belirtilen değer kaybı yerine misli ile değişim yönünde hüküm tesis ettiğini, Yargıtay 13.HD'nin 

2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamına gerekçede yer vererek somut olay ile ilgili hiçbir 

şekilde bağdaşmayan karara yer verildiğini, raporda 3 kapının değişmesi halinde araçta meydana 

gelecek değer kaybının hesaplandığını, somut olay ile ilgisi olmayan Yargıtay kararında 

belirtildiği şekilde komple boyanması şeklinde değerlendirme olmamasına karşın davanın 

kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu hususların tamamen farklı şeyler olduğunu, 

Yargıtay 3. HD'nin 2017/4... Esas, 2017/7... Karar sayılı kararında da lokal bir boya sorunu 

olduğundan değişim talebinin iyiniyet kuralına aykırı olduğunun belirtildiğini, 40.000 km yol 

yapmış olan aracın hangi koşullarda ne şekilde muhafaza edildiği bilinmediğinden dış etkenlerden 

kaynaklı boya sorununun üretimden kaynaklandığı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca 

talebin zamanaşımına uğradığını, hemen bildirim yapılması koşulunun yerine getirilmediğini, 

dava konusu aracın halen kullanılmaya devam ettiğini, bedelde indirim miktarı araç bedelinin 

%6,08 oranında olduğunu, misli ile değişimin orantılılık ilkesine aykırı olduğunu, davacının 

sebepsiz zenginlemeye yol açacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine 

karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 

araçta davacı yanın araçtan yararlanmasını etkileyen kullanım değerini ortadan kaldıran 

hiçbir problemin olmadığını, üretim kaynaklı problem olmaması bir yana görsel bir kusur 

olduğu yönündeki iddianın varlığı dikkate alındığında aracın kullanımının hiçbir şekilde 

etkilenmediğini, yerel mahkemece verilen kararın ölçüsüz olduğunu, hak ve menfaatler dengesi 

ile bağdaşmadığını, dava konusu aracın 2 yıldır trafikte olduğunu, 40.291 km yol yaptığını, 

üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı tespitlerinin kabul edilemez olduğunu, dış 

etkenler nedeni ile boya problemi oluşma ihtimalinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda 

problemin üretim kaynaklı olduğuna kanaat getirildiğini, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, 

bilirkişi heyetinin aracın 3 kapısı dışında hiçbir bölgesinde problem olmadığını tespit 

ettiğini, davacının yanın iddialarının dayanaksız olduğunu, araç yalnızca göz ile inceleme 

sonucunda rapor hazırlandığını, itiraz edilmesine rağmen ek rapor dahi aldırılmadığını, 

orantısız güçlük kurumunun somut olay bakımından uygulanmadığını, boya konusunda uzman bir 

kimya mühendisinin de bulunması sağlanarak teknik üniversitesinin otomotiv ana bilim dalı 

öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturulması, müvekkili şirketin de katılımı ile birlikte 

keşif yapılmak sureti ile dava konusu aracın incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun usule 

uygun olmadığı gibi eksik inceleme ile hatalı olduğunu, bununla ilgili Konya BAm 5. HD, Yargıtay 

13. HD'nin kararlarının mevcut olduğunu, kapısında görsel problem olduğuna ilişkin iddianın 

aracın kullanımı etkilemediğini, araçtan yararlanmayı engellemediğini, orantılılık ilkesine 

aykırı olduğunu, aracın servise giriş yaptığını, servis kayıtlarında gözüktüğünü, aracın 

sorunsuz bir şekilde kullanılmaya devam edildiğinin anlaşıldığını, misli ile değişim talebinin 

ölçülü olması için fiyat dengesinin yapılması, onarım ve kullanımın mümkün olup olmadığının 

değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece bu yönde değerlendirme yapılmadığını, 3 kapısı 

dışında hiçbir problem olmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiğini, 11.185,90 TL değer 

kaybı olduğunu, aracın onarılabileceğinin belirtildiğini, kullanımı etki etmeyen husus için son 

derece fahiş olmakla birlikte müvekkili için orantısızlık yaratacak şekilde diğer seçeneklerin 

değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, orantısız güçlükleri beraberinde getirdiğini, 

hak ve menfaat dengesini bozduğunu, bununla ilgili YHGK kararlarının mevcut olduğunu, ayrıca 

Yargıtay 3 HD kararlarının mevcut olduğunu, dava konusu aracın kullanılmasını etkileyecek 

herhangi bir problemin olmadığını, tramer kayıtlarının celbi ile araçtan kullanımdan kaynaklı 

meydana gelen değer kaybının hesaplanması ve müvekkili şirketi iadesi yönünde taleplerin 

değerlendirmeye alınmadığını, inceleme yapılmadığını, aracın hala kullanılmaya devam 

edildiğini, aracın herhangi bir kazaya karışmadığının ve kaporta hasarının bulunup 

bulunmadığının bilinmediğini, keşif incelemesi ile de bu hususun tespit edilmesi gerektiğini, 

bununla ilgili Yargıtay 19.HD, Sakarya BAM 5.HD'nin kararlarının mevcut olduğunu, halihazırda 

aracın 45.000 km'den fazla yol yaptığını, 0 km misli ile değişim talebinin dayanağının 

olmadığını ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararlarının kaldırılmasını 

talep etmiştir.

 

   Davacı vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile aracın 

kullanıcı kaynaklı olmayan üretimde meydana gelen hatalı işlemler nedeni ile gizli ayıplı 

olduğunu, 4 kapısında da paslanma ve dökülme olduğunu, 4 kapının değişme neticesinde araç satış 

değerine oranla çok düşük değer kaybı hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişilerin 

kıstasının aracın 2.el değerinin piyasada uğrayacağı değer kaybı olmaması gerektiğini, bedel 

indirim hesaplaması gerektiğini, tüketicinin onarım talep ettiği takdirde bedel indirim 

talebinde bulunamayacağını, 6502 Sayılı Kanun m.11'de tüketicinin seçimlik haklarının 

belirtildiğini, 4 kapının değişmesi şeklinde aracın kaportasının yarısının orijinalliğini 

yitireceği bir tamiratı müvekkilini kabule zorlamanın adil olmadığını, bilirkişilerce tespit 

edilen bedel düşük olmakla birlikte mahkemece ayıpsız misli ile değişime karar verilmesi ile 

birlikte bedelin düşüklüğünün öneminin olmadığını, bununla ilgili Yargıtay 3.HD'nin dava 

dilekçesi ekinde sunulan BAM kararlarının mevcut olduğunu belirterek istinaf taleplerinin 

reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

   Dava, dava konusu aracın 0 km ayıpsız misli ile değişimi talebine ilişkindir.

 

   Davacı vekili, müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı bayi yetkili satıcıdan (B. FİLO) 

sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 - BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS 

marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını, müvekkilinin aracı 

kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta paslanmalar ve boya 

kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve paslanmaların şimdilik aracın 

4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin paslanmaları fark eder etmez 

derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin araçta oluşan çürüme-paslanma 

yerlerinin fotoğraflarını alarak distribütöre ilettiğini, akabinde kendisine ilgili kısımların 

boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin -0- km aldığı aracın bu kadar kısa 

sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin artabileceğini 

de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu 

teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3 kapısının garanti kapsamında ücretsiz değişmesi 

gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın 

kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığını, aracın sorunsuz kullanıldığını, bu 

nedenle taleplerin kabul edilmediğinin bildirildiğini, gizli ayıplı 52 A... plaka nolu, 

VR7... şase 10... motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE 

METALLISEE VERNIS marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları 

davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep 

etmiştir.

 

   İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile, dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, 

"C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, 

"VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü 

takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni 

sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara 

karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

 

   Davalı B. Filo kiralama şubesinden 52 A... nolu plakalı C. marke aracın 0 olarak satın 

alındığı, araçta boya kabartmaları, paslanmaları ve boya atmalarının meydana geldiği iddiası 

ile aracın 0 bir araç ile değişim talebinin davacı tarafından talep edildiği anlaşılmıştır.

 

   Dava konusu araç ile ilgili Türkiye Noterler Birliği'nde Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'nden 

müzekkere yazılarak belgelerin talep edilip dosya arası edildiği görülmüştür.

 

   Aracın 18.05.2021 tarihli fatura ile 183.685,90 TL'ye satın alındığı anlaşılmıştır.

 

   Araca ait tüm belgeler ile birlikte Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisinden oluşan 

3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın rapor alınmak tevdi edildiği anlaşılmıştır.

 

   02.03.2023 tarihli raporda; boya kusurunun teknik anlamda üretimden kaynaklanıp gizli 

ayıp mahiyetinde olduğu, aracı satış tarihindeki bedel indirimine konu miktarın satış bedeli 

üzerinden 11.185,90 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna 

karşı itiraz ve beyanda bulundukları görülmüştür.

 

   Mahkemece aracın misli ile değişimine karar verildiği anlaşılmıştır. Raporda, aracın 

3 kapısının da garanti kapsamında ücretsiz olarak orijinal muadilleri ile değiştirilmiş olma 

şartı ile 2. El piyasa rayiç değeri üzerinden değer kaybı hesaplandığı görülmüştür.

 

   Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 8.maddesinde ayıplı mal, 

"(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da 

modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması 

nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma 

kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir 

veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde 

tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, 

tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki 

veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir...." şeklinde 

açıklanmıştır.

 

   6502 sayılı Kanun'un 9.maddesinde ayıplı maldan sorumluluk; "(1) Satıcı, malı satış 

sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. (2) Satıcı, kendisinden 

kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar 

olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış 

sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu 

açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile 

bağlı olmaz." şeklinde düzenlenmiştir.

 

   6502 sayılı Kanun'un 10.maddesinde ispat yükü; "(1) Teslim tarihinden itibaren altı ay 

içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın 

ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile 

bağdaşmıyor ise uygulanmaz. (2) Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar 

olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz 

konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır..." 

şeklindeki yasal düzenlemeye göre değerlendirilmesi gerekir.

 

   6502 sayılı Kanun'un 11.maddesinde ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik hakları; 

"(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, satılanı geri vermeye hazır 

olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim 

isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere 

satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile 

değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin 

tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür...

   (5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği 

durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhål tüketiciye 

iade edilir.

   (6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği 

hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 

11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep 

edebilir." hükmüne yer verilmiştir.

 

   Davacının aracı 0 km olarak aldığı, aracın kapılarında boya atması ve kabarmaların olduğu, 

3 kişilik otomotiv konusunda uzman üniversite öğretim üyeleri tarafından da tanzim edilen 

raporda araçta gizli ayıp olduğu tespit edildiği, bedel indiriminde 2.el satış bedeli 

üzerinden hesaplama yapıldığı, davacının aracının 3 kapısının da boyası sebebi ile değişmesi 

gerektiği, 0 km alınan bir araçta davacının aracının 3 kapısının da değişmesini kabul 

etmesinin beklenemeyeceği, aracın boya kusurlu 3 kapısının da yeniden boyanması aracın 

orijinalliğini bozarak ikinci el piyasasında hasarlı araçlarla aynı statüye kavuşturacaktır.

 

   Kanunda ayıplı mal ile ilgili davacı tarafa seçimlik haklar sunulduğu, kanun gereğince 

davacının seçimlik talebi olan 0 araç ile değiştirme talebine istinaden, tüm dosyada toplanan 

deliller kapsamına göre Yüksek Yargıtay İçtihatları da gözetildiğinde ilk derece 

mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu görülmüştür.

 

   Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; 

davalıların istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine 

karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

 

   HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

   1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,

   2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı 

   lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

   3.Alınması gereken 12.547,58 TL harçtan peşin olarak yatırılan 3.136,89 TL'nin mahsubu 

   ile bakiye 9.410,69 TL'nin davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim Şirketi Balıkesir Şubesi'nden 

   tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

   4. Alınması gereken 12.547,58 TL harçtan peşin olarak yatırılan 3.136,89 TL'nin mahsubu 

   ile bakiye 9.410,69 TL'nin davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nden tahsili ile 

   Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

   5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, 

   madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

   6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

 

   Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık 

olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile 

karar verildi.

 

      BAŞKAN                  ÜYE                     ÜYE                  KATİP

      N. B.                   A. A.                   N. O.                S. B. Y.

     (30674)                 (39632)                 (174619)             (276751)

     E-imzalı                E-imzalı                E-imzalı             E-imzalı

 

T.C.

                                 YARGITAY

                             3. HUKUK DAİRESİ

 

                                TÜRK MİLLETİ ADINA

                                  YARGITAY İLÂMI

 

ESAS NO           : 2024/2...

KARAR NO          : 2024/8...

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ         : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

TARİHİ            : 23.11.2023

SAYISI            : 2023/1... Ε., 2023/2... Κ.

 

DAVACI            : Ö. A. A. vekili Avukat YUSUF AYIK

DAVALILAR         : 1.B. Filo Oto Kiralama A.Ş. vekili Avukat E. E.,

                    2.S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. vekili Avukat A. D.

 

DAVA TARİHİ       : 10.06.2022

İLK DERECE MAH.   : İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi

TARİHİ            : 10.04.2023

SAYISI            : 2022/5... Ε., 2023/3... Κ.

 

 

   Taraflar arasındaki ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi davasından dolayı yapılan 

yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

   Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 

istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

 

   Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme 

sonucunda gereği düşünüldü:

 

   Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen 

miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla 

aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin 

reddine karar vermek gerekir.

 

   Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar (dava konusu 

aracın fatura bedeli) 183.685,90 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari 

ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır.

 

                                     KARAR

 

   Açıklanan sebeple;

   Her iki davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı (miktar itibariyle) REDDİNE,

   Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,

   Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye 

Mahkemesine gönderilmesine 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

   BAŞKAN             ÜYE              ÜYE              ÜYE              ÜYE

   Ö. K.              N. A. U.         B. Y.            H. K.            F. T.

 

   Davalı S. ...A.Ş.

   3.137,00 TL P.H.İ.

 

   Davalı B. Filo...A.Ş.

   3.136,99 TL P.H.İ.

 

 

                             T.C.

                     İSTANBUL

             8. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO       : 2017/..

KARAR NO  : 2019/..

 

HAKİM          : 

KATİP            :

 

DAVACI       : N.Ş

VEKİLİ          : Av. YUSUF AYIK - Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL

 

DAVALI        : 1-B OTOMOTİV A.Ş.

VEKİLİ          : Av. 

DAVALI        : 2-O OTOMOTİV PETROL SAN.TİC.LTD.ŞTİ -  

DAVA            : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ        : 25/10/2017

KARAR TARİHİ      : 05/02/2019

KARAR YAZIM TARİHİ   : 27/02/2019

 

Mahkememizde görülmekte bulunan tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklanan (malın ayıplı olmasından kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07/09/2016 tarihinde davalı bayi yetkili satıcısından .. YL 285 plakalı, 0 km, Citroen C4 CACTUS 1.6 E HDİ araç satın aldığını, müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra araçta paslanmalar ve boya akmaları meydana geldiğini, bu paslanmaların aracın dört kapısında da mevcut olduğunu, müvekkilinin paslanmaları farketmesi üzerine 21/08/2017 tarihinde aracı yetkili servise götürdüğünü, burada kendisine aracın değiştirileceğinin söylenmesine rağmen bir süre sonra bundan vazgeçildiğini, müvekkiline kapıların değiştirilmesinin teklif edildiğini, ancak müvekkilinin buna müsaade etmediğini, bu şekilde aracın orijinalliğinin ve 0 km orijinal bir araç kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilinin maldan beklediği faydanın ortadan kalkacağını, ayrıca aracın tüm kapılarının değişmesinin ikinci el otomobil piyasasında değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü beyanla aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara ait olmak üzere 0 km ayıpsız misli ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Baylas Otomotiv AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından satın alınan aracın davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde boya kusurlu olarak kabul edilemeyeceğini, araçlarda meydana gelen boya dökülmelerinin, üretim hatası dışında birçok sebebi bulunduğunu, araçta iddia edilen durumun neyden ötürü meydana geldiği bilinmeden araçta üretim hatası olduğunu belirtmenin herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, bedel iadesi ya da araç değişimi şeklindeki taleplerin her ayıp durumunda değil ancak sözleşmenin feshini mümkün kılacak kadar önemli ayıplarda ileri sürülebileceğinin öğretide kabul edildiğini, aracın davacı tarafça kullanıldığını ve halende kullanılmaya devam ettiğini, bu durumda problemin maldan yararlanmayı sürekli kılması şartının gerçekleşmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Otodem Otomotiv Petrol San. Tic. Ltd. Şti.' ye usulüne uygun tebligatın yapıldığı, ancak savunma yapılmadığı görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Taraflar arasındaki uyuşmazlık satılan malın ayıplı olup olmadığı ve tüketicinin malın değişimini isteme hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir. Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 07/09/2016 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği görülmüştür.

6502 sayılı kanunun 8. maddesinde " (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir."

6502 sayılı kanunun 11. maddesinde " malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu, 

 

Davaya konu somut uyuşmazlık yukarıda belirtilen 6502 sayılı kanunun 8., 11.  maddeleri kapsamında incelendiğinde, davacının 07/09/2016 tarihinde davaya konu aracı davalı  Otodem Otomotiv Petrol San. Tic. Ltd. Şti' den satın aldığı, diğer davalı Baylas Otomotiv A.Ş.' in ise aracın ithalatçısı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Aracın bazı kısımlarında paslanmalar olduğu ileri sürülerek aracın ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Mahkememizce yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu aracın boyasının metalik boya olduğu, bazkat+vernik şeklinde bir boyama olduğu, aracın ön sağ sol, arka sağ sol kapı alt kısımlarında meydana gelen paslanmaların aracın üretim aşamasında kapı alt yüzeylerinin fosfat kaplama ve akabinde katoferik astar kaplanmadan önce bu bölgelerdeki nem ya da ter izlerinin temizlenmemesi veya iyi bir kurutma işlemi yapılmadan astar ve boyama işlemine geçilmesi nedeniyle araçta zaman içerisinde iyi kaynamayan boya katamların da kabarmalar ve paslanmaların meydana geldiği bu hususun üretimden kaynaklı ayıp olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple dava konusu aracın 6502 sayılı kanunun 8. maddesine göre ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Davacı 05.10.2017 tarihli ihtarname ile ayıbı davalılara bildirmiştir. Davacının ayıp nedeniyle seçimlik haklarını kullanma şartları oluşmuştur. 6502 sayılı kanunun 11. maddesine göre satıcı, ayıp halinde tüketicinin tercih ettiği seçimlik hakkı yerine getirmekle yükümlüdür. Bu sebeple davacının elinde iken meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu araçta oluşan 4.500,00 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, dava konusu 41 YL 285 plakalı Cıtroen Marka, C4 Cactus 1.6 E-HDI 92 ETG6 S&S Shıne tipinde, 10JBFN0088246 motor ve VF70B9HPGGE542066 Şase numaralı 2016 model aracın ayıplı olduğunun tespitine, dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ayrıntısı açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ ile; dava konusu .. YL 285 plakalı Cıtroen Marka, C4 Cactus 1.6 E-HDI 92 ETG6 S&S Shıne tipinde, ... motor ve ... Şase numaralı 2016 model aracın ayıplı olduğunun TESPİTİNE, dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davacının elinde iken meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu araçta oluşan 4.500,00 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 

2-Harçlar Kanununa göre hesaplanan 4.722,48 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 169,55 TL posta masrafı, 253,80 TL keşif harcı ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.923,35 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,

5-6100 sayılı HMK' nın 333. maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırana iadesine,

Dair, davacı ve davalı B.. Otomotiv A.Ş vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalının yolkluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine karşı İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/02/2019

Katip ¸e-imzalıdır                                                                     Hakim ¸e-imzalıdır

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2005/4-487

K. 2005/553

T. 5.10.2005

• TÜKETİCİ TARAFINDAN SATIN ALINAN OTOMOBİLİN GİZLİ AYIPLI ÇIKMASI ( Ayıbın Yetkili Servislerce Tüketiciye Bildirilmeyerek Tüketicinin Sonuç Alınamayan Tamirlerle Oyalanması - Hile Nedeniyle Zamanaşımı Süresinin Uygulanmayacağı )

• HİLE SEBEBİYLE ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN UYGULANMAMASI ( Satın Aldığı Otomobil Gizli Ayıplı Olmasına Rağmen Yetkili Servisçe Bu Husus Bildirilmeyerek Tüketicinin Tamirlerle Oyalanması - Ayıplı Malın Misliyle Değiştirilmesi Talebinin Kabulü Gereği )

• AYIPLI MALIN YENİSİYLE DEĞİŞTİRİLMESİ TALEBİ ( Tüketicinin Satın Aldığı Ayıplı Araçtaki Gizli Ayıbın Tekrar Eden Arızalara Rağmen Yetkili Servis Tarafından Tüketiciye Bildirilmeyip Tamirle Oyalanması - Hile Sebebiyle Zamanaşımı Süresinin Uygulanmayacağı )

• GİZLİ AYIPTA ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Tüketicinin Satın Aldığı Araçta Meydana Gelen ve Sürekli Tekrar Eden Arızalara Rağmen Yetkili Servisin Tüketiciyi Ayıptan Haberdar Etmemesi - Aracın Ayıpsız Misliyle Değiştirilmesi Gereği )

4077/m.4,13/3

ÖZET : Dava, satın alınan gizli ( hileli ) ayıplı otomobilde ortaya çıkan ve devamlılık arzeden arızalar sonucu aracın kullanılamaması nedeniyle, yenisiyle değiştirilmesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Somut olayda davaya konu araca ait garanti belgesi 17.12.1997 başlangıç tarihli olup, 1 yıl sürelidir ve azami tamir süresi 1 ay olarak gösterilmiş; ayrıca tercümesi yapılan belge ile üretici firma tarafından 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresine tabi kılınmıştır.

Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.

Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.

Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).

Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.

Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.

Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin ( hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da ) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.

Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresi tanıdığı, tercümesi yapılan belgeden anlaşılmasına göre satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır.

Bu sebeple, davanın kabulü gerekirken mahkemece davanın reddi yönünde verilen direnme kararında usul ve yasaya uygunluk yoktur.

DAVA : Taraflar arasındaki "tüketici-aynının iadesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Tüketici Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.12.2002 gün ve 2001/510-304 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.03.2004 gün ve 2003/6837-2004/2852 sayılı ilamı ile;

( ...Dava, davalılarca üretilip satışı yapılan otomobilin gizli ayıp nedeniyle yenisi ile değiştirilme isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu otomobil, 30.12.1997 de "0" km. olarak dava dışı üçüncü kişiye satılmış ve davacı bu aracı 11.9.1998 de satın almıştır. Aracın satın alma tarihinden itibaren değişik arızalar nedeniyle sık sık onarım gördüğü ve bu arızaların giderildiği anlaşılıyorsa da en son çıkan sorunlar nedeniyle 11.7.2001 tarihinde servisine götürüldüğünde kaporta aksamında yaygın şekilde paslanmanın da bulunduğu görülmüştür. Yapılan incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda bu paslanmanın imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğu bildirilmiştir. Böylece dava konusu araçta gizli ayıbın bulunduğu ve bunun ise 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği görülmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi içinde imalat hatasına bağlı gizli ayıbın öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Bu tarih gözetildiğinde eldeki davanın açıldığı 5.10.2001 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O halde mahkemece işin esası incelenerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Davacı vekili 05.10.2001 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sahip olduğu 1998 model Mercedes-Benz E 200 tipi Avangart aracı yeğlemesinin temel nedeninin bu marka araçların tüm dünyaca bilinen üstün nitelikleri, dayanıklılığı, sağlamlığı ve güvenilirliği olduğunu, bu markaya duyulan büyük güvene dayalı olarak kullanım amacı bakımından üstün değeri ve standartların üstündeki kalitesi gözetilerek ve ciddi bir bedel ödenerek satın alınan bu araçtan müvekkilinin, beklentilerinin aksine büyük bir hayal kırıklığına uğradığını, dava konusu aracın kullanıma başlandıktan çok kısa bir süre içerisinde servise taşınarak kullanılmaktan çok servislerde kaldığını, aracın tüm periyodik bakımlarının davalıların İzmir’deki yetkili servisi olan Egemer A.Ş.’ye yaptırıldığını, henüz 11.09.1998 tarihinde trafiğe çıkmış olmasına karşın 19.11.1998 tarihinde park, sensör, 15.07.1999 tarihinde şarj dinamosu ve devridaim sistemi, 15.11.1999 tarihinde ön amortisörlerinin tümü, 13.04.2000 tarihinde komple şanzıman, 24.08.2000 de sağ ve sol cam krikosu, arka disk ve balatalar ile akülerin tamamen değiştirildiğini, ek olarak aracın parametrik üst şıpıldağın ses yapması nedeniyle onarılıp, sağ kızağının tamir edildiğini, arka sol amortisöre çamur girdiği ve patlak olduğunun yetkili servislerince belirlendiğini, tüm bu aşamalar sonrasında müvekkilinin en son olarak 60.000 km.lik olağan bakım için aracı servise götürdüğünde bu kez de ön diskler ile balataların değiştirildiğini, olağan bakım yapılıp aracın tekrar teslim alındığını, müvekkilinin bu defa da parametriğin çalışmadığını, frene bastığında direksiyonda ve fren pedalında titreme olduğunu fark ederek aracı tekrar servise götürdüğünü, bu kez servis yetkililerinin ön disklerin eğri olduğunu, yeniden yapılması gerektiğini, tüm kapıların alt fitillerinin alt kısımlarında paslanma olduğunu ve boyalarının pul pul döküldüğünü bildirdiklerini, 11.07.2001 tarihinde aracın son durumunu görmek ve bilgi almak üzere servise giden müvekkilinin aracı komple çıplak gördüğünde şok olduğunu, bu kez arabasının arka bagaj arkasının paslı, bagaj altı lastiklerinin geçtiği yivin çürük olduğunu, arka amortisör üzerinden arabanın bagaj koluna doğru çamur izleri olduğunu gördüğünde şaşkınlığının arttığını, bu konuda uzman çeşitli kişi ve kurumların görüşlerini aldığında ise kendisine henüz daha 66.000 km. de ve üstelik Mercedes gibi üstün nitelikler taşıyan bir aracın böylesi sorunlar yaşamasının, bu denli çok parçasının değişmesinin ve sanki büyük bir kaza atlatmışçasına boya ve kaporta işlemleri görecek bir duruma gelmesinin olanaklı olamayacağını, kesinlikle imalat hatası olduğunu bizzat inceleyerek söylediklerini, aracı son derece özenle kullanan müvekkilinin ardı ardına büyük sorunlar yaşaması nedeniyle maddi ve manevi mağduriyete uğradığından araçla ilgili olumsuzlukları 16.07.2001 tarihinde davalı Mercedes-Benz Türk A.Ş.'ye yazdığı dilekçe ile dile getirdiğini, ancak davalı şirketin verdiği 25.07.2001 tarihli cevabi yazısında bir yandan kusurları örtülü olarak benimseyip özür dilemekle birlikte, aracın garanti süresi geçmiş olmasına karşın aracın kapılarının komple değiştirileceğini, ancak aracın değiştirilemeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin İzmir 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/205-118 nolu değişik işler dosyasında tespit yaptırdığını, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu düzenlenen raporda "Mercedes marka bir otomobilin kaporta aksamında iki üç yıl gibi kısa bir sürede pas oluşması, bu kadar kısa sürede şanzıman değişmesi, fren diskinde eğilme olmasının rastlanır ve kabul edilebilir bir ayıp olmadığını, ... bu hususların tüketici tarafından bilinmesinin olanaklı olmadığını, zamanla meydana çıktığını, servisin sorumluluğunda olan bir ayıp da olmadığını, dolayısıyla otomobilin bu yönleriyle imalattan kaynaklanan gizli ayıplı olduğunu" kanaat olarak bildirildiğini, bu raporun da eklenerek davalılara aracın değiştirilmesi ve uğranılan zararların giderimine yönelik olarak İzmir 14.Noterliğinin 28.08.2001 tarih ve 19681 yevmiye no.suyla ihtarname gönderildiğini, Almanya’daki üretici davalı şirkete ihtarname ve bilirkişi raporu yeminli çevirmen aracılığıyla Almanca’ya çevrildikten sonra tebliğe çıkarıldığını, ancak davalıların ihtarnameyi tebellüğ etmelerine karşın bugüne değin aracın değiştirilmesi ve tazminat istemlerine cevap verilmediğini, böylece sürekli olarak maddi ve manevi anlamda acı çekip, psikolojik olarak da yıprandığını, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunun apaçık ortada olup, TTK.nun 4077 sayılı Yasa’nın Garanti Belgesi ile Tanıtma ve Kullanma Kılavuzunun Uygulama Esaslarına Dair Tebliğin ( TRKG M-95/1 16-117 ) ilgili maddeleri uyarınca aracın yenisi ile değiştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin önceden öngörmesi olanaksız gizli ( hileli ) ayıplar taşıyan aracın yenisi ile değiştirilmesini, aracın kullanılmamasından ve çekilen büyük sıkıntıların ve duyulan üzüntünün giderilmesine yönelik olarak ortaklaşa ve zincirleme olmak üzere 100.000 DM tazminatın davalılardan alınmasını istemek zorunda kaldıklarını ifadeyle, davalılardan Daimler Crhrysler AG tarafından üretilip, Mercedes-Benz Türk A.Ş tarafından ithal edilen ve Birollar Otomotiv Ltd Şti’nden satın alınan gizli ( hileli ) ayıplı aracın yenisi ile değiştirilmesine, uğranılan maddi ve manevi zararların bir nebze olsun giderilmesine yönelik 100.000 DM tazminatın davalılardan ortaklaşa ve zincirleme olarak alınmasına, karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili; mahkemece ilk celse sorulması üzerine istenen rakamın manevi tazminat olduğunu, bildirmiştir.

B- Davalı Tarafın Cevabının Özeti:

Davalı Mercedes-Benz Türk A.Ş. ( dava dilekçesi 11.10.2001 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekili 18.10.2001 tarihli cevap dilekçesinde; aracın satışının yetkili bayi tarafından yapılmış ise de, davacıya doğrudan satış söz konusu olmadığını, davacının üçüncü kişiden satın aldığını, davanın şirketlerine ve onun bayiine yöneltilemeyeceğini, aracı ilk satın alan tarafından ortaya konulan bir gizli ayıp bulunmadığını, bu nedenle öncelikle davanın husumetten reddini, davanın muhatabının davacının aracı satın aldığı kişi olması gerektiğini, ayrıca davanın hem Borçlar Kanunu, hem Ticaret Kanunu hem de TKHK.na göre zamanaşımına uğradığını, aracın müvekkili tarafından devir tarihinden itibaren 3 yıl on ay gibi uzun bir süre geçtiğini, gizli ayıp bulunmadığını, bunun davacı beyanları ile de sabit olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle, olmazsa esastan reddi gerektiğini, ifadeyle sonuçta davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.

Davalı Birollar Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ( dava dilekçesi 13.10.2001 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekili 27.12.2001 tarihli cevap dilekçesinde; aracın davacıya satılmadığını başka bir kişiden aldığını, gizli ayıptan söz edilemeyeceğini, zira davacının baştan beri noksanları bilmekte ve ona göre servise gitmekte olduğunu, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek sonuç itibarıyla davanın reddini savunmuştur.

Davalı Daimler Chrysler AG şirketi ( dava dilekçesi yurt dışı tebligat yoluyla 17.07.2002 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, ayrıca gizli ayıp bulunmadığını, davacının baştan beri ayıplardan haberdar olduğunu, davanın esas yönünden de yerinde olmadığını, reddini savunmuştur.

"Davalılardan Daimler aracın imalatçısı, Mercedes-Benz ithalatçısıdır. Herne kadar Birollar otomotiv satıcısı ise de davacının ibraz olunan belgeler dikkate alındığında bu aracı ikinci el olarak Görgün isimli şahıstan satın aldığı, aracın 30.12.1997 tarihli fatura ile Birollar otomotiv tarafından satıldığı davacının da 11.9.1998 tarihinde G.Özcesur’dan dosyada bulunan senetle satın aldığı anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle davacının bu aracı satın aldıktan sonra yaklaşık 5 yıl kadar kullandığı görülmektedir. Zira satış senedi sözleşmesi 5.9.1998 tarihinde yapılmıştır, dava ise 5.10.2001 tarihinde açılmıştır, dosyaya ibraz olunan aracın garanti belgesinde ise 17 Aralık 1997 tarihli olup 1 yıllık garantisi vardır. hukuki inceleme başlığını taşıyan bilirkişi raporunun 4. sayfasında açıklandığı üzere davalılardan Birollar otomobil ltd. şti. davada hasım olamaz zira malı tüketiciye sunan tüketici ile sözleşme yapan kişi Birollar değildir. Malın bir acenteden satın alınmış ve el değiştirmemiş durumlarında acenteye karşı değiştirme talebi ileri sürülebilir. Mal el değiştirmiş ise, bunun muhatabının ya ilk alıcı -ki olayımızda dava dışı Görgün isimli şahıstır- ya da malı üreten kişi veya ithal eden kişi olabilir. Bu nedenle davalı Birollar otomotivin davada hasım olması mümkün değildir. Buna yöneltilen dava husumet nedeniyle reddedilmiştir. Diğer Davalılardan Daimler aracın imalatçısı, Mercedes-Benz ithalatçısıdır. Davacının bunlara karşı sorumluluk davası açması mümkündür ve bunun incelenmesi gerekir. Bilirkişi kurulunun teknik bilirkişileri, araç üzerinde yaptıkları incelemede aracın 85.770. Km de incelemeye alındığını, teknik inceleme sonunda pek çok parçanın değiştirilmesine rağmen servislerde şikayetlerin çoğunun çözümlendiğini ve aracın normal olarak çalıştığını, sadece normal kullanım süreci içerisinde paslanma ve kapı aksamındaki çürümelerin uygun vasıflara sahip sacın kullanılmaması veya imalat aşamasında çürümelere karşı gereken koruyucu önlemlerin yeterince alınmamış olmasından dolayı bir gizli ayıp niteliğinde olduğunu belirtmişlerdir.

Öncelikle bu raporun bu bölümüne karşı tarafların herhangi bir itirazı yoktur. Teknik bilirkişilerin saptadıkları bu husus yönünde de zaten fazla bir tartışmaya gerek görülmemiştir. Garanti belgesinde açıkça görülmektedir ki araca verilen garanti süresi 1 yıldır. Yani 17.12.1998 tarihinde bir yıllık süre dolmuştur. Zamanaşımı süresi içersinde davacının herhangi bir değiştirme talebinde bulunmadığı görülmüştür. Zira, davacı aracı satın aldığında garanti süresi henüz dolmamıştır. Garanti kişiyi değil ürünü takip eder. Bu itibarla daha uzun bir süre verilmediği takdirde elimizde garanti belgesi vardır. Davacının korozyonu öğrendiği 2.7. 2001 tarihinde garanti süresi çoktan dolmuştur. Üretici ve ithalatçının süresinde yapmış olduğu zamanaşımının öncelikle irdelenmesi gerekir. Bu husus yasanın 4. maddesinde açıklanmıştır. Açıkça yasa daha uzun bir süre garanti verilmemişse malın ayıplı olması nedeniyle açılacak davalar, -ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile- iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu durum karşısında zamanaşımı süresi davacının teslim aldığı tarih göz önüne alındığında kesinlikle dolmaktadır. Davacı aracını 03.09.1998 tarihinde sözleşme ile almıştır. 2 yıllık süre dolduğunda 5.9.2000 tarihi etmektedir. Dolayısıyla garanti süresi de eklendiğinde daha uzun bir süre olmaktadır. Ne var ki yasa, satıcı malın ayıbını tüketiciden hile ile gizlemişse 2 yıllık zamanaşımı uygulanmaz demektedir. Hile iddiasının araştırılması gerekmiştir. Bilirkişi kurulunun raporunun 5 nci sayfasında bu husus ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. İhmalin hile açısından geçerli olmadığı açıktır. Gerek BK.nun hileye karşı hükümleri gerekse TKHK nın ayıpla ilintili ve hile ile ilintili hükümleri dikkate alındığında ( Sözleşmenin yapılış sırasında tarafların bir araya gelmelerini ve yakınlaşmalarını ve satıcının alıcıyı kasıtlı olarak yanıltıcı beyan ve davranışta bulunmasına yada tüketicideki gerçeğe aykırı kanaati bilmesine rağmen tüketiciyi aydınlatmayarak sessiz kalma yoluyla bu kanaatin güçlendirilmesini gerekli kıldığını ) olayımızda hile yoluyla ayıbın tüketiciden gizlendiğine dair herhangi bir delil ve bilginin söz konusu olmadığını açık bir şekilde belirtmişlerdir. İşte bu nedenle davalıların yapmış oldukları zaman aşımı savunması zamanında ve süresinde olup bunlara yönelik davacının açtığı davanın bu nedenle reddi gerekmiştir."

Gerekçesiyle; "1-Davacının davalı Birollar Otomotiv San.Tic.Ltd.Şti.ne açtığı davanın husumet nedeniyle reddine,

Bundan dolayı karar tarihindeki asgari ücret tarifesi uyarınca 75.000.000 lira ücreti vekaletin davacıdan alınıp davalı Birollar Otomotiv Sanayi Ltd. Şti. ne verilmesine,

2-Davacı tarafından davalılar Mercedes Benz Türk A.Ş ve Daimler CHRYS’ler aleyhine açılan davaların ZAMANAŞIMI nedeniyle reddine,

3-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,"

Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece karar yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle "gizli ayıbın 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği, zamanaşımı süresinin dolmadığı" kabul edilerek bozulmuş; davalı tarafın karar düzeltme istemi de oy çokluğu ile reddedilmiş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekilleri ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. ve 13. Maddeleri:

Madde 4 - Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaad edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler,ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Satın alınan malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde; tüketici, malı teslim aldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde bu malları satıcı firmaya geri vererek değiştirilmesini veya ödediği bedelin iadesini veya ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini ya da ücretsiz olarak tamirini talep edebilir.Tüketici bu taleplerden herhangi birisini tercihte serbesttir.Satıcı,tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.Ayıplı maldan ve/veya ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı satıcı, bayi, acenta, imalatçı-üretici ve ithalatçı, müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Satılan malın ayıbı gizli nitelikte ise veya ayıp tüketiciden hile ile gizlenmişse,satıcı 15 gün içerisinde kendisine başvurulmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Satıcı daha uzun bir süre için garanti vermemiş ise,ayıplı maldan ve ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı açılacak davalar, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak satıcı, satılan malın ayıbını tüketiciden hile ile gizlemiş ise, 2 yıllık zamanaşımı süre

‘de "arka perde çalışmıyor, parktronikler çalışmıyor" şikayeti üzerine araka perde motoru değiştirildiği, parktronik tamirinin yapıldığı; 19.11.1998 tarih ve 12257 km ‘de "sağ ön parktronik çalışmıyor, benzin sarfiyatı fazla" şikayeti üzerine H.H.T. kontrolü yapıldığı,parktronik tesisatının değiştirildiği; 16.2.1999 tarih ve 556 nolu iş emrine göre: 15472 km’de yağ filtresi, yağ filtresi elemanı, silecek lastiği, hava filtresi, saf su ve motor yağının değiştirildiği, 15000 km bakımı yapıldığı; 15.11.1999 tarih ve 4125 nolu iş emrine göre : 30075 km ‘de 30000 km normal bakımının yapıldığı, motor yağı, yağ ve hava filtresinin değiştirildiği; 21.4.2000 tarih ve 2000-2328 sıra nolu seri B faturasına göre: 37155 km ‘de lastik takoz, motor taşıyıcı, arka fren diskleri ve tapa gibi parçaların yenilenerek, arka fren disklerinin ve motor takozlarının değiştirildiği; 8.6.2000 tarih ve 2000-3321 sıra nolu faturaya göre: 40256 km ‘de iki adet plastik kelepçe değişikliğinin yanı sıra dört tekerlek balans ayarının yapıldığı arka düzenin ve rotların ayarlandığı; 15.8.2000 tarih ve 3417 nolu iş emrine göre : 45934 km ‘de 45000 km bakımı yapıldığı, yakıt süzgeci, hava filtresi elemanı, buİiler, yağ filtresi, motor yağı, yakıt filtresi, kelepçe, bakır pul, fren balata yağı ve akünün yenisi ile değiştirildiği; Assyst A bakımı uygulanarak akü, buİi ve motor yağı değişim işçiliğinin uygulandığı; 27.3.2001 tarih ve 894 nolu iş emrine göre : 61632 km ‘de 60.000 km Assyst B bakımının uygulandığı; 13.4.2001 tarih ve 235448 Seri A nolu fatura verilerine göre aracın hava filtresinin, üç tırnaklı buİilerinin, motor yağının, arka fren balatalarının, yakıt filtresinin silecek lastiklerinin, hava filtresinin, ön fren balataları ile ön fren disklerinin, balata fişleri ve fren balata yağlarının, V-kayışının, şanzıman yağının, motor yağının ve gerekli bazı ufak parçaların değiştirildiği, Jant doğrultma işçiliğinin yanı sıra fren diski ve balata değiştirme işçiliklerinin uygulandığı; 2.7.2001 tarih ve 1815 nolu iş emrine göre: 66121 km‘de aracın, dört kapı lastiklerinin bulunduğu bölgelerden çürümüş olduğu çürük kontrolü yapmak amacıyla kapılarının sökülerek kontrol edildiği; 12.6.2002 tarih ve 1645 nolu iş emri ile 9.7.2002 tarih ve 323163 sıra nolu seri C faturasına göre: 78705 km ‘de Assyst A bakımı kapsamında saf su, süzgeç, hava filtresi, yağ filtresi, conta, otomatik şanzıman filtresi, yakıt filtresi, klima filtresi, muhtelif sayıda kelepçe,conta, bakır pulun yanı sıra motor yağı, şanzıman yağı, fişek ve sinyal ampullerinin değiştirildiği, lastik tamirat işçiliğinin uygulandığı; 21.9.2002 tarih ve 2937/5287 nolu iş emrine göre: Aracın 85358 km ‘sinde arka frenlerin ses yapması nedeniyle fren kontrolünün, "araç yüke binince vites kolunun bulunduğu bölümden tırıltı şeklinde ses geliyor, arka camdaki stop lambasının bulunduğu kısımdan rüzgar sesi geliyor, sol ön kapı direk kısmından ses geliyor ve parktroniklerin kontrol ikazı verdikleri" şeklindeki şikayetler üzerine 25.9.2002 tarih ve 187961 sıra nolu seri H faturasına göre : Aracın ön ve arka fren balatalarının, fren braketi soketinin, arka fren disklerinin, balata fişlerinin, fren hidroliğinin, fren balata yağının ve burcun değiştirildiği, arka fren değiştirme işçiliğinin uygulandığı; Egemer servisinde 2.7.2001 tarihinde 1815 nolu iş emri ile yaptırılan kontrol sırasında ortaya çıkan kapı ve bagaİ tabanındaki çürümeler üzerine, davacının aracının yenisi ile değiştirilmesi talebi ile 16.7.2001 tarihinde Mercedes Benz Türk A.Ş ‘ye yazılı başvuruda bulunduğu; 25.7.2001 tarihinde Mercedes Benz Türk A.Ş., aracın değiştirilmesini gerektirecek bir durumun olmadığı, ücretsiz olarak garanti kapsamında kapıların serviste değiştirilebileceği şeklinde davacı başvurusunu cevaplandırdığı," anlaşılmaktadır.

Davacı, 03.08.2001 tarihinde davalılardan Mehmet Mercedes-Benz’i hasım göstererek delil tespiti istemiş; bilirkişiden alınan raporda "tekrarlanan arızaların imalattan kaynaklanan gizli ayıp olduğu" görüşü bildirilmiştir.

Davacı vekilinin, 28.8.2001 tarihinde İzmir 14. Noterliği kanalıyla gönderdiği ihtarname ile, "gizli ( hileli ) ayıplı otomobilin yenisi ile değiştirilmesi ve otomobilinin kullanılamamasından doğan zararın giderilmesi, bunların yerine getirilmemesi durumunda hukuksal yollara başvurulacağı" ihtar edilmiştir.

İhtarnameye yanıt alamayan davacı vekili vasıtasıyla Tüketici Mahkemesine verdiği 05.10.2001 tarihli dava dilekçesi ile; gizli ( hileli ) ayıp olarak ifade ettiği ayıba dayanarak ve bu ayıbı son olarak yaptırdığı bilirkişi incelemesinde öğrendiğini belirterek aracın yenisiyle değiştirilmesi ve tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.

Mahkeme, davalı tarafın zamanaşımı savunması ile davalılardan yetkili satıcının husumet savunmalarını yerinde bularak davayı bu yönlerden reddetmiştir.

Davacı tarafın temyizi üzerine Özel Daire "gizli ayıbın 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği, zamanaşımı süresinin dolmadığı" hususlarını vurgulayarak kararı bozmuş; davalı tarafın karar düzeltme istemini de oy çokluğu ile reddetmiştir.

Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü davacı taraf temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ; davaya konu araçta bulunan ayıbın hile ile gizlenmiş "gizli ayıp" niteliğinde ve buna göre davalı yanın "zamanaşımı definin" yerinde olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır.

İlkin, uyuşmazlığın temelinde yatan ayıp kavramı üzerinde durmakta yarar vardır;

"Tüketici yasası ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme" 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesinde yer almaktadır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında; "Ambalaİında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir."denilmekte, devam eden fıkralarda ise buna ilişkin biçimsel koşullar sayılmaktadır.

Görüldüğü üzere; Borçlar Kanunundaki ayıp kavramı ile yukarıda açıklanan 4077 sayılı Kanununun 4.maddesinde yer alan ayıp kavramları birbiri ile örtüşmektedir.

Borçlar Kanuna göre; bir maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak ;satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları ; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir.

Yeri gelmişken belirtmekte yarar vardır ki, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan/gerekse 4822 sayılı kanunla değişerek 14.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren şeklinde; "satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların daha uzun bir garanti süresi vermemesi/daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmemeleri halinde ayıplı maldan doğan davaların/sorumluluğun ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak, satılan malın ayıbı tüketiciden satıcının hile ile/ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı " hükmü yer almaktadır.

Hemen burada somut olaya baktığımızda; davalılar tarafından üretimi yapılıp , ithal ve satışa sunulan araçtaki, dava dışı üçüncü kişi tarafından satın alındığı 26.12.1997 ve ardından davacıya satıldığı 03.09.1998 tarihleri itibariyle, arızaların varlığı davacının müracaatı üzerine davalı tarafın yetkili servisince tespit edilmiştir. Parça değişiklikleri,yağlama, tamir gibi geçici tedbirlerle sorunun giderilmeye çalışıldığı,ancak yapılan tamir ve işlemlerden sonra da aynı tür arızaların ortaya çıktığı, böylece davacının araçtan beklediği verimi almasını önleyecek ölçüde arızaların tekrarlandığı, hatta özel olarak ve uzun süre için garanti edilmesine karşın kaborta ve metal aksamlarda paslanma ve çürümeler tespit edildiği, davacının yaptırdığı inceleme ve tespitlerde araçta üretim hatası ve arızalarının bulunduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan incelemenin de aynı sonucu ortaya koyduğu, anlaşılmaktadır.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, otomobil garanti belgesi ile satılmak zorunda olan sanayi mallarından biridir. Garanti belgesi, imalatçı veya ithalatçı tarafından düzenlenip, tüketicinin malı satın aldığı satıcı, bayi, acenta veya temsilci tarafından da tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmelidir.

Nitekim, somut olayda da davaya konu araca ait garanti belgesi 17.12.1997 başlangıç tarihli olup, 1 yıl sürelidir ve azami tamir süresi 1 ay olarak gösterilmiş; ayrıca tercümesi yapılan belge ile üretici firma tarafından 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresine tabi kılınmıştır.

Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.

Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.

Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).

Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.

Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.

Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin ( hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da ) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.

Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresi tanıdığı, tercümesi yapılan belgeden anlaşılmasına göre satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır.

Emsal nitelikteki, Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2004 gün ve 2004/4-29-83 sayılı ve yine 25.02.2004 gün ve 2004/ 4-84-99 sayılı kararlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir.

Şu durumda mahkemece, özel daire bozma kararına uyularak, işin esası incelenip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.10.2005 gününde, karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

Dava, davalılarca üretilen ve satışı yapılan aracın ( otomobilin ) gizli ayıp nedeniyle yenisi ile değiştirilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, dava konusu aracın "0" km olarak 30.12.1997 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satıldığını, müvekkilinin de o kişiden 11.9.1998 tarihinde satın aldığını, değişik arızalar nedeniyle sık sık onarımlar yapıldığını, aracın 11.7.2001 tarihinde servise götürüldüğünde, kaporta aksamında yaygın biçimde paslanma bulunduğunun görüldüğünü, bilirkişi incelemesine göre bunun "gizli ayıp" niteliğinde olduğunun belirlendiğini iddia ederek bu davayı açmıştır.

Davalı Mercedes-Benz Türk AŞ ve Daimler Chrysler AG vekili ise, dava konusu aracın 30.12.1997 tarihinde satılıp teslim edildiğini, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a ( TKHK ) göre davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını kaldı ki, davacının "aracı kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra servise taşınır olmuş" biçimindeki beyanları ile, bu durumun baştan beri varolduğunu bildiğini bunun gizli ayıp sayılamayacağını, savunarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, aracın 30.12.1997 de satılıp teslim edildiği, davanın ise 2.7.2001 tarihinde açıldığı, daha uzun bir garanti süresi verilmemiş ise, malın ayıplı olması nedeniyle açılacak davaların, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile 2 yılık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilerek dava, zamanaşımı yönünden reddedilmiştir.

Kararın temyizi üzerine Y.4.Hukuk Dairesince, dava konusu araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu, yasadaki 2 yıllık zamanaşımı süresinin, gizli ayıbın öğrenildiği ( 11.7.2001 ) tarihten başladığı, davanın 2.10.2001 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek mahkeme kararının bozulması üzerine, yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Davacı dilekçesinde, "...dava konusu araç satın alındıktan çok kısa bir süre sonra servise taşınır olmuş, ..19.11.1998’de park sensür, 15.7.1999 da şarİ dinamosu devirdaim sistemi, 15.11.1999 da amörtisör, 13.4.2999’de şanİıman, 24.8.2000’de cam krikoları, arka disk, balatalar ve aküler değiştirilmek suretiyle servise gitmeler sürmüş..." açıklamalarında bulunmuştur. Davacı, araçta arıza ve eksikler bulunduğu için sürekli olarak servise götürdüğüne göre, araçta ayıp olduğunu aracı üçüncü kişiden satınalıp kullanmaya başladıktan hemen sonra öğrenmiştir.

Ayıplı maldan dolayı satıcıyı, sorumlu tutabilmenin maddi ve biçimsel koşulları şunlardır.

Maddi Koşullar ( malın lüzumlu vasıflarındaki ayıplar ):

1- Satılan malda ayıp sayılan bir eksiklik bulunmalı,

2-Maldaki ayıp ( eksiklik ) önemli olmalı ( malın alıcı tarafından kullanılıp yararlanılması olanağını azaltan ya da ortadan kaldıran bir özürü bulunmalı ),

3- Ayıp, malın yarar ve zararının ( nefi ve hasarının ) alıcıya geçtiği anda var olmalı,

4-Tüketici ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olmalı ( kural olarak, tüketici malı alırken ayıplı olduğunu bilerek satın almış ise, ayıp yüzünden satıcının sorumlu tutulmasını isteyemez ),

5-Satıcının, ayıbın varlığını bilmesi zorunluluğu yoktur ( Satılan malın ayıplı olduğunun satıcı tarafından bilinmemesi, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz ),

6-Sözleşme ile, sorumluluğun kaldırılmış ya da sınırlandırılmış olması geçerli değildir. ( BK.’nun 196. maddesine göre; satıcının maldaki ayıbı alıcıdan hile ile gizlemesi dışında, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan koşullar geçerlidir. Ancak TKH Yasa’da böyle bir düzenlemeye yer verilmediği için, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan koşullar -tüketici sözleşmesi açısından- geçerli olmaz. )

Biçimsel Koşullar: Ayıplı maldan dolayı satıcıyı sorumlu tutabilmek için, yukarıda sayılan maddi koşulların gerçekleşmiş olması yanında, tüketicinin ( alıcının ) üzerine düşen bir takım biçimsel koşullarla ilgili yükümlülükleri de yerine getirmiş olması gerekmektedir.

Alıcı, muayene ve ihbarda ( yoklama ve bildirmede ) bulunmuş olmalıdır. Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, alıcı malı teslim aldıktan sonra malı muayene ederek bir ayıp ( eksiklik ) varsa bunu satıcıya ihbar etmelidir.

Zarardan dolayı açılacak davalar 2 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Maldaki ayıbın gizli ayıp olması sonucu değiştirmez. Gizli ayıbın varlığı durumunda dahi 2 yıllık zamanaşımı süresi malın tüketiciye teslimi tarihinden işlemeye başlar. Bu husus 4. maddenin 4. fıkrasında "..ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile.." sözleri ile açıklanmıştır. Ayıbın daha sonra ortaya çıkmış olması onun gizli ayıp olduğunun ifadesidir. Gerek iki yıllık süre gerekse, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ifadesi 4077 Sayılı Kanunda değişiklik yapılmasından ( 2003 yılında ) sonraki metinde de aynen korunmuştur. Yasanın çok açık olan bu ifadesine karşın -ayıp gizli olsa dahi-, zamanaşımını malın tüketiciye teslimi tarihinden farklı bir tarihte başlatmak yasanın emredici hükmüne aykırılık oluşturur. ( 2003 yılında yapılan değişiklikten sonra, 2 yıllık zamanaşımı hükmü korunmuş, ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı açılacak davaların 3 yıllık zamanaşımına tabi olacağı belirtilmiştir. )

Zamanaşımı süresinin ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağını ise, 13.5.2003 gün ve 25137 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkındaki Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 9. maddesine göre, ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak taleplerin zarar görenin zararı, maldaki ayıbı ve imalatçının/ üreticinin kim olduğunu öğrendiği yada öğrenebileceği tarihten itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir.

Yasada ve yönetmelikte seçimlik hakların kullanılması taleplerinde zamanaşımının başlangıcı ile tazminat taleplerinde zamanaşımının başlangıcı arasında bilinçli bir ayrım yapılmıştır. Çünkü kural olarak tazminat hukukuna egemen olan genel ilkeler, zararı ve failini öğrenme tarihini esas alır. Yasa koyucu zararlar karşılığı tazminat isteminde, zamanaşımı yönünden bu genel kurala bağlı kalmıştır. Buna karşılık seçimlik hakların kullanılması farklı bir durum olduğundan, bu istemler açısından zamanaşımının, malın tesliminden itibaren işlemeye başlayacağını düzenlemiştir. Yasa koyucu burada da genel kurallara bağlı kalmıştır. BK.nun 207/2 maddesinde de ayıp dolayısıyla açılacak davaların, satıcı daha uzun bir garanti süresi vermemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıksa bile ayıptan doğan her türlü davanın malın satın alana tesliminden itibaren 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. ( Satışın ticari nitelik göstermesi halinde bu süre, TTK.nun 25/4. maddesi uyarınca 6 aydır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa’nın 4/4. maddesinde ise zamanaşımı süresi 2 yıldır. )

Dava konusu olayda, bilirkişi kurulu aracın kapılarında ve bagaİındaki paslanmayı gizli ayıp olarak belirlemiştir. Gizli ayıp mutlaka, "hileli ayıp" yada "ayıbın hile ile gizlenmesi" anlamına gelmez. Ayıp gizli, yani olağan bir muayene ile anlaşılamayacak olmasına karşın, her zaman bunun hile ile gizlendiğinden söz edilemez. Ayıbın hile ile gizlenmesinden söz edebilmek için, hilenin koşullarının bulunması gerekir. Dava konusu olayda, hilenin koşullarının varlığı -ayıbın hile ile gizlenmiş olduğu- kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, istemler gizli ayıptan kaynaklanmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Dava konusu olayda malın davacıya teslim tarihi 11.9.1998 olup, dava 5.10.2001 tarihinde 3 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra açılmıştır. ( Kaldı ki araç dava dışı ilk alıcıya 30.12.1997 tarihinde satılıp teslim edilmiştir )

Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilir olmasını ortadan kaldırır. Başka bir anlatımla alacak hakkının, belli bir süresi içinde kullanılmaması yüzünden "dava edilebilme" niteliğinden yoksun kalmasıdır.

Somut olayımıza gelince; dava konusu araç, 30.12.1997 tarihinde "0" km olarak davalı Birollar Otomotiv San. ve Tic. Ltd.Şti. tarafından dava dışı üçüncü bir kişiye satılıp teslim edilmiştir. Davacı, aracı o kişiden 11.9.1998 de satınalarak teslim almıştır. Davacı, bu davayı 2.10.2001 tarihnde açmıştır. Görüldüğü gibi, dava konusu araç "0" km olarak üçüncü kişi tarafından satınalınmış, 9 ay 12 gün kullanıldıktan sonra davacıya satılmıştır. Bu süre içerisinde aracın 3. kişi tarafından nasıl kullanıldığı, bir kazaya karışması, hasar görmesi ve tamir edilmesi durumu olup olmadığı konularında da bir bilgi yoktur.

Davacı aracı 3. kişiden satın aldıktan kısa bir süre sonra başlıyarak, dava tarihine kadar 5-6 kez servise götürmüştür. Bu bakım ve tamirler sürerken araçta ayıp ( eksiklik ) bulunduğunu belirterek bir iddia ve istekte bulunmamıştır. Aracın durumunu bildiği halde, bakım ve tamirler yaptırmak suretiyle durumu geçiştirmiş, ayıp ihbarında bulunmamış, araçta gizli ayıp bulunduğunu da ileri sürmemiştir.

Dava dilekçesinde, araçta gizli ayıp bulunduğu iddia edilmiş ancak, bu gizli ayıbın satıcı tarafından "hile ile kasten ve ağır kusur ile gizlenildiği" konusu iddia edilmemiştir.TKH Yasa’nın aradığı koşul ise, gizli ayıbın satıcı tarafından hile ile kasten ve ağır bir kusur ile gizlenildiğinin ileri sürülmesi ve kanıtlanmasıdır.

Davamızda böyle bir iddia ileri sürülmediği gibi, malın satışı sırasında araçta gizli ayıbın var olduğu halde, satıcı tarafından hile ile ya da ağır kusurla gizlendiğide kanıtlanmış değildir. Davacı daha uzun süreli bir garanti süresi bulunduğunu da kanıtlayamamıştır.

Böyle olunca davacı, davasını 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açmadığı için, dava açma hakkı zamanaşımına uğramıştır.

Açıklanan nedenlerle, direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, kararın bozulması yönündeki sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.

 

 

 

Dikkat: Yukarıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri/ Tüketicinin Tercih Hakkı -2011). Makale veya makalenin herhangi bir kısmını veya Mahkeme Kararlarını, herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkeme dava dosyalarında Av.Yusuf Ayık'tan yazılı izin alınmadan kullanılamaz. Aksi durumlar emeğe saygısızlık ve 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına geleceği gibi uğranılan zararlar nedeniyle de herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.

Galeri

İlgili makaleye ait galeri bulunmamaktadır.

Video

İlgili makaleye ait video bulunmamaktadır.