-0- KM ALINAN ARACIN KOROZYONA UĞRAMASI (PASLANMASI) VEYA BOYALI ÇIKMASI DURUMUNDA TÜKETİCİ HAKLARI
Sıfır Km Araçlarda Korozyon (Paslanma/Çürüme) ve Boya Ayıpları Karşısında Tüketicinin Hukuki Hakları
Tüketiciler; güvenli, kesintisiz ve sorunsuz bir ulaşım sağlama gayesiyle yetkili bayi ve satıcılardan sıfır kilometre (0 km) araç satın almaktadırlar. Kanun gereği tanınan asgari 2 yıllık yasal garanti süresinin yanı sıra, tüketiciler sıklıkla üretici veya ithalatçı tarafından sunulan ek/uzatılmış garanti sözleşmelerini de akdetmektedirler.
Ancak uygulamada, araç teslim alındıktan bir süre sonra kaporta aksamında, kapı iç saclarında veya şasi bileşenlerinde boya kabarmaları, paslanma, korozyon ve çürüme gibi ağır imalat/üretim ayıpları meydana gelebilmektedir. Bu durum, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 8 uyarınca ayıplı mal ve teslim anında gözle görülemeyecek nitelikte olması sebebiyle gizli ayıp teşkil etmektedir.
Tamirle Oyalanma, Teşhis Eksikliği ve Hile (Aldatma) Olgusu
Kaporta ve bileşenlerdeki korozyon sorununu fark eden tüketici, durumu derhal yetkili servise bildirmektedir. Ancak uygulamada yetkili servisler tarafından teknik problemin boyutu tüketiciden gizlenmekte; sorunun önemsiz ve lokal bir işlemle (küçük bir rötuş veya bölgesel boya) giderilebileceği yönünde telkinlerde bulunulmaktadır.
Söz konusu işlemin teknik arızayı ve kronik imalat ayıbını kökten çözmeyeceğini bilen servis yetkililerinin bu tutumu; ayıbın tam ve doğru teşhis edilmemesi, imalat hatasının gizlenmesi ve tüketicinin yanıltılması anlamına gelmektedir.
Nitekim uygulanan lokal boya işleminden kısa bir süre sonra korozyon ve çürüme; hem müdahale edilen bölgede hem de aracın diğer kapı içlerinde, direklerinde ve kaporta saclarında tekrar etmekte ve yayılmaktadır.
Parça Değişimi Dayatması ve Değer Kaybı
Lokal tamiratın yetersiz kalması üzerine yetkili servis ve distribütör firmalar, bu defa tüm kapıların veya ilgili kaporta parçalarının garanti kapsamında "ücretsiz değişimi" teklifinde bulunmaktadırlar.
Ancak bilinçli bir tüketicinin ve Tüketici Hukuku doktrininin kabul ettiği üzere:
-
Orijinallik ve Fayda Dengesi: 0 km olarak satın alınan bir aracın kapı veya majör kaporta parçalarının tamamen sökülüp değiştirilmesi, aracın fabrikasyon orijinalliğini ortadan kaldırır. Tüketicinin "orijinal ve ayıpsız mal edinme" hususundaki haklı beklentisi zarar görür.
-
İkinci El Piyasa Değer Kaybı: Parça değişimi görmüş bir araç, ikinci el otomotiv piyasasında ağır bir değer kaybına (tramer/ekspertiz olumsuzluğuna) uğrar.
-
Kronik Ayıbın Devamı: Çürüme ve paslanma problemi genellikle kaportanın daldırma/katarofez (boya öncesi korozyon koruma) aşamasındaki imalat hatasından kaynaklandığından, sadece görünürdeki kapıların değişimi sorunu kökten çözmeyip aracın diğer aksamlarında da tekrar edecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Emsal Yaklaşımı
Yetkili servislerin deneme-yanılma yoluyla aracı tamir etmeye çalışması, tüketiciyi oyalaması ve ayıbın varlığını gizlemesi hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2005 tarihli, E. 2005/4-487, K. 2005/553 sayılı kararı son derece nettir:
“…Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.
Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin (hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.
Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı garanti süresi tanıdığı belgeden anlaşılmasına göre; satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır…” (Benzer ilkeler YHGK 18.02.2004 T., E. 2004/4-29, K. 2004/83 ve 25.02.2004 T., E. 2004/4-84, K. 2004/99 kararlarında da kabul edilmiştir.)
Tüketicinin Kullanabileceği Seçimlik Haklar ve Dava Talepleri
Yukarıda izah edilen gerekçeler doğrultusunda, parça değişimini veya yetersiz onarımları kabul etmek zorunda olmayan tüketici, TKHK m. 11 ve TBK m. 227 uyarınca seçimlik haklarını kullanabilir.
Tüketici Mahkemesinde açılacak bir davada terditli veya doğrudan şu talepler ileri sürülebilir:
-
Ayıpsız Misli İle Değişim: Gizli ayıplı aracın davalı satıcı/ithalatçıya iadesi ile tüm masraflar davalılara ait olmak üzere 0 KM AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ,
-
Bedel İadesi (Sözleşmeden Dönme): Aracın iadesi ile ödenen satış bedelinin avans faiziyle birlikte tahsili,
Bu doğrultuda açılan ve emsal nitelik taşıyan Mahkeme Kararı aşağıda sunulmuştur.
Saygılarımla,
Av. Yusuf AYIK
--------------------------------------------------------------------------
Emsal Kararlar:
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/3...
KARAR NO : 2026/1...
BAŞKAN : A. K. (35849)
ÜYE : J. Ü. (35951)
ÜYE : M. O. (153337)
KATİP : S. D. G. (228971)
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/07/2023
NUMARASI : 2022/1... Esas, 2023/7... Karar
DAVACI : A. A. C. - 69310261952
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS
DAVALILAR : 1- O. OTOMOTİV TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. H. C. Ö. - [16860-68631-59944] UETS
2- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - Büyükhanlı İş Merkezi
Küçükbakkalköy Mahallesi Defne Sokak No: 3 Ataşehir/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS
DAVANIN KONUSU : Sıfır (0) Km Araç Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan, Ayıp
İddiasına Dayalı, Ayıpsız Misli İle Değişim Seçimlik Hakkının
Kullanılması
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH : 22/04/2026
KARAR
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik
verilen karara karşı davalılar vekillerince ayrı ayrı sürelerinde istinaf yoluna başvurulduğundan,
dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra,
yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 20.05.2021 tarihinde davalı bayi
yetkili satıcıdan (O.) sıfır (-0-) km C. C4 FEEL BOLD 1.2PURETEC marka aracı satın aldığını,
araca 06 C... nolu plaka takıldığını, müvekkili aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra
henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmaları meydana
geldiğini, bu kabarma ve paslanmalar şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut
olduğunu, bunun dışında aracın direksiyonu ve farklı yerlerinde yine soyulmalar ve bir dizi
başka sorunlar meydan gelmeye başladığını, aracın iç-dış aksamı, kaporta, boya, metal bölgeler
vs de soyulma kabarma korozyon vs. gibi araç kullanımı ve konforu giderek aracın değerini
etkileyen ayıp ve problemler tek tek bilirkişi incelemesi esnasında gösterileceğini, müvekkili
paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servis araçta
oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre iletmiş akabinde kendisine
ilgili kısımların boya-tamir işlemi önerildiğini, ancak müvekkili -0- km aldığı aracın bu kadar
kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin
artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden
olacağından bu teklifi kabul etmediğini, aracın boya atması, kabarması, çürüme-paslanma durumu
ile ilgili davalıların elindeki yetkili servis raporlarında tüm bilgiler mevcut olduğunu, aracın
kapılarının değişmesi aracın orijinalliği ortadan kaldıracağı için -0-km orijinal bir araç
kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilin maldan beklediği fayda ortadan kalkacağını,
ayrıca aracın tüm kapılarının ve bagaj kapağının değişmesi ikinci el otomobil piyasasında
aracın değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü, bir diğer önemli nokta da çürüme-paslanma sorunu
boya kabarması ile başlamış, sonrasında ise ilgili bölgenin paslanarak çürüyecek ve giderek
sorun sadece kapılarla sınırlı olmayacak, ilk başta belirtilen lokal problemin aracın diğer tüm
bölgelerinde de görülmesi ile sorun tekraren yaşanacak ve kapıların değişmesi dahi sorunu
ortadan kaldırmayacağını, müvekkili davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın
kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığı aracın sorunsuz kullanıldığı bu nedenle
taleplerin kabul edilmediği bildirildiğini, bilindiği üzere 20-30 yıllık araçlarda
çalışabildiğini, hatta bunların bir çoğu davalıların satmış olduğu araç gibi 1 senesini
doldurmadan paslanmadığı gibi 20-30 yıllık olmasına rağmen halen de paslanmadığını, davada
zamanaşımı problemi bulunmadığını, dava konusu araç garanti kapsamındadır ve henüz 1 yıl
dolmadan problemler meydana geldiğini, davalı tarafça araca 10 yıl paslanmazlık garantisi
tanımış olup aracın paslanmazlık garantisi ve 2 yıllık normal garantisi devam ettiğini
belirterek, gizli ayıplı 06 C... plaka nolu, VR7... şase 10... motor no'lu C. C4 FEEL BOLD
1.2PURETEC marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları
davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile
vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep
ve dava etmiştir.
Davalı O. Otomotiv Tic.San.Ltd.Şti.cevap dilekçesinde özetle; davaya ilişkin husumet
itirazının bulunduğunu, müvekkili S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. bayisi olup üretici veya imalatçı
pozisyonunda olmadığını, davacının dava dilekçesindeki talepleri göz önünde bulundurulduğunda
açıkça görüleceği üzere müvekkili davacının taleplerinden dolayı sorumlu tutulamayacağını,
bu nedenle işbu davada müvekkile husumet yöneltilemeyeceğini, diğer yandan davacı, servis
işlemlerini müvekkili haricinde başka servislerde yaptırdığından davacının dava dilekçesinde
iddia ettiği hususları müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına
uğradığını, bu nedenle davaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacının dava
dilekçesinde talep ettiği hususlar zamanaşımına uğradığını, davacı TKHK ilgili maddesinde
düzenlenen "uygun sürede gözden geçirme ve bildirime külfeti" ni yerine getirmeyerek süresinde
ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının taleplerinin kabul anlamına gelmemekle birlikte; dava
dilekçesinde iddia ettiği hususlar haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının
iddia ettiği gizli ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia edilen ayıbın
kaynağının tüketici kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti yapılmadığını, bu
noktada müvekkile sorumluluk yüklenilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, kanunun mefhum-u
muhalifinden açıkça anlaşılacağı üzere malın satın alınmasından 6 ay sonrasına ilişkin ayıp
iddiasında ayıbın tüketiciden kaynaklanmadığına ilişkin ispat yükü tüketicide olduğunu, somut
olayda davacı iddia ettiği ayıpların kendi kullanımından kaynaklanmadığını ispat eder herhangi
bir delil veya somut durum öne sürmediğini, buna rağmen davacının işbu haksız taleplerini
müvekkile yöneltmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı dava dilekçesinde
dayanaktan yoksun kötüniyetli olarak işbu davayı müvekkile yöneltildiğini, haksız ve hukuki
mesnetten yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle
birlikte; davacının misli ile değişim talebi hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaat
dengesine aykırı olduğunu, dava dışı serviste bulunan dava konusu araç ile ilgili dava dışı
servis tarafından yapılan tespit, değerlendirme ve işlemlerde müvekkilin herhangi bir
sorumluluğu bulunmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının
dava dilekçesinde iddia ettiği gibi dava konusu araçta meydana gelen kapı içi kabarmalar,
müvekkil servis tarafından yapılan incelemelerde görülememiştir ve bu durum açıkça davacıya
ifade edildiğini, davacı da, müvekkili servis tarafından yapılan kontroller sonucu, "davacının
iddia ettiği gibi kapı altı boya kabarması probleminin görülmediği" hususunu kabul ettiğini,
diğer yandan bir an olsun davacının iddialarını kabul etsek dahi, iddia edilen kapı altı boya
kabarması sorunu, dava konusu aracın kapı içlerinde olması nedeniyle değer kaybı yaratmayacağı
ve davacının araçtan beklediği faydayı azaltmayacağı, sürüş konforunu etkilemeyeceğinden davacının
talep ettiği ayıpsız misli ile değişim talebi taraflar arası menfaat dengesini açıkça davacı
lehine bozacağını, davacı, dava konusu aracı iki yıl boyunca aktif bir şekilde kullandığını,
dava konusu araçtan iki yıl boyunca fayda sağladığını somut olay göz önünde bulundurulduğunda
davacının, dava dilekçesinde iddia ettiği ayıplara karşı talep ettiği misli ile değişim
hakkı açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi kapı içi boya kabarması
dava konusu araçta var olsa dahi araçta değer kaybı meydana getirecek nitelikte olmadığını
beyan ederek, dava konusu araca ilişkin servis işlemlerinin dava dışı a. otomotiv tic. a.ş.
yetkili servisinde yapıldığı göz önüne alındığında; serviste yapılan tespit, değerlendirme ve
ayıplı hizmet söz konusu olması halinde bu durumdan müvekkilin sorumlu tutulamayacağını
belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine
bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın
1 yıldan uzun bir süredir trafikte olduğu ve tarafımızca tespit edildiği üzere 15 bin
kilometreden fazla yol yaptığı, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere
maruz kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki
bir iddia hakkaniyet ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, araçta üretim kaynaklı bir
problem olmadığı, öte yandan, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için Sayın Mahkemece
dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi, dava konusu araçta var
olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında olduğu, ayıp iddiasını
kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iş bu problemin giderilebilmesi için ilgili parçanın iç
kısmının temizlenerek yeniden boyanması yeterli olmakta olduğu, bununla birlikte yapılacak
onarım ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir değer kaybı da meydana
gelmediğini, basit bir onarım ile değer kaybına neden olmayacak şekilde problemin
çözülebilmesi mümkünken, davacı yanın misli ile değişim talebi hak ve menfaatler dengesine
aykırı olduğunu, davayı ve davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece
karar verilirken, dava konusu aracın ÖTV muafiyetli olarak alındığının dikkate alınması
gerektiğini, dava konusu aracın mevzuatın izin vermesi neticesinde emsallerine nazaran daha
ucuza alınmış olması karşısında, huzurdaki davanın tamamıyla fatura bedeli esas alınarak
yürütülmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE
1-Dava konusu C. marka,C4 SHINE BOLD 1.5 BLUE-HDI 130EAT8 6.3-BLUE D'ARABIE METALLISEE
VERNIS 2021 model (motor, şasi nosu VR7... , BF2... nolu faturada yazılı bulunan) 06C...
plakalı aracın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen 0 km AYIPSIZ MİSLİ İLE
DEĞİŞTİRİLMESİNE, (dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün
bulunmaması halinde İ.İ.K.'nun 24. md. gereğince işlem yapılmasına)
2-Dava konusu aracın (davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde)
davacı tarafından davalılara iadesine..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılar
vekilleri ayrı ayrı süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı S. Otomotiv Paz. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece,
eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde karar verildiğini, davacı yanın dava konusu
araçtan yararlanmasını etkileyen veya aracın kullanım değerini ortadan kaldıran hiçbir problem
söz konusu olmadığını, yerel mahkemece verilen karar ölçüsüz olup, hak ve menfaatler dengesi
ile bağdaşmadığını, dava konusu araç 2 yıldan uzun bir süredir trafikte olduğunu ve dosyadaki
bilirkişi raporuna dayanak keşif tarihi itibariyle 25.710 km yol yaptığı bilirkişilerce
tespit olunduğunu, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz
kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki tespit
kabul edilemez nitelikte olduğunu, dava konusu araçta dış etkenler nedeniyle boya problemi
oluşma ihtimali değerlendirilmediğini, yerel mahkemenin, "5 kapının değişimi" yönündeki
gerekçesinin somut olay bakımından geçerli olmadığını, zira ayıp iddiasını kabul anlamına
gelmemek kaydıyla, TKHK m.11/f.3 kapsamında orantısız güçlük kurumunun ve hak ve menfaatler
dengesinin değerlendirilebilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği husus üretim kaynaklı
olmadığından ve yerel mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığından, huzurdaki
incelemeye konu gerekçeli kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalar bulunduğunu, yerel mahkemece itirazları
doğrultusunda ek rapor dahi aldırılmadığını, yerel mahkemece verilen karar eksik inceleme
neticesinde verildiğini, bilirkişi raporu usule uygun olarak oluşturulmadığı gibi, eksik
inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, araç üzerinde bilirkişilerden beklenebilecek
gerekli teknik incelemeler yapılmaksızın, elverişli ve yeterli, ayrıntılı bir açıklamaya
dayanmayan, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren raporun gerekçeli karara dayanak teşkil
etmesi hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararı ölçüsüz olup, hak ve menfaat dengesi ile
bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosyadaki bilirkişi raporunda: "araçta
11.446,38 TL değer kaybı olduğu ve aracın onarılabileceği" belirtilmiş olup, söz konusu değer
kaybı kullanıma etki etmeyen bir husus için son derece fahiş olmakla birlikte, araç değişimi
gibi müvekkil için orantısızlık yaratacak bir karar yerine diğer seçeneklerin
değerlendirilmemiş ve bu hususun gerekçeli kararda açıklanmamış/tartışılmamış olmasının hatalı
olduğunu, nitekim her ne kadar yerel mahkemece gerekçeli kararda; "ülkemizde ikinci el
piyasasında aracın değerinin fahiş derecede düşmesine sebep olacağı" yönünde bir gerekçeye
yer verilmişse de, iş bu gerekçenin hatalı olduğunu, kullanıma dayalı değer kaybının
hesaplanması ve müvekkili şirkete iadesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemesi hatalı
olduğunu, yerel mahkeme; cevap dilekçesinde de belirttiğimiz üzere, tramer kayıtlarının da
celbi suretiyle araçta kullanımdan kaynaklı meydana gelen değer kaybının hesaplanması ve
müvekkili şirkete iadesi yönündeki taleplerini değerlendirmeye alınmadığını ve bilirkişi
raporunda bu yönde bir inceleme yapılmadığını belirterek, İstanbul Anadolu 6. Tüketici
Mahkemesi'nin 2022/1... Ε. - 2023/7... K. sayılı dosyasının, 13/07/2023 tarihli kararının
İstinaf incelemesi doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine
karar verilmesini, tehir-i icra taleplerinin kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet
ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı O. Oto. Tic. Ve San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya ilişkin
husumet itirazı bulunduğunu, müvekkili S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. bayisi olup üretici veya
imalatçı pozisyonunda olmadığını, müvekkilinin, işbu ayıpsız misli ile değişim kararından
dolayı sorumlu tutulamayacağını, davaya ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduğunu, diğer yandan
davacı TKHK ilgili maddesinde düzenlenen "uygun sürede gözden geçirme ve bildirime külfeti" ni
yerine getirmediğini, dosyaya kazandırılan ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; dava
konusu aracın kapı içinde meydana gelen paslanmaların, dış unsurlardan kaynaklı olup
olmadığına ilişkin tespit yapılmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme
sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyaya
kazandırılan 05/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, "konu ayıp dava konusu aracın dört kapısı
ve bagaj kapısının orijinal muadilleriyle değiştirilmesiyle giderilebilecek niteliktedir."
tespiti yapılmasına rağmen bu husus ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirmeye
alınmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen "misli ile değişim" kararı, hakkaniyete
ve taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesine aykırı olduğunu, davacı meydana gelen ayıbı
uygun zamanda bildirmediğinden; aracı ayıplı hali ile kabul ettiği anlamına geldiğini, diğer
yandan davacı, dava konusu ayıbın kendi kullanımından kaynaklanmadığını ispatlar herhangi bir
delil öne sürmediğini, davacının iddia ettiği ayıpların varlığını kanıtlayacak herhangi bir
somut delil öne sürülmediği gibi, davacının iddia ettiği gibi kapı içi boya kabarması dava
konusu araçta var olsa dahi araçta değer kaybı meydana getirecek nitelikte olmadığını, bu
nedenlerle, davacının ayıpsız misli ile değişim talep etmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması
niteliğinde olduğunu, dava konusu araca ilişkin servis işlemlerinin dava dışı a. Otomotiv Tic.
A.Ş. yetkili servisinde yapıldığı göz önüne alındığında; serviste yapılan tespit,
değerlendirme ve ayıplı hizmet söz konusu olması halindebu durumdan müvekkilinin sorumlu
tutulamayacağını, araçta meydana geldiği iddia edilen arızanın nedenleri irdelenmediğini,
raporda somut olaya özgü hiçbir etken incelenmemiş olup genel geçer teorik açıklamalarla
üreticiye sorumluluk yüklendiğini, bu nedenle de, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun
denetlenebilirliği bulunmadığını, kullanıma dayalı değer kaybı hesaplaması yapılmadığını,
güncel olarak kullanılmaya ve fayda sağlanmaya devam edilen aracın, herhangi bir kazaya karışıp
karışmadığı veya başkaca bir kaporta hasarının bulunup bulunmadığı bilinmediğini, keşif
incelemesi ile iş bu hususun da tespit edilmesi gerekli olduğunu ve hakkaniyet gereği
olduğunu, zira bir aracın tramer kaydına girmeden de onarılması mümkün olduğu gibi, araçta
başkaca onarılmamış hasarlar da bulunabileceğini beyan ederek, istinaf başvurusunun kabulüne,
tehir-i icra talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına,
davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına
karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafların ileri sürdüğü tüm
istinaf talebi ve nedenlerinin usul ve esastan reddini talep etmiştir.
Değerlendirme:
Dava, sıfır (0) km araç satım sözleşmesinden kaynaklanan, ayıp iddiasına dayalı, ayıpsız
misli ile değişim seçimlik hakkının kullanılması istemine ilişkindir.
Mahkeme heyetince keşif yapılmak ve araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, 2 makine
mühendisi 1 kimyager bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor dosyaya
kazandırılmıştır.
İlk derece mahkemesince; "...Dava konusu araçtaki ayıp, aracın tüm kapılarında meydana
gelen çürüme ve paslanmadır. Davacı tüketiciden dört kapısı da paslanmış ve çürümüş,
paslanma ve çürümenin ilerleyen dönemde başkaca parçalara da sıçramayacağının garantisi
olmayan bir aracı kullanmasını beklemek objektif iyi niyet kurallarına uygun değildir.
Mahkememizce yapılan yargılama, talep, cevap ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
usulüne uygun ayrıntılı hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök raporundan anlaşılacağı üzere,
dava konusu aracın paslanmasında davacının herhangi bir kusurunun olmadığı, üretim
aşamasından kaynaklı olduğu, kusurlu bölgelerin değiştirilmesi veya boyanmasının araçta
değer kaybına sebep olacağı, araç fiyatının düşmesinin kaçınılmaz olduğu bildirilmiştir.
Araçtaki ayıbın araç alınırken mevcut olmayan bu duruma ilişkin ihtisası ve bilgisi
bulunmayan normal bir tüketicinin bakmasıyla tespit edilmesinin mümkün olmadığı sonradan
ortaya çıkan paslanmanın gizli ayıp olduğu ve süresinde davalı tarafa bildirimde bulunulduğu
anlaşılmıştır. Davalı tarafından kapıların değiştirilmesi suretiyle sorunun çözülmek istenmesi
talebi davacı tarafından kabul edilmemiştir."sıfır" olarak alınan dava konusu araçtaki paslanma
ayıbının ücretsiz onarım veya bedel indirimi ile telafi edilmesi mümkün ise de 5 kapının
değişimi veya boya yapılmasının değer kaybına sebebiyet vereceği, ülkemizde ikinci el
piyasasında aracın değerinin fahiş derecede düşmesine sebep olacağı ve davacı tarafından
kabul edilebilecek mahiyette olmadığı, davacının amaç ve beklentilerin karşılanmadığı,
aracın ekonomik değerini azaltan böyle bir ayıba tüketicinin katlanmasının beklenemeyeceği,
davacının yüksek bir ücret vererek aldığı aracın sorunsuz çalışması isteğinde bulunmakta
haklı olduğu, davacının seçimlik hakkını ayıpsız misli ile değişim yönünde kullanmasının
iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, aracın fiyatı ve sınıfı dikkate alındığında tüketici
olan davacıdan değer kaybına katlanmasının beklenmesi mümkün olmadığı, tüketicinin aracı
ücretsiz onarıma zorlamanın veya bedel indirimine zorlanamayacağı, tarafların hak ve
menfaatleri değerlendirildiğinde talebin hakkaniyetli olduğu, davacının seçimlik haklarından
ayıpsız misli ile değişim talebinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, C. marka,C4 FEEL
BOLD 1.2 PURETECH 130EAT8 6.32021 model aracın ayıpsız misli ile değiştirilerek davacıya
verilmesine, otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün bulunmaması halinde İİK'nun
24. md. gereğince işlem yapılmasına, aracın tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde
davacı tarafından davalıya iadesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulüne
karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf kanun yoluna
başvurmuştur.
Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf
incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada; İstinaf incelemesi, Hukuk
Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve
kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri
sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçelerinde ortaya konulan istinaf
sebepleri ile sınırlı olarak ve takdiren duruşmasız yapılmıştır.
HUKUKİ MEVZUAT:
Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6502
sayılı Yasa'nın 8. maddesinde: "Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış
olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri
taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma
kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya
birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit
edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin
makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik
eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir..." şeklindeki düzenlemeyle ayıplı
malın tanımı yapılmıştır.
Aynı Yasa'nın 9. maddesinde: "Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye
teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan
açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini
veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu
veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını
ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz" denilerek ayıplı maldan satıcının
sorumluluğuna değinilmiştir.
Yine Aynı Yasa'nın 11. maddesinde de:
"(1)Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c)Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik
haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle
yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya
ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fikradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı,
üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından
piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.
(3)Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız
güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp
oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın
ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun
teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin
seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren
azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine
getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki
listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami
tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta
serbesttir......
(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği
durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhal tüketiciye
iade edilir.
(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin
seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte
11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep
edebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yine Aynı Yasa'nın "zamanaşımı" başlıklı 12. maddesinde de: (1) Kanunlarda veya taraflar
arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk,
ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık
zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim
tarihinden itibaren beş yıldır.
(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda
satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise
üç yıldan az olamaz.
(3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz."
düzenlemeleri yer almakta olup, satım sözleşmesine konu ayıplı mal nedeniyle tüketicinin
seçimlik haklarını kullanabileceği zamanaşımı süresi belirlenmiştir.
Emsal nitelikli Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/4... Esas, 2023/1... Karar 04/05/2023
tarihli kararında da değinildiği üzere; Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı
Kanun yukarıda anlatılan düzenlemeleri dikkate alındığında, 1999/44 sayılı AB Yönergesinin
5 inci maddesinin üçüncü paragrafına uygun olarak, tüketici lehine getirilmiş bir ispat kolaylığı
benimsenmiştir. Buna göre teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında
var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ya da hizmetin ayıplı olmadığının ispatı satıcıya
aittir. Bir malın altı ay boyunca sorunsuz çalışması, hayatın olağan akışına uygun olarak kabul
edilmiş ve bu süre içinde mal yine de bozulmuşsa, kaynağında, yani teslim anında var olan
bir ayıbın yattığı sonucuna varılmıştır. Kuşkusuz satıcının bunun aksini ispat etmesi imkânı
her zaman vardır. Yine kanun gerekçesinde açıkça vurgulandığı üzere, ayıplı malda tüketicinin
seçimlik haklarından faydalanabilmesi için ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğü
kaldırılmıştır. Nitekim tüketicinin seçimlik haklarından birini kullandığı yönünde satıcıya
her halükarda bildirimde bulunması gereğinin olması, bunun öncesinde ayrıca bir de ayıbı ihbar
etmesi zorunluluğunu anlamsız kılmaktadır. 6502 sayılı Kanunun 12. maddesinde yer alan düzenlemeye
göre, tüketici taşınır mallarda iki yıllık, taşınmaz mallarda 5 yılllık zamanaşımı süresi içinde
ayıbı tespit ettiği sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir. Ayıbın çok erken bir
safhada tespit edilmiş olmasına rağmen, tüketicinin uzun bir süre seçimlik haklarını kullanmamış
olması duruma göre, Türk Medenî Kanunu'nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bir
hakkın kötüye kullanılması itirazı ile karşılaşabilecektir.
Bu durumda 10. madde gereğince, ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir öneminin
bulunmadığı, malın teslim ya da taşınmazın devir tarihinden itibaren zamanaşımı süreleri içinde
6 ay içinde bildirilen ya da dava açılan uyuşmazlıklarda, malın ayıplı olmadığının ispat yükünün
satıcıda, 6 ay sonra bildirilen ya da açılan davalarda da malın ayıplı olduğunun ispatının
alıcıda olduğunun kabulü gerekmektedir. Zamanaşımı sürelerinin değerlendirilmesinde de, aynı
kanunun 12/3 maddesinde açıklandığı şekilde ayıbın ağır kusur ya da hile ile gizlenmesi
durumunda satıcının zamanaşımı hükümlerinden yararlanamayacağının da gözden kaçırılmaması
gerekecektir.
6502 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik
haklarından tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle
değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına
sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici
seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ancak kanun tarafından korunan
sözleşme taraflarından tüketicinin yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan
satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın
kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri
arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile
hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel
indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tesbit edilmesi
zorunludur. Tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket
etmek zorundadır.
Yine 6502 S.Yasanın 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm
bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır.
Görüleceği üzere yasa koyucu, 11. maddenin birinci fıkrası ile tüketicinin seçimlik
haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın
ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için
hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici
insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında
hüküm altına almıştır.
Bu düzenleme ile aynı mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı TBK'nun 227/3.
maddesinde yer verilmiş olup, buna göre, "Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması
hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin
indirilmesine karar verebilir." Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın
ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı
göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine
dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da
Hakime yüklemiştir.
Satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur ve satıcının ayıba karşı
tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacı; gerek 6502 sayılı TKHK'nın hükümleri
gerekse TBK'nın 219. ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümlerine göre
akidi olan davalıdan uğradığı zararları istemek hakkına sahiptir.
13.06.2014 tarih ve 29029 sayılı Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre;
"Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın; a) Garanti süresi içinde
tekrar arızalanması, b) Tamiri için gereken azami sürenin aşılması, c) Tamirinin mümkün
olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı, üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla
belirlenmesi, durumlarında; tüketici malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini
veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı,
tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici
ve ithalatçı müteselsilen sorumludur." şeklinde belirtilmiştir.
Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31/10/2022 tarihli 2022/6... E- 2022/8... K Sayılı
Kararında da değinildiği üzere; "...6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un
56/3.maddesinde; tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım
hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken
azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci
maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabileceği, satıcının tüketicinin talebini
reddedemeyeceği ve bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçının
müteselsilen sorumlu oldukları hususu düzenlenmiş ve Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9/1.maddesinde
de aynı hususlar tekrarlanmıştır. Her ne kadar dosyada alınan bilirkişi raporunda keşif tarihi
itibariyle araçta herhangi bir arızanın mevcut olmadığı tespit edilmiş ve bölge adliye mahkemesince
de malın satıcıya teslimi ile bedelinin iadesine ilişkin kabul kararının hakkaniyete aykırı
olduğu kabul edilerek dava reddedilmişse de; dava konusu aracın, henüz 2 yıllık garanti süresi
dolmadan birden fazla kez arızalandığı ve araçta ilk kez 02.02.2017 tarihinde ortaya çıkan
arızanın kesin olarak 13.04.2017 tarihinde giderilerek azami tamir süresinin aşıldığı ve
6502 Sayılı Kanun'un 56/3.maddesi gereği tüketici davacının aynı Kanunun 11.maddesinde yer alan
seçimlik haklarını kullanabileceği açık olmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,
yanılgılı gerekçe ile bölge adliye mahkemesi tarafından davanın reddedilmiş olması usul ve
kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde hüküm altına alındığı görülmektedir.
İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;
Davacı vekili dava dilekçesi ile, sıfır (0) km araç satım sözleşmesinden kaynaklanan, ayıp
iddiasına dayalı, ayıpsız misli ile değişim seçimlik hakkının kullanılması istemiyle açtığı
huzurdaki davada;
Davalılar cevap dilekçelerinde, davaya konu araçta üretimden kaynaklanan ayıp bulunmadığını
beyan ederek, davanın reddini talep etmişlerdir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre;
*Dava konusu "C." marka, "C4 FEEL BOLD 1.2 PURETECH 130 EAT8 6.3" TİPİ 2021 model,
"VR7..."Şasi no'lu aracın 23/08/2021 tarihinde KDV dahil 183.142,01 TL Bedel ile davalı
O. Otomotiv tarafından davacıya satıldığı tespit edilmiştir.
*UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, davaya konu aracın, davacı üzerine kayıtlı olduğu
görülmektedir.
*Servis belgelerinin incelenmesinde;
A) 20/10/2021-5 km
Müşteri istekleri
1-Seramik kaplama yapılsın
2-Cam filmi yapılsın
3-Kaput koruma yapılsın
Yapılanlar
1-Seramik kaplama yapıldı
2-Cam filmi yapıldı
3-Kaput filmi yapıldı
4-Sistematik bakım işlemleri
B) 28/12/2021 - 5.603 km
Müşteri İstekleri
1-Ön cam sileceğinin çalışma arızası
C) 28/02/2022 -7.687 km
Yapılanlar
1-HVV Kampanya kapsamında güncelleme yapıldı
D) 15/06/2022 - 11.389 km
Müşteri istekleri
1-BSI yazılımı
2-Motorda yağ terletmeleri var bakılsın
3-Kapı altlarında boya kabarmaları var bakılsın
4-Yağ seviyesi kontrol edilsin
Yapılanlar
1-BSI yazılımı yapıldı
2-Motordaki yağ terletmeleri normal
3-Kapı altlarında sorun görülmedi
4-Yağ seviyesi kontrol edildi, sorun yok
E) 16/08/2022 - 14.711 km
Müşteri İstekleri
1-Sol arka kapı boya kabarması mevcut
2-Sağ ön kapı boya kabarması mevcut
3-Sağ arka kapı boya kabarması mevcut
Tespit edilmiştir.
İDM'nce, talimat yoluyla, mahkeme heyetince keşif yapılmak ve araç üzerinde inceleme
yapılmak suretiyle, 2 makine mühendisi 1 kimyager bilirkişiden oluşan 3 kbişilik bilirkişi
heyetinden alınan raporda özetle; "... ARAÇ ÜZERİNDE İNCELEME :
Mahkeme heyetinin ve tarafların katılımı ile 17/04/2023 tarih saat 14:00 da Adliye
otoparkında Dava konusu 06 C... plakalı C. C4 Feel Bold 1.2 Puretech EAT8 6.3 Marka/Model
"VR7..." Şase no'lu aracın 25.710 km de olduğu,
Yapılan ön inceleme ile tespit konusu aracın; sağ ve sol taraftaki dört kapının ve Bagaj
kapağının alt iç kısımlarında korozyona/paslanmaya bağlı kabarmalar ve boya atmaları, Göğüs
kısmında bulunan krom parçalarda da soyulmalar ve dökülmeler olduğu tespit edilmiş olup
fotoğraflanmıştır. EK-1
Bu tespitler üzerine aracın kaporta aksamında değişen ve/veya sonradan boyanan herhangi bir
parçasının olup olmadığını belirleyebilmek için TSE 13805 Hizmet Yeterlilik Belgesine haiz Bir
Ekspertiz firmasından detaylı bir ekspertiz raporu alınmasını teminen Hakimliğinize verilen
bilgi çerçevesinde Hakimliğinizin, tarafların da katılımı ile ekspertiz işlemlerinin
yaptırılması yönündeki kararına istinaden, davacı tarafın katılımı ile araç Adliye binası
önündeki ön incelemeden sonra saat 15.00 sıralarında Kızılırmak Mahallesi, 1425. Cadde 16/68
Çankaya/Ankara adresinde bulunan "Otorapor Ekspertiz"Araç Test merkezine götürülmüş, Aracın
kaporta aksamlarının ve boyanın kontrol edilmesi sonucunda;
Araçta herhangi bir hasar ve boyanın olmadığı (Orijinal fabrikasyon boya) tespit edilmiş
olup; Ekspertiz raporu Ek-2 de sunulmuştur.
TEKNİK DEĞERLENDİRME :
Otomotiv üretiminde önemli bir proses olan boya işlemlerinin amacı sadece renklendirme
değil, aynı zamanda;
✓ kasayı oluşturan sac parçaların paslanmasını önlemek ve korozyona karşı uzun ömürlü
olmalarını sağlamak,
✓ kaporta/kasa parçalarının birleşim yerlerinde sızdırmazlığı sağlamak,
✓ titreşim ile oluşabilecek sesi engelleyerek ses yalıtımı sağlamak,
✓ kasaya rengini vermek
Bunların gerçekleşebilmesi için temel olarak uygulanan işlemler sırayla:
➤ yüzey işlem tüneli (yağ alma ve fosfat kaplama),
➤ kataforez banyosu ve fırınlanması,
➤ mastikleme,
➤ astar boya,
➤ son kat boya ve vernik,
➤ son düzeltmeler (finisyon) şeklindedir.
Araç kaportasına uygulanan işlemler neticesinde oluşan katmanlar ve her bir katmanın um(mikron
metre) olarak kalınlıkları, günümüzde uygulanan boya teknolojisi ile, 75 um- 150 um aralığında
kalınlık değerlerine sahip olması gerektiği, Gerek yapılan keşif sırasında ve gerekse yapılan
ekspertiz incelemesinde sağ ve sol da bulunan kapıların alt kısmında, bagaj kapağının alt kısmında
boya kabarma ve dökülmelerinin olduğu, Araçlarda uygulanan boya teknolojisi ile ilgili verilen
bilgilerden de anlaşılacağı üzere araç boyaları yekpare bir parçadan oluşmadığı, birden çok katman
bulunduğu ve bu katmanlar farklı işlem adımlarıyla bir birinin üzerine eklenerek araç boyasını
oluşturduğu, bu durumda boya kimyasının, hazırlanan reçetelerin hatasız olmasının yanı sıra
boya katmanlarının da birbirine güçlü tutunarak sağlam bir boya örtüsü meydana getirmesi araç
boyasının nihai halinden beklenen bir özellik olduğu, Somut olayda, Araç boyasının katmanları
arasındaki tutunma gücü yetersiz kalarak boyanın dökülmesinin başladığı, var olan boya dökülmesinin
gün geçtikçe büyüyeerek yayılacağı, bu haliyle boya dökülmesinin durdurulmasının mümkün olmadığı,
Davalı aracın 2021 model bir araç olduğu tespit istenildiğinde aracın yaklaşık 1,5 yıldır
trafikte olduğu, trafikte yaklaşık 1,5 yıl kalan bir aracın boya ve kaportasında taş çarpması vs.
gibi etkilerle yıpranmalar olabileceği ancak davaya konu araçtaki 5 ayrı noktada ve dış etkenlere
kapalı olan bölgelerde meydana gelen ve yukarıda belirtilen boya kavlamasının olağanın dışında bir
hadise olduğu, Davaya konu araçta görülen boya soyulması dökülmesi atması problemin dışarıdan
fiziksel/mekanik etkilerin sonucunda gelişmediği, dış darbelere açık olmayan kısımlarda boya
atmalarının gözlendiği, araçtaki boya soyulması literatürde sıkça rastlanan boya katmanları
arasındaki birbirini tutma özelliğinin zayıf olması ve buna bağlı olarak zaman içinde, zamana bağlı
olarak hatanın ortaya çıkıyor olmasına bağlı olduğu, Boya atmalarının zamanla, ilerleyen
aşamalarda kaportada korozyona/paslanmaya sebep olacağı ve bunun da kaportanın çürüyerek
dökülmesine kadar uzanan bir süreç"e dönüşeceği, Bu tür boya hatalarının onarılmasının mümkün
olduğu ancak ikinci el piyasasında değerinin düşeceği, değer kaybına uğrayacağı, araçta var olan
boya ayıbının sürüş güvenliğini, konforunu direkt etkilememekle birlikte korozyon önleyici katman
etkilenip kaporta bir şekilde çürümeye başladığında aracın ses geçirgenliğinin artacağı ve sürüş
güvenliğini de dolaylı şekilde etkileyeceği, değerlendirilmiş olup, ilgili durum teknik anlamda
imalat kaynaklı AYIP olarak nitelendirilmiştir. Dava konusu aracın sıfır (0) kilometre alındığı,
üretici firma tarafından ürünün ekonomik ömrünün 10 yıl olarak verildiği dikkate alındığında
boya katmanları arasındaki tutunma sorununun zamanla belirgin olarak ortaya çıktığı ve boya
dökülmelerine sebep olduğu, dolayısı ile davalı araç GİZLİ AYIP olarak nitelendirilmiştir.
Davalının ayıplı aracının ayıbını, kendi kendine, tespit etmesinin mümkün olmadığı, saç telinden
ince bir kalınlıktaki boya hatasını görmenin/fark etmenin uzmanlık işi olduğu ve ölçüm cihazları
gerektirdiği, var olan boya dökülmesi/atması/kavlaması ayıbının tüketici kaynaklı olmadığı
yönünde bir görüşe varılmıştır. Konu ayıp dava konusu aracın dört kapısı ve bagaj kapısının
orijinal muadilleriyle değiştirilmesiyle giderilebilecek niteliktedir.
BEDEL İNDİRİMİ:
Dava konusu araca benzer 2021 C. C4 Feel Bold 1.2 Puretech 130 EAT8 6.3 model 25.000 km
Civarlarında hasarsız araçların ikinci el piyasa değerinin;
İlan No | Tarih | Model | KM | Fiyat TL
1071623093 | 21.Nis.23| Feel Bold | 26.000 | 980.000,00
1084417785 | 10.Nis.23| Feel Bold | 22.000 | 983.000,00
1095556313 | 27.Nis.23| Feel Bold | 25.200 | 973.900,00
1094134922 | 20.Nis.23| Feel Bold | 21.005 | 979.000,00
Ortalama olarak 978.975,00 TL olduğu, ilanlarda verilen fiyatların marjlı olduğu dikkate
alındığında dava konusu aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 960.000,00 TL mertebelerinde
olacağı, Hasarlı araç bedeli ise 900.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Bu tespitlere göre
ayıp oranı;
İlgili bedelin nispi metoda göre tespit edilmesi (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Tarih
26/12/1997, Ε. 1997/7...; Κ.1997/10...)
İndirilecek Bedel = Sözleşme Bedeli - (Sözleşme Bedeli x Ayıplı Bedel/Ayıpsız Bedel)
= 183.142,01 - (183.142,01 x 900.000,00 / 960.000,00)
İndirilecek Bedel = 11.446,38 TL (Onbirbindörtyüzkırkaltı TL 38 Kuruş)
Davaya konu aracın 4 kapısının ve 1 Bagaj kapağının garanti kapsamında ücretsiz olarak
ayıpsız orijinal muadilleri ile değiştirilmiş olması şartı ile ilgili bedel indirimi, sıfır
kilometre araç almak niyeti ile hareket eden davacının, dava konusu aracı satın aldıktan sonra
dava konusu aracın ilgili ayıbının giderilmesi için boya kusuru tespit edilen 4 kapı, 1 Bagaj
kapağının elektro katodik kaplaması teknik anlamda olması gerektiği gibi yapılmış olan 5 yeni
orijinal kapı ile değiştirilmesine ve ilgili işleminin servis geçmişinde yer alacak olması sebebi
ile aracın 2.el piyasa rayiç değeri üzerinde değer kaybına sebep olması durumuna katlanması /
kabul etmesi için yapılacak indirim olup, davacının bu durumu kabul etmesi için satış tarihinde
bir indirim yapılması gerektiği mütalaa edilmiş ve piyasa şartlarında yapılan araştırmalar
doğrultusunda hesaplama yapılmıştır.
Davalının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 11. Maddesi gereği seçimlik haklardan
hangisinin kullanacağını açıklaması gerektiği değerlendirmesinin Hakimliğinizin takdirinde
olduğu..." yönünde kanaatlerini bildirmiştir.
İDM'nce, bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı O. Otomotiv vekili istinaf dilekçesinde, süresinde ayıp ihbar bildiriminde bulunulmadığını
ve davacı talebinin zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de;
6502 Sayılı Yasanın 10. maddesi gereğince, ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir
öneminin bulunmadığı, malın teslim ya da taşınmazın devir tarihinden itibaren zamanaşımı
süreleri içinde 6 ay içinde bildirilen ya da dava açılan uyuşmazlıklarda malın ayıplı
olmadığının ispat yükünün satıcıda, 6 ay sonra bildirilen ya da açılan davalarda da malın ayıplı
olduğunun ispatının alıcıda olduğu anlaşılmaktadır.
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanun yukarıda anlatılan düzenlemeleri
dikkate alındığında 1999/44 sayılı AB Yönergesinin 5 inci maddesinin üçüncü paragrafına uygun
olarak, tüketici lehine getirilmiş bir ispat kolaylığı benimsenmiştir. Buna göre teslimden itibaren
altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ya
da hizmetin ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bir malın altı ay boyunca sorunsuz
çalışması, hayatın olağan akışına uygun olarak kabul edilmiş ve bu süre içinde mal yine de
bozulmuşsa, kaynağında yani teslim anında var olan bir ayıbın yattığı sonucuna varılmıştır.
Kuşkusuz satıcının bunun aksini ispat etmesi imkânı her zaman vardır. Yine kanun gerekçesinde
açıkça vurgulandığı üzere ayıplı malda tüketicinin seçimlik haklarından faydalanabilmesi için
ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğü kaldırılmıştır. Nitekim tüketicinin
seçimlik haklarından birini kullandığı yönünde satıcıya her halükarda bildirimde bulunması
gereğinin olması, bunun öncesinde ayrıca bir de ayıbı ihbar etmesi zorunluluğunu anlamsız
kılmaktadır. 6502 sayılı Kanunun 12. maddesinde yer alan düzenlemeye göre tüketici taşınır
mallarda 2 yıllık, taşınmaz mallarda 5 yılllık zamanaşımı süresi içinde ayıbı tespit ettiği
sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir. Ayıbın çok erken bir safhada tespit edilmiş
olmasına rağmen tüketicinin uzun bir süre seçimlik haklarını kullanmamış olması duruma göre
Türk Medenî Kanunu'nun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bir hakkın kötüye
kullanılması itirazı ile karşılaşabilecektir.
Bu durumda, davaya konu aracın 23/08/2021 tarihinde davalı O. Otomotiv'den satın alındığı,
ilk defa 15/06/2022 tarihinde ve takiben 16/08/2022 tarihinde olmak üzere, kapılarda boya
kabarması şikayeti ile yetkili servise başvuruda bulunduğu ve 15/11/2022 tarihinde huzurdaki
davanın açıldığı anlaşılmakla, 6502 Sayılı Yasanın 12. Maddesi uyarınca, 2 yıllık zamanaşımı
süresi içinde iş bu davanın açıldığı, yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 6502
sayılı yasa ile birlikte ayıp ihbar bildirimi yükümlülüğü kaldırılmış olduğu ve davalı tarafça,
davacının seçimlik hakkını kullanmasında kötüniyetli olduğu yönünde herhangi bir delil
sunulmadığı dikkate alındığında, davalı O. Otomotiv vekilinin zamanaşımının dolduğu ve ihbar
bildiriminde bulunulmadığı yönündeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Somut olayda, davacının tüketici ve davalı O. Otomotiv... şirketinin satıcı, diğer davalı
S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nin üretici/ithalatçı olmaları sebebiyle, 6502 sayılı
yasanın 11. Maddesi uyarınca, davacının, ayıp nedeniyle, ayıpsız misli ile değişimi istemine
ilişkin seçimlik hakkını, davalılara yöneltmesinin mümkün olduğu, bu nedenle, davalıların
huzurdaki davada pasif husumetlerinin mevcut olduğu, araç üzerinde teknik inceleme yapmak
suretiyle, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, somut uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerden
oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan rapor ile gizli ayıplı olduğu belirlenen araçta,
sağ ve sol taraftaki dört kapının ve Bagaj kapağının alt iç kısımlarında korozyona/paslanmaya
bağlı kabarmalar ve boya atmaları, Göğüs kısmında bulunan krom parçalarda da soyulmalar ve
dökülmeler olduğu, araçta herhangi bir hasar ve boyanın olmadığı (Orijinal fabrikasyon boya),
araç boyasının katmanları arasındaki tutunma gücü yetersiz, kalarak boyanın dökülmesinin
başladığı, var olan boya dökülmesinin gün geçtikçe büyüyeerek yayılacağı, bu haliyle boya
dökülmesinin durdurulmasının mümkün olmadığı, davaya konu araçtaki 5 ayrı noktada ve dış
etkenlere kapalı olan bölgelerde meydana gelen boya kavlamasının olağanın dışında bir hadise
olduğu, davaya konu araçta görülen boya soyulması dökülmesi/ atması problemin dışarıdan
fiziksel/mekanik etkilerin sonucunda gelişmediği, dış darbelere açık olmayan kısımlarda boya
atmalarının gözlendiği tespit edilmiş olup, bu arızaların aracın tesliminden itibaren iki
yıllık zamanaşımı ve garanti süresi içinde meydana geldiği dosyadaki delillerden anlaşıldığına
göre, araçtan faydalanamamanın süreklilik arz ettiğinin kabulü gerektiği, davacının sıfır
kilometre aldığı aracı bu şekilde kabul etmeye ve kullanmaya zorlanamayacağına ve üründen
beklediği faydayı sağlamasının mümkün bulunmamasına, 6502 sayılı Kanun'un 11.maddesi
koşullarının da gerçekleşmiş bulunmasına göre, davacının ayıplı malın ayıpsız misliyle
değiştirilmesi seçimlik hakkını kullanabileceği anlaşılmakla, yerel mahkemece yazılı şekilde
karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, davalılar vekillerinin istinaf
başvuruları ayrı ayrı yerinde değildir.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda;
dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100
sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf
incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına
uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik
bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK/353.1.b.1 maddesi
gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki
hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince ayrı ayrı
ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı
lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
3-Alınması gerekli 12.510,43 TL ilam harcından peşin alınan 3.128,00 TL harcın mahsubu ile
bakiye kalan 9.382,43 TL'nin davalı S. Otomotiv Paz. A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Alınması gerekli 12.510,43 TL ilam harcından peşin alınan 3.128,00 TL harcın mahsubu ile
bakiye kalan 9.382,43 TL'nin davalı O. Otomotiv Tic.San.Ltd.Şti.'den tahsili ile hazineye
gelir kaydına,
5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323
uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
6-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu
açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 22/04/2026 tarihinde oy birliği ile
karar verildi.
BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP
A. K. J. Ü. M. O. S. D. G.
(35849) (153337) (35951) (228971)
Ö. K. N. A. U. B. Y. H. K. F. T.
T.C.
İSTANBUL ANADOLU
7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/8... Esas
KARAR NO : 2023/1...
HAKİM : T. K. 179257
KATİP : R. D. 242262
DAVACI : F. K. - 40895106104 Cumhuriyet Mah. Sahil Sk. No:4 İç Kapı No:2
Silivri/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS
DAVALI : 1- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - 0729015415800013 Barbaros
Mah. Begonya Sk. Nidakule Ataşehir Batı Apt. No:1/2 Ataşehir/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS
DAVALI : 2- Ç. OTOMOTİV ANONİM ŞİRKETİ - 0242032709100011 Göztepe Mah.
İnönü.Cad. No:114/1/Z-1 Bağcılar/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. N. Ç. - [16113-11481-67660] UETS
DAVA : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından
Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/08/2022
KARAR TARİHİ : 24/10/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı
Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil 04.10.2021 tarihinde davalı bayi yetkili
satıcıdan (Ç. ... A.Ş) sıfır (-0-) km C. C4 Shine 1.2 Puretech 130 Eat8 6.3 marka aracı satın
aldığını, araca 34 E... nolu plaka takıldığını, müvekkil aracı kullanmaya başladıktan bir süre
sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta bir çok ayıp ve problemler ortaya çıktığını, araçta ortaya
çıkan ayıp ve problemlerin bir kısmının hız sabitleme arızası, çarpışma asistanı arızası, tavan
kamerası arızası, radar sensörü arızası, adaptif cruze control arızası, aracın esp sistemi
arızası, olduğunu, bütün bunların dışında araçta paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmaları
da meydana geldiğini, bu kabarma ve paslanmaların aracın tamamında mevcut olduğunu, bunun dışında
aracın farklı yerlerinde yine soyulmalar ve bir dizi başka sorunlar meydan gelmeye başladığını,
aracın iç dış aksamı, kaporta, boya, metal bölgeler vs de soyulma kabarma korozyon vs. gibi araç
kullanımı ve konforu giderek aracın değerini etkileyen ayıp ve problemler tek tek bilirkişi
incelemesi esnasında gösterileceğini, müvekkil araçtaki her problemi ortaya çıkar çıkmaz derhal
aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisler bir takım parça değişiklikleri v.s gibi tamir
yöntemleri uygulamışlarsa da araçtaki ayıp ve problemlerin giderilemediğini, aracın bir çok
parçasının söküldüğünü ve değiştiğini, yetkili servis araçta oluşan çürüme- paslanma içinde
bu yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre ilettiğini, akabinde kendisine bazı kısımların
boya-tamir işlemi önerildiğini, ancak müvekkilin -0- km aldığı aracın bu kadar kısa sürede
boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin artabileceğini de
öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu
teklifi kabul etmediğini, aracın boya atması, kabarması, çürüme-paslanma durumu ile ilgili
davalıların elindeki yetkili servis raporlarında tüm bilgiler mevcut olduğunu, müvekkile
kusurlu-ayıplı araç satılmasına rağmen bu konuda müvekkile hiçbir bilgi verilmediğini, zira
davalılar bu araçlardaki bu problemleri bilmekte olduklarını, müvekkil tüketicinin maldan beklediği
faydanın ortadan kalktığını, zira araçta herhangi bir şekilde boya veya paslanmalara müdahale
veya bazı parçaların değişimi aracın orijinalliği ortadan kaldıracağı için -0-km orijinal bir
araç kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilin maldan beklediği fayda ortadan tamamen
kalkacağını, ayrıca aracın tüm kapılarının değişmesi ikinci el otomobil piyasasında aracın
değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü, bir diğer önemli nokta da çürüme-paslanma sorununun boya
kabarması ile başladığını sonrasında ise ilgili bölgenin paslanarak çürüdüğünü sorunun sadece
kapılarla sınırlı olmadığını ilk başta belirtilen lokal problemin aracın diğer tüm bölgelerinde
de görülmesi ile sorun tekraren yaşandığından kapıların değişmesinin dahi sorunu ortadan
kaldırmayacağını, bunun dışında aracın radar sensörü, cruze control, ESP, kamera sistemi ve
çarpışma önleyici sisteminde ortaya çıkan problemler aracın elektronik sisteminde ciddi
problemler olduğunu ortaya koyduğunu, bu da müvekkilin araca güvenini ciddi olarak ortadan
kaldırdığını, zira hiç kimse elektronik sisteminde ciddi sorunlar olan araca güvenmesinin
beklenemeyeceğini, müvekkil tüketici bu nedenle can ve mal güvenliğini sağlayacak bir araca sahip
olmadığını, davada zamanaşımı problemi bulunmadığını, dava konusu araçtaki gizli ayıp
konusunda davalı tarafın bilgisi bulunduğu halde bu konuda müvekkile herhangi bir bilgi
verilmediğini, davalı tarafın bu araçlarda yaşanan imalattan kaynaklı paslanma problemi ile
ilgili bilgisinin olduğunu, çünkü en azından bir çok mahkeme kararında dahi bu problemin
imalat hatası olduğu kabul edilmesi yanında bu konuda davalı taraflara bir çok başvurunun
da mevcut olduğunu, davalı taraflar bildiği gizli ayıpla ilgili olarak tüketiciyi davacıyı
uyarmadığını ve aydınlatmadığını, bu şekilde hile ve ağır kusurla ayıpların gizlenmeye
çalışıldığını, bu nedenle 6502 Sayılı Kanunun 12/3 3.fıkrası maddesi gereğince davalının
zamanaşımı savunması yapmasının mümkün olmadığını, kaldı ki dava konusu araca ait garanti
belgesinden de görüleceği üzere davalı tarafça araca 10 yıl paslanmazlık garantisi tanındığını,
aracın paslanmazlık garantisi halen devam ettiğini, aracın 2 yıllık normal garantisinin de
devam ettiğini, aynı marka ve model bir araçtaki aynı nitelikteki gizli ayıp (kapılarda
paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkil adına açılan İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin
2017/7... E. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019 tarihli ilamı ile aracın gizli ayıplı olarak
kabulü ile aracın misli ile değişimine karar verildiğini, verilen karar İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε. 2021/1... K. Sayılı Ve 23/09/2021 tarihli Karar
İlamı Ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/8... E. 2021/1... K. Sayılı Ve 23.12.2021 Tarihli
Kararları İle İncelenerek Yani Deracattan Geçerek Onanmış Ve Kesinleştiğini, aynı marka ve
model ve aynı araçta yaşanan aynı nitelikteki gizli ayıp nedeni ile verilen bu karar gibi
iş bu davanında kabulünün gerekeceğini, bu nedenle bahsedilen mahkeme dosyası getirilerek ve
orada bulunan istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması
gerektiğini, gizli ayıplı 34 E... plaka, VR7... şase no'lu C. C4 Shine 1.2 Puretech 130 EAT8
6.3 marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara
ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini yargılama giderleri ve vekalet
ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ç. Otomotiv vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin adresinin "Göztepe
Mah. İnönü Cad. No.114/1/Z-1 Bağcılar/İSTANBUL" olması nedeniyle işbu davada Bakırköy Tüketici
Mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenle davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, müvekkil
şirketin dava konusu aracın satış işlemini yapmadığını, üretimden kaynaklandığı iddia olunan
bir ayıba karşı sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, davaya husumet yönünden itirazlarının
bulunduğunu, davacı dava konusu aracı 04.10.2021 tarihinde satın aldığını, dava konusu araç
ayıptan ari olarak kusursuz bir şekilde davacıya 18.10.20221 tarihinde teslim edildiğini,
aracın teslimi esnasında davacı, aracı kontrol ve muayene ettiğini, aracı sorunsuz aldığına
dair teslim ve tesellüm belgesi imzaladığını, bu nedenle gizli ayıp iddialarına itiraz
ettiklerini, dava konusu araç, müvekkil şirketin yetkili servisine 09.02.2022 tarihinde; aracın
hız sabitleme ve çarpışma asistanı ikazı yanıyor şikayeti ile getirildiğini, müvekkil şirket
tarafından yapılan inceleme ve tespitler sonucunda kodlama işlemleri yapılarak garanti
kapsamında ücretsiz olarak davacıya aracın teslim edildiğini, aynı zamanda tavan kamerasının
değiştirildiğini, 24.05.2022 tarihinde, otomotik hız sabitleme sisteminin devreye girmediği
şikayeti ile dava konusu aracın müvekkil şirketin servisine getirildiğini ve sorunun
giderildiğini, 21.06.2022 tarihinde ise boya kabarması şikayeti ile yine servise araç
getirildiğini ve yapılan kontrollerde bir sorun görülmediğini, davaya konu araç ilk defa yeni
ve sıfır olarak satıldığından 2 yıllık garanti kapsamında olduğunu, bu süre zarfında periyodik
bakım ve kontrollerin garanti yönetmeliğine göre yapıldığını, davaya konu aracın, teknolojik
donanımlara sahip olduğundan dolayı zaman zaman kontrollerin ve kodlamaların yapılması
gerektiğini, davacının şikayetine konu olan işlemlerin arz edilen gerekçeler kapsamında
değerlendirilmesi gerektiğini, bu tür şikayetlerin aracın ayıplı olması anlamına gelmediğini,
aracın satın alındıktan sonra kazaya karışıp karışmadığının da taraflarınca bilinmediğinden
tramer kayıtlarının da araştırılması gerektiğini, bu nedenle Sigorta Bilgi ve Gözetim
Merkezi'ne müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle
birlikte tavandaki boyanın dökülmesinin varlığının kabulü halinde dahi sadece boyanın
dökülmesi nedeniyle aracın misli ile değişiminin talep edilmesinin orantısız olduğunu,
hakkaniyete de aykırı olduğunu, kaldı ki araçlarda boya kalınlığının değer kaybına neden
olmadığını, davanın yetki, husumet ve terditli olması yönünden usulden reddini, neticede
haksız davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa
ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S. Otomotiv Paz. A.ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin
zamanaşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek
üzere davacı yan, "aracın kaportasında boya problemi ve araçta elektronik arıza" meydana
geldiği iddiasında bulunmuş ve fakat Müvekkil Şirkete süresinde bir bildirim yapılmamıştır.
Zira Türk Borçlar Kanunun 223. maddesi: "Alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına
göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp
gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği
takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. (...) Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa,
hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
şeklinde olmakla, kanunun lafzında yer alan "hemen" bildirim yapılması koşulunun yerine
getirilmediğinin açık olduğunu, dolayısıyla, bildirim yükümlülüğüne uymamış olan davacı yanın,
soyut iddialarının ve taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep etme zorunluluğunun
hasıl olduğunu, öte yandan davacı yanın, "aracın 0 kilometre ayıpsız misli ile değiştirilmesi"
talebinin dayanağının taraflarınca anlaşılmadığını, usule ilişkin itirazların saklı kalması
kaydıyla, huzurdaki davanın esasa ilişkin sair nedenlerle de reddine karar verilmesi gerektiğini,
davacı yanın hiçbir iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, dürüstlük kuralına ve hakkaniyete
aykırı talepleri kabul edilemeyeceğini, zira dava konusu araç 1 yıldan uzun bir süredir
trafikte olduğunu, uzun bir süre sorunsuz olarak kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz
kaldığı bilinmeyen bir aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki bir
iddia hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, huzurdaki dava konusu araçta
üretim kaynaklı bir problemin bulunmadığını, kaldı ki davacı yan, dava konusu aracın trafiğe
çıkış tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia
ettiklerini, uzun bir süredir kullanılan ve hangi dış etkenlere maruz kaldığı bilinmeyen bir
aracın, üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı yönündeki iddia, hayatın olağan akışına
aykırı olduğunu, Müddei iddiasını ispatla mükellef olduğunu, öte yandan dava konusunun otomobil
olması nedeniyle, aralarında boya konusunda uzman bir kimya mühendisinin de bulunması
sağlanarak, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi
heyeti oluşturulmasını ve müvekkil şirket'in de katılımı ile birlikte keşif yapılmak suretiyle
iddia edilen hususların incelenmesini, huzurdaki dava konusu araçta görsel bir problem
olduğuna ilişkin iddianın, aracın kullanımını etkilemediği ve araçtan beklenen faydayı
azaltmadığı ve dahi araçtan yararlanmayı engellemediği ez cümle, aracın kullanımını araçtan
fayda sağlanmasını etkileyecek bir iddia olmadığı hususunun izahtan vareste olduğunu, dava
konusu araçta, davacı yanın dava konusu araçtan yararlanmasını etkileyen veya aracın değerini
ortadan kaldıran hiçbir problem söz konusu olmadığını, zira davacı yan, araçta görsel olarak
bir sorun olduğunu iddia ettiğini, aracın ayıplı olmaması bir yana, görsel bir kusur olduğu
yönündeki iddianın varlığı dikkate alındığında, aracın kullanımının hiçbir şekilde
etkilenmediğinin açık olduğunu, davacı yan hali hazırda araçtan fayda sağlamaya devam ettiğini,
iş bu husus, dava konusu aracın 1 yıldan uzun bir süredir ve halen sorunsuz bir biçimde
kullanılıyor olması ile de sabit olduğunu, dava konusu aracın mevzuatın izin vermesi
neticesinde emsallerine nazaran daha ucuza alınmış olması karşısında, huzurdaki davanın
tamamıyla fatura bedeli esas alınarak yürütülmesi gerektiğini, aksi bir durumun hukuka ve
hakkaniyete açıkça aykırı olacağını, ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla, böyle bir aracın
misli ile değişimine karar verilmesi ihtimali davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet
vereceğini, zira bu ihtimalde davacı yan, güncel mevzuat nedeniyle fiyatı dolayısıyla ÖTV
muafiyetli alamayacağı bir aracı, alabiliyor hale geleceğini, arz ve izah edilen nedenlerle,
huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, dava konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye
sunulmadan davacı tarafın talebi doğrultusunda karar verilemeyeceğine ve dava konusu aracın
kullanımından doğan değer kaybının araştırılması gerektiğini, hukuka, usule ve Yargıtay
kararlarına aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve
yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanak örneği, araç ruhsatı, araç faturası, bir
kısım servis kayıtları, araç fotoğrafları ile deliller dosya kapsamına sunulmuştur.
Davalı Ç. vekili tarafından araç faturası, sıfır araç satışı bilgilendirme formu, araç
teslim fişi, servis kayıtları ile deliller dosya kapsamına sunulmuştur.
Davalı Ç. Otomotiv Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak dava konusu aracın servis kayıtları
celp edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak dava konusu 34 E... plaka sayılı
aracın TRAMER kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde aracın davacı uhdesinde olduğu sürede bir
kazaya karışmadığı anlaşılmıştır.
Dosyada deliller toplanmış dosya öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine
tevdi edilmiş, 12/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sıfır olarak satın alınan ve
yukarıda bilgileri verilen 34 E... plakalı, C. C4 Shine Puretech, 130 EATS 6.3 AB Haçbek 2021
model otomobilin, satın alınma sonrası, yukarıda belirtilen boya ve diğer hasarlarla ilgili
olarak; aracın davacı tarafından davalıdan 04.10.2021 tarihinde satın alındığını, kullanım
hatasından kaynaklanmayan, ortalama bir tüketicinin gözle yapacağı inceleme ile aracın sıfır(0)
araç olarak bayisinden ilk satın alınması esnasında farkına varılması mümkün görülmeyen,
zamana bağlı olarak sonradan ortaya çıkan, aracın değerini önemli ölçüde azaltan, satın alma
öncesi alıcı tarafından söz konusu hata ve arızaların olabileceği hakkında bilgisi ve şüphesi
düşünülmeyen, satın aldıktan sonra hala devam etmekte olan özellikle boya kusuru ve bir türlü
düzeltilemeyen adaptif cruze kontrol arızası nedeniyle 6502 sayılı T.K.H.K.'nun 8. maddesi
kapsamında gizli ayıplı mal niteliğinde olduğunu, bu problemlerden 4.2. Bölümde belirtilen 3
kapı ve bagaj kapağında ki ayıplar nedeniyle araçtaki güncel değer kaybının 66.889,17 TL ve
bunun 25.08.2022 dava tarihinde ki karşılığının 54.641,89 TL olduğunu, satıcı firma tarafından
düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının (ve ayıbının) giderilebilmesi için
gerekli olan Adaptif Cruze Kontrol Sistemi değişimi ve montajı maliyetinin ise mahkeme
tarafından, müzekkere ile, dava konusu aracın yetkili servislerinden öğrenilebileceğinin görüş
ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Anılan rapor içerdiği ayrıntılı açıklamalar ve varılan sonuç itibari ile denetime elverişli
ve hüküm kurmaya yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.
Dava; davacı tarafından satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak açılan
malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davacı
tarafından davalılardan Ç. Otomotiv Anonim Şirketi'nden 183.731,11 TL'ye 04.10.2021 tarihinde
satın alındığı anlaşılmaktadır.
Satış tarihi itibari ile uygulanması gereken 6502 Sayılı Kanun'un 8. maddesine göre; "Ayıplı
mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun
olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye
aykırı olan maldır."
"Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam
ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından
bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların
kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya
ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul
edilir."
6502 Sayılı Kanun'un 9. maddesine göre; "Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak
tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür."
6502 Sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiş olup, buna
göre; "Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, satılanı geri vermeye hazır
olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim
isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile
değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih
ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür."
6502 Sayılı Kanun'un 11/2. Maddesine göre "Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile
değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların
yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici
veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat
ettiği takdirde sorumlu tutulmaz"
Yapılan açıklamalardan sonra dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ve hükme esas
alınan bilirkişi heyet raporu dikkate alındığında; dava konusu aracın bilirkişi heyeti tarafından
yapılan 27/04/2023 tarihli incelemesinde aracın sol ön kapısının iç kısım en alt bölümünde,
sol arka kapısının iç kısım en alt bölümünde, sağ arka kapı iç kısım en alt bölümünde ve bagaj
kapağının iç kısım sol arka köşesinde gözle seçilebilen boya kabarmaları ve yer yer hafif atma
ve renk değişikliklerinin meydana geldiğinin tespit edildiği, söz konusu kabarmaların
06.08.2022 tarihinde C. Ç. servisinde kayda geçirildiği ve boya ile ilgili bir tamir
yapılmadığı, aracın bilirkişi heyeti tarafından yapılan 27.05.2023 tarihli incelemesinde ise
kabarma ve paslanmaların aynı bölgelerde ilerlemiş olduğu ve dökülmelerin gerçekleştiğinin
tespit edildiği, özellikle sol arka kapının alt kısmındaki bölgede, kahverengi paslanmaların ve
dökülmelerin bariz olarak görülmesinden, boyama öncesi, metal yüzeyinin imalat hatası olarak iyi
hazırlanmadığı, bu nedenle oksitlenmenin ilerleyerek hacimce genişlemeye neden olan kahverengi
pas oluşturduğu, hacim artışının üstündeki boya tabakasında önce kabarma ve sonrasında da
dökülmelere yol açtığının tespit edildiği, zamanla bu bölgelerde ve boyama öncesi metal yüzeyi
hazırlığının iyi yapılmadığı diğer bölgelerde benzer paslanma, kabarma ve dökülmelerin olacağı,
yapılan tetkiklerde, kabarmaların ve atmaların olduğu kapıların iç kısımlarında kabarma
olmayan bölgelerin boya kalınlıklarının ölçüldüğü ve sol ön kapının iç kısmında boya kalınlığı
için 58-60 mikrometre aralığında, sol arka kapı iç kısmı için 52-56 mikrometre, sağ arka
kapı iç kısmı için 45-47 mikrometre değerleri arasında ölçümler elde edildiği, yapılan ölçümler
sonrasında boya kalınlıkları arasında % 3-7 arasında kalınlık farkı olduğu tespit edildiği
ve orijinal kapılardaki kabarmaların ve atmaların, kullanıcı hatasından değil de, imalat
hatasından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, yine rapor içeriğinde göre dava konusu araçta
satıcı tarafından düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının mevcut olduğu, anılan
hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu,
davacının sıfır olarak satın aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında aracı
kullanmaya zorlanamayacağı, bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların önemi ve
özellikle boya ayıbının ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda
orantısızlığın olmadığı ve davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği
anlaşıldığından ve davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın kabulü ile
Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve müteselsilen
sorumlu olmak üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu
aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara iadesine, aracın
sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 uygulanmasına karar
verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın kabulüne;
Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve
müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,
Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara
iadesine,
Aracın sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 UYGULANMASINA,
2-Alınması gereken 12.550,67 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve
müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan
A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 29.396,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 6.762,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Dava öncesinde hazineden karşılanan 840,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan
müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde
yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi 24/10/2023
KATİP 242262 HAKİM 179257
e-imza e-imza
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
46. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/4...
KARAR NO : 2024/1...
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
BAŞKAN : G. A. (37535)
ÜYE : B. T. Y. (40221)
ÜYE : Y. K. (196055)
KATİP : E. C. (242973)
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2023
NUMARASI : 2022/8... Esas 2023/1... Karar
DAVACI : F. K. -40895106104- Cumhuriyet Mah. Sahil Sk. No:4 İç Kapı No:2
Silivri/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK- [16697-96465-64467] UETS
DAVALI : 1 -Ç. OTOMOTİV ANONİM ŞİRKETİ Göztepe Mah. İnönü.Cad.
No:114/1/Z-1 Bağcılar/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. N. Ç. [16113-11481-67660] UETS
DAVALI : 2-S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ Barbaros Mah. Begonya Sk.
Nidakule Ataşehir Batı Apt. No:1/2 Ataşehir/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS
DAVANIN KONUSU : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından
Kaynaklanan)
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/11/2024
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde
verilen karara ilişkin davalı ve diğer davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi
üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve
kağıtlar okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme doğrultusunda satılan malın ayıplı olup olmadığı
ve tüketicinin ayıpsız misliyle değişim hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir.
Davalılar; davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince;
"dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu, davacının sıfır olarak satın
aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında aracı kullanmaya zorlanamayacağı,
bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların önemi ve özellikle boya ayıbının
ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda orantısızlığın olmadığı ve
davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği anlaşıldığından ve
davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın kabulü ile Dava konusu 34 E...
plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak
üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, dava konusu aracın davacı
tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara iadesine, aracın sıfır kilometre
yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde İİK. m. 24 uygulanmasına karar verilmiş,
"Davanın kabulüne; Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar
müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE
DEĞİŞTİRİLMESİNE, Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış
şekilde davalılara iadesine, Aracın sıfır kilometre yenisi veya benzerinin bulunmaması halinde
İİK. m. 24 UYGULANMASINA," şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalılarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Ç. Otomotiv vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin eksik ve
hatalı karar verdiğini, dosyadaki keşif ve bilirkişi incelemesinin, mahkeme ara kararına aykırı
olarak gerçekleştirildiğini, tarafların keşfe katılımının sağlanmadığını, huzurdaki dava konusu
araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, zira dava konusu aracın 2 yıldır trafikte
olduğunu ve keşif tarihi itibariyle 18 bin kilometreden fazla yol yaptığının tespit olunduğunu,
davacı yanın ayıpsız misli ile değişim talebinin; taraflar arasındaki menfaat dengesini açıkça
sekteye uğrayacak, orantılılık ilkesine ve hakkaniyete aykırılık teşkil edecek ve sebepsiz
zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğunu, zira dava konusu aracın halen davacı
tarafından sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, öyle ki dava konusu aracın kullanılmasını
etkileyecek herhangi bir problem bulunmamaktadır. Davacı yan, araçtan fayda sağlamaya devam
ettiğini, nitekim herkesin, haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu,
(Medeni Kanun m.2) Zira bir talepte bulunulurken, objektif iyiniyet kurallarının hak ve
menfaatler dengesinin gözetilmesi gerekecektir. Davacı yanın talepleri, dürüstlük kuralına
açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin zarara uğramasını önlemek amacıyla öncelikle
tehiri icra kararı verilmesini, neticede usule ve yasaya aykırı olan İstanbul Anadolu 7.
Tüketici Mahkemesi'nin 24.10.2023 tarihli, 2022/8... E. ve 2023/1... K. Sayılı kararının
kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda davanın reddine karar
verilmesini talep etmiştir.
Davalı S. Otomotiv Paz. A.ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece,
eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde karar verildiğini, dava konusu araçta
üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalar
bulunduğunu, yerel mahkemece itirazları doğrultusunda ek rapor dahi aldırılmadığını, yerel
mahkemece verilen kararın, eksik inceleme neticesinde verildiğini, dosyadaki keşif ve bilirkişi
incelemesinin, yerel mahkeme ara kararına aykırı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili
şirketin keşfe katılımının engellendiğini, dava konusu araç hakkında bilirkişi tarafından
belirlenen değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu, hükme esas alınan raporun denetime elverişli
olmadığını, dava konusu araçta; kullanımı ve faydalanmayı etkileyen bir problem
bulunmadığından, yerel mahkeme kararı ölçüsüz olup, hak ve menfaat dengesi ile bağdaşmadığını,
kullanıma dayalı değer kaybının hesaplanması ve müvekkil şirkete iadesi gerekirken bu yönde bir
karar verilmemesi hatalı olduğunu, yerel mahkemece kullanımdan kaynaklanan değer kaybının
tespit edilerek müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini, bu yöndeki talep ve
beyanlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmamasının ve inceleme yapılmamasının,
hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu nedenle de kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.
İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe,
Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme doğrultusunda satılan malın ayıplı olup olmadığı ve
tüketicinin ayıpsız misliyle değişim hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir.
İlk derece mahkemesince davaya konu olan aracın ayıplı olduğu ve davacının seçimlik
haklarını kullanma şartlarının oluştuğundan bahisle ayıpsız misliyle değişim talebinin kabulü
yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 04/10/2021 tarihinde yapıldığı
anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması
gerektiği görülmüştür.
6502 sayılı kanunun 8. maddesinde "(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca
kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması
gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da
reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı
tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili
olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları
azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da
ayıplı olarak kabul edilir."
6502 sayılı kanunun 11. maddesinde " malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi
yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya
ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda
satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi
tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu
tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.
6502 sayılı TKHK'nın 56/3 gereğince, "Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen
seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması
veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması
hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin
talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı
müteselsilen sorumludur." şeklinde düzenleme mevcuttur.
13.06.2014 tarihli ve 29029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte
bulunan Garanti Belgesi Yönetmeliğinin 9. maddesinde; " (1) Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını
kullanması halinde malın; a) Garanti süresi içinde tekrar arızalanması, b) Tamiri için gereken
azami sürenin aşılması, c) Tamirinin mümkün olmadığının, yetkili servis istasyonu, satıcı,
üretici veya ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi, durumlarında; tüketici malın bedel
iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini
satıcıdan talep edebilir. Satıcı, tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi
durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. (2) Malın ayıpsız misli ile
değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici,
sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir.
Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın
tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır."
tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek
zorundadır. TMK'nın 2. ve BK'nın 202/2 (TBK'nın 227/3.m.) maddeleri gereğince hakkaniyete ve
taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesi nazara alınarak sözleşmenin ayakta tutulması
sağlanırken, varlığı tespit ile kabul edilen ayıp nedeniyle tüketicinin bir kayıp veya zarara
uğramasının da önüne geçilmesi de hedeflenmiştir.
Davacının 04/10/2021 tarihinde davaya konu aracı davalı bayi yetkili satıcı Ç. Otomotiv
A.Ş' den satın aldığı, diğer davalı S. Otomotiv Pazarlama A.Ş.' in ise aracın ithalatçısı
konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı davaya konu aracın 0 km alındığını, henüz kullanmaya başladıktan sonra 1 yıl dahi
geçmeden araçta birçok problemin ortaya çıktığını, araçta hız sabitleme arızası, çarpışma
asistanı arızası, tavan kamerası arızası, radar sensörü arızası, adaptif cruze kontrol
arızası, aracın ESP sistemi arızasının bulunduğunu, bütün bunların dışında araçta paslanmalar,
boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, problemler ortaya çıkar çıkmaz aracı
yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisçe bir takım parça değişiklikleri vs. gibi tamir
yöntemleri uygulanmışsa da; araçtaki ayıp ve problemlerin giderilmediğini, eldeki davayı
açmak zorunda kaldığını iddia etmektedir.
Davalı Ç. husumet itirazları bulunduğunu, aracın ayıpsız bir şekilde davacıya teslim
edildiğini, davacının sorun olarak bildirdiği hususlar hakkında yapılan incelemede tespitler
sonucunda kodlama işlemi yapılarak garanti kapsamında aracın onarıldığını, tavan kamerasının
değiştirildiğini, otomotik hız sabitleme işlemine ilişkin sorunun giderildiğini, boya kabarması
ile ilgili yapılan kontrollerde bir sorun görülmediğini savunmuş, davalı S. cevap
dilekçesinde, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davaya konu araçta hiçbir şekilde ayıp
bulunmadığını, davacı tarafından süresinde ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, müddeinin
iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, aracın kullanımının hiçbir şekilde etkilenmediğinin açık
olduğunu, araçtan fayda sağlanmaya devam edildiğini, aracın mevzuatın izin verme neticesinde
emsallerine nazaran daha ucuza (ÖTV muafiyeti) alınmış olması sebebiyle huzurdaki davanın
tamamıyla fatura bedeli esas alınarak yürütülmesi gerektiğini, böyle bir aracın misli ile
değişimine karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olacağını, yine aracın davacı elinde
iken geçirmiş olduğu kaza varsa bunların belirlenmesi, araç üzerinde herhangi bir takyidat
varsa bunların tespit edilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece Mahkemesince taraf delillerinin toplandığı, yapılan keşif sonrasında alınan
bilirkişi raporunda bilirkişilerce yapılan incelemede, davaya konu aracın 04/10/2021
tarihinde 183.731,11 TL bedelle satın alındığı, araç henüz 3085 km de iken 04/10/2021
tarihinde hız sabitleme(cruz kontrol) "devreye girme şartları uygun değil uyarı veriyor,
sistem devreye girmiyor" şikayetiyle yetkili servise başvurulduğu, hız sabitleme ile ilgili dıd
yazıldığı, PSA 'da teknik kısımda araç arızası araştırılıyor, müşteriye bilgi verilecek
kaydı düşüldüğü, araç 5380 kmde iken 09/02/2022 tarihinde aracın "hız sabitlemesi çalışmıyor,
çarpışma asistanı ikazı yanıyor" şeklinde şikayetlerde bulunulduğu, yapılan işlemler
bölümünde tavan kamerasının değiştirildiği kaydı düşüldüğü, araç henüz 5381 km de iken
11/02/2022 tarihinde aracın hız sabitlemesi (adaptif cruze kontrol) çalışmıyor şikayeti ile
yetkili servise başvurulduğu, aracın radar sensöründe arıza var parçası sipariş edildi,
aracın radar sensörü değişti, şeklinde kayıtlar düşüldüğü, araç henüz 5400 km de iken,
25/04/2022 tarihinde yetkili servise yapılan başvuru neticesinde araca esp beyni sipariş edildi
şeklinde kayıt düşüldüğü, araç henüz 6995 km de iken 24/05/2022 tarihinde yetkili servise
yapılan başvuruda aracın otomotik hız sabitlemesi devreye girmiyor, ESP beyni siparişi geldi
şeklinde not düşüldükten sonra yapılan işlemler bölümünde ESP beyni değişti, yol testi yapıldı,
sorun giderildi kaydının düşüldüğü, araç henüz 7561 km de iken 07/06/2022 tarihinde yetkili
servise başvurulduğu, hız sabitleyicinin devreye girmeyi reddettiği şartlar uygun değil
şeklinde yazı çıktığı şikayetinde bulunulduğu, yapılan cihaz kontrollerinde ve yol testi
kontrollerinde herhangi bir diyagnostik arıza görülmedi, hız sabitleyici (adaptif cruze kontrol)
çalışıyor şeklinde kayıt düşüldüğü, araç henüz 7835 km de iken aracın otomotik hız sabitlemesi
devreye girmiyor şeklinde şikayette bulunulduğu, yetkili servisçe otomatik hız sabitleme
devreye girmiyor, 02162-U1162-U1213 arızaları ortaya çıkıyor, B120A- ESP beyni arızalı
şeklinde belirlemeler yapıldığı ardından ESP beyni değişti, sorun giderildi şeklinde not
düşüldüğü, araç henüz 7835 km'de iken 21/06/2022 tarihinde aracın sol arka kapağı ve bagaj
kapağı içinde boya kabarması olduğu şikayetiyle yetkili servise başvurulduğu, yetkili servisçe
bu hususun PSA ile görüşüleceğinin belirtildiği, araç 11.049 km de iken 06/08/2022 tarihinde
sol ön kapı altında boya kabarmalarının olduğu, sol arka kapı altında boya kabarmalarının
olduğu, sağ arka kapı altında boya kabarmalarının olduğu, bagaj kapağının sol arka köşe
kısmında boya kabarmaları olduğunun kayda geçirildiği, yetkili servisçe değer kaybı ve araç
değişimi konusundaki süreçlerin ilerletileceği, konunun PSA tarafından incelendiği yönünde
açıklamada bulunulduğu, dava konusu aracın bilirkişi heyeti tarafından yapılan ilk önce
27/04/2023 tarihinde ve bir ay sonra boya dökülmelerinin çoğalması iddiasına bağlı olarak
27/05/2023 tarihinde incelendiğini, aracın sol ön kapısının iç kısım en alt bölümünde, sol arka
kapısının iç kısım en alt bölümünde, sağ arka kapı iç kısım en alt bölümünde ve bagaj kapağının
iç kısım sol arka köşesinde gözle seçilebilen boya kabarmaları ve yer yer hafif atma ve renk
değişikliklerinin meydana geldiğinin tespit edildiği, söz konusu kabarmaların 06.08.2022
tarihinde C. Ç. servisinde kayda geçirildiği ve boya ile ilgili bir tamir yapılmadığı, aracın
bilirkişi heyeti tarafından yapılan 27.05.2023 tarihli incelemesinde ise kabarma ve
paslanmaların aynı bölgelerde ilerlemiş olduğu ve dökülmelerin gerçekleştiğinin tespit
edildiği, özellikle sol arka kapının alt kısmındaki bölgede, kahverengi paslanmaların ve
dökülmelerin bariz olarak görülmesinden, boyama öncesi, metal yüzeyinin imalat hatası olarak
iyi hazırlanmadığı, bu nedenle oksitlenmenin ilerleyerek hacimce genişlemeye neden olan
kahverengi pas oluşturduğu, hacim artışının üstündeki boya tabakasında önce kabarma ve
sonrasında da dökülmelere yol açtığının tespit edildiği, zamanla bu bölgelerde ve boyama
öncesi metal yüzeyi hazırlığının iyi yapılmadığı diğer bölgelerde benzer paslanma, kabarma
ve dökülmelerin olacağı, yapılan tetkiklerde, kabarmaların ve atmaların olduğu kapıların iç
kısımlarında kabarma olmayan bölgelerin boya kalınlıklarının ölçüldüğü ve sol ön kapının
iç kısmında boya kalınlığı için 58-60 mikrometre aralığında, sol arka kapı iç kısmı için
52-56 mikrometre, sağ arka kapı iç kısmı için 45-47 mikrometre değerleri arasında ölçümler
elde edildiği, yapılan ölçümler sonrasında boya kalınlıkları arasında % 3-7 arasında kalınlık
farkı olduğu tespit edildiği ve orijinal kapılardaki kabarmaların ve atmaların, kullanıcı
hatasından değil de, imalat hatasından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, yine yapılan
incelemede dava konusu araçta benzer diğer örnekleri ile şikayetlerinin devam ettiği anlaşılan
satıcı tarafından düzeltilemeyen Adaptif Cruze Kontrol Sistemi arızasının mevcut olduğu, anılan
hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğu,
belirtilen üç kapı ve bagaj kapağındaki ayıplar sebebiyle araçtaki güncel değer kaybının
66.889,17 TL, dava tarihi itibarıyla değer kaybının 54.641,89 TL olduğu, adaptif cruze kontrol
sistemi arızasının ise tamamıyla giderilmesi için gerekli olan maliyetin dava konusu aracın
yetkili servisten öğreneceği şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk dairesinin 2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamında; "Davacı
aldığı 0 km aracın çeşitli yerlerinde paslanmalar meydana gelmesi nedeniyle ayıplı olduğunu
ileri sürerek, sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı
Hyundai Assan... A.Ş davanın reddini dilemiş; diğer davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun
tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece her ne kadar, davacının bedel iadesi
talebi reddedilmiş ve araçtaki değer kaybıyla boya masrafı verilmiş ise de, araçta yapılan
inceleme sonucu alınan 28.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, araçta fabrika boyama hatası
olduğu ve bu durumun gizli ayıp olduğu, aracın komple boyanması gerektiği belirtilmiş; bu
rapora yapılan itiraz sonucu yeniden bilirkişi incelemesi yapılmış ve alınan 30.10.2014 tarihli
raporda, mevcut boya hatasının kullanıcıdan kaynaklanmadığı, gizli ayıp olduğu, aracın komple
boyanmasının orjinalliğini bozacağı, bu nedenle uygun olmadığı ancak yeniden boyanacaksa
aracın 5.000TL değer kaybedeceği belirtilmiş; verilen 04.02.2015 tarihli ek raporda aracın
boya maliyeti 3.000TL olarak belirtilmiştir. Alınan tüm raporlarda, davaya konu araçtaki boya
hatasının fabrika hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, mevcut hatanın aracın çeşitli yerlerinde
olması nedeniyle ancak komple boyanarak giderilebileceği, bu durumun da aracı ayıplı duruma
sokacağı belirtilmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının, değer düşüm ve boya masrafı
verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacı,
seçimlik haklarından, sözleşmenin feshi ve bedel iadesini istemekte haklıdır. Hal böyle
olunca, davacının davasının kabulü ile sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı
değerlendirmeyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."
şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yine yargıtay 13. Hukuk dairesinin (2018/3... Esas,
2019/1... Karar sayılı) ilamında aynı şekilde bedel iadesi yönünde verilen kararın onandığı
görülmüştür.
Her ne kadar bilirkişiler tarafından araçtaki değer kaybının belirlenmesine ilişkin olarak
yapılan incelemenin Dairemizin ve Yargıtay'ın benimsemiş olduğu nispi metot yöntemine göre
yapılmamış olduğu anlaşılmış ise de; gerek TKHK'nın 56/3 fıkrasının uygulanmasına sebebiyet veren
adaptif cruze kontrol sistemi arızasının varlığı gerekse yukarıda anılı Yargıtay 13 HD'nin boya
ile ilgili benzer içtihatı dikkate alındığında aracın ayıpsız misli ile değişim şartlarının
oluştuğu gözetilerek rapordaki bu eksiklik dikkate alınmamıştır.
Davaya konu araçtaki boya hatasının fabrika üretim hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu,
mevcut hatanın aracın 3 kapısında ve bagaj kısmında da bulunması sebebiyle ancak kapıların
boyanarak yada 3 kapının ve bagaj kısmının da değiştirilmesi suretiyle giderilebileceği, bu
durumun da aracı ayıplı duruma sokacağı görülmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının,
değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete
uygun değildir. Keza, gerçek anlamda onarılamadığı bilirkişi raporuyla sabit olan adaptif cruze
kontrol sistemi arızası açısından da davacının, seçimlik haklarından, ayıpsız misliyle değişim
istemekte haklı olduğu görülmektedir.
Davacının sıfır olarak satın aldığı araçta belirtilen şekilde ayıplar bulunması karşısında
aracı kullanmaya zorlanamayacağı, bilirkişi raporundaki değer kaybı bedeli ile ayıpların
önemi ve özellikle boya ayıbının ileride artmasının söz konusu olması karşısında somut olayda
orantısızlığın olmadığı ve davacının aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep
edebileceği anlaşıldığından ve davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davanın
kabulü ile Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın davalılar müştereken ve
müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılar tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine,
dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara
iadesine şeklinde karar verilmesinin isabetli olduğu aşikardır.
Ancak ne var ki, ilk derece mahkemesince kanunun anlatımına uygun bir şekilde aracın
ayıpsız misli ile değişimine karar vermek gerekirken; 0 km ayıpsız misli ile değişim yönünde
karar verilmesinin isabetli olmadığı anlaşıldığından kararın buna ilişkin gerekçesinin ve
hüküm fıkrasının kaldırılmasına davalıların istinaf talebinin HMK 353-1-b-2 maddesi gereğince
kısmen kabulüne, diğer tüm istinaflarının 353.HMK m.1-b-1 gereğince esastan reddine karar
verilmesi gerektiği kanaatine oy birliği ile varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis
edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A.Davalıların İstinaf Başvurusu Yönünden;
1.Davalıların istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, diğer tüm istinaflarının reddine, HMK
353/1-b-2 maddesi gereği, İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİnin 24/10/2023 tarihli ve
2022/8... Esas 2023/1... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet
taktirine yer olmadığına,
3.Davalı Ç. A.Ş.'nin yatırdığı 3.138,00 TL istinaf harcının talep halinde ilk derece
mahkemesince davalıya iadesine,
4.Davalı S. A.Ş.'nin yatırdığı 3.138,00 TL istinaf harcının talep halinde ilk derece
mahkemesince davalıya iadesine,
B.Davanın Esası Yönünden;
1-Davanın kabulüne;
Dava konusu 34 E... plaka sayılı VR7... şase nolu aracın müştereken ve müteselsilen
sorumlu olmak üzere davalılar tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,
Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara
iadesine,
-İİK'nın 24.maddesinin infaz aşamasında dikkate alınmasına,
2-Alınması gereken 12.550,67 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve
müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan
A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 29.396,98 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 6.762,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Dava öncesinde hazineden karşılanan 840,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan
müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde
yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 07/11/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve
kesin olarak karar verildi.
BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP
G. A. B. T. Y. Y. K. E. C.
(37535) (40221) (196055) (242973)
T.C.
İSTANBUL ANADOLU
7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/5... Esas
KARAR NO : 2023/3... Karar
HAKİM : A. G. 194221
KATİP : E. N. 206785
DAVACI : Ö. A. A. - 55555420056 Dolunay Mah. Özgün Kent Sk. No: 32 B/21 Fatsa
Fatsa/ORDU
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - [16697-96465-64467] UETS
DAVALI : 1- S. OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ -0729015415800013 Barbaros
Mahallesi Begonya Sk. Nıdakule Atasehır Batı Apt. No: 1/2 Ataşehir/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. A. D. - [16371-73037-68965] UETS
DAVALI : 2- B. FİLO OTO KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ BALIKESİR ŞUBESİ -0388051401800019
İzmir Yolu 6. Km Kesirven Mh. Akçakaya Sk. No:357 Altıeylül/ BALIKESİR
VEKİLİ : Av. E. E. - [16010-10589-31133] UETS
DAVA : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından
Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/06/2022
KARAR TARİHİ : 10/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı
Olmasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı
bayi yetkili satıcıdan (B. FİLO) sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU
D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını,
müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta
paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve
paslanmaların şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin
paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin
araçta oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distiribütöre ilettiğini,
akabinde kendisine ilgili kısımların boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin
-0- km aldığı aracın bu kadar kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması
karşısında ve bu problemin artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın
orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3
kapısının garanti kapsamında ücretsiz değişmesi gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin
davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal
olmadığını, aracın sorunsuz kullanıldığını, bu nedenle taleplerin kabul edilmediğinin
bildirildiğini, davada zaman aşımı probleminin bulunmadığını, aynı marka ve model bir araçtaki
aynı nitelikteki gizli ayıp (kapılarda paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkilimiz adına
açmış olduğumuz İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin 2017/7... E. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019
tarihli ilamı ile aracın gizli ayıplı olarak kabulü ile aracın misli ile değişimine karar
verildiğini, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε.
2021/1... K. Sayılı Ve 23/09/2021 tarihli Karar İlamı Ve Yargıtay 3.hukuk Dairesinin 2021/8... Ε.
2021/1... K. Sayılı ve 23.12.2021 tarihli kararları ile incelenerek yani deracattan geçerek
onandığını ve kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarih ve 2017/6... E.,
2020/6... K. Sayılı kararında değer kaybı yerine aracın misli ile değişimine karar veren
yerel mahkeme kararını onadığını, tüm bu nedenlerle; gizli ayıplı 52 A... plaka nolu,
VR7... şase 10... motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE
METALLISEE VERNIS marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları
davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile
vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve
dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı S. Otomotiv vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin
zaman aşımına uğradığını, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problemin bulunmadığını,
davacı yanın dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihinden itibaren yaklaşık 1 buçuk yıl
geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla
Mahkemece dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi, dava konusu araçta
var olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında olduğunu, ayıp iddiasını
kabul anlamına gelmemek kaydıyla iş bu problemin giderilebilmesi için ilgili parçanın iç
kısmının temizlenerek yeniden boyanmasının yeterli olduğunu, bununla birlikte yapılacak onarım
ile ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir değer kaybının da meydana
gelmediğini, arabuluculuk konusu edilmeyen hiçbir uyuşmazlık konusunun iş bu davaya konu
edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle; hukuka, usule ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak ikame
edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf
üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı B. Filo Oto Kiralama A.ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın yetkisiz
Mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının bildirim
yükümlülüğüne uymadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava
konusu araçta üretim kaynaklı gizli ayıbın bulunmadığını, herhangi bir kabul anlamına
gelmemekle birlikte varolduğu iddia edilen ayıbın basit bir onarım ile giderilebilecek nitelikte
olduğunu, davacının taleplerinin kabulü halinde orantısız güçlüğün meydana geleceğini, dava
konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye sunulmadan davacı tarafın talebi doğrultusunda karar
verilemeyeceğine ve aracın kullanımından doğan değer kaybının araştırılması gerektiğini, tüm bu
nedenlerle; huzurdaki haksız davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin
davacı üzerine yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇESİ: Dava, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimi talebinden
ibarettir.
Davacı vekili tarafından fatura, görüşme ses kayıtları, arabuluculuk son tutanağı, servis
kayıtları, araç görselleri, emsal kararlar, emsal bilirkişi raporları ve deliller dosya
kapsamına sunulmuştur.
Davalı S. Otomotiv vekili tarafından dava konusu araca ilişkin garanti ve bakım kitapçığı
dosya kapsamına sunulmuştur.
Davaya konu aracın sahiplik bilgileri ve tramer kayıtları celp edilmiştir.
Dava konusu aracın takyidat bilgisi uyaptan sorgulanarak dosya arasına alınmış incelemesinde
aracın davacı adına kayıtlı olduğu, kullanım amacının hususi olduğu, mahkememizin görevli ve
yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim Şirketi Balıkesir Şubesi ve davalı S. Otomotiv Pazarlama
Anonim Şirketine müzekkere yazılarak dava konusu aracın servis kayıtları celp edilmiştir.
Dosyada tüm deliller toplanmış, bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin
02/03/2023 tarihli raporunda özetle; Dava konusu araç 27.02.2023 tarihinde Yıldız Teknik
Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü otoparkında 40.291 km kullanım mesafesinde iken incelendiğini,
inceleme esnasında davaya konu aracın sol iki kapısı alt kısmında ve sağ ön kapısı altında
korozyona/paslanmaya bağlı kabarmalar ve boya atmalarının tespit edilmiş olduğunu ve
fotoğraflandığını, davaya konu araç üzerinde yapılan incelemelerde diğer bölgelerde benzer
hasarların tespit edilemediğini, günümüz araç teknolojisinde araçların boya işlemlerinin
robotik sistemlerle yapıldığını, otomotiv boya uygulamalarının özel şartlandırılmış odalarda sac
panel üzerine birden fazla katman boya uygulaması yapılarak gerçekleştirildiğini, Sac
yüzeyin korozyon direncini arttırmak için elektro katodik yöntemle (ED) kaplama yapıldıktan
sonra, astar uygulaması (primer) ve ardından son kat boya uygulaması (base coat)
gerçekleştirildiğini, boyayı dış etkenlere karşı korumak adına en son vernik uygulaması(clear
coat) gerçekleştirildiğini, dava konusu aracın kapı alt kısımlarında görülen boya hasarları
incelendiğinde boya kaybına neden olan metal yüzey korozyonu oluştuğunun görüldüğünü, dosya
içerisinden konu aracın ilgili bölgelerden bir kazaya/hasara maruz kalmadığını ve konu
hasarın dava konusu aracın kullanım ömrüne göre oldukça erken bir dönemde ortaya çıktığı
göz önüne alındığında elektro katodik yöntemle yapılan ve konu sacın korozyon dayanımını
arttıran prosesin ilgili bölgelerde teknik anlamda olması gerektiği gibi gerçekleşmediğini,
ilgili durumun teknik anlamda imalat kaynaklı ayıp olarak nitelendirildiğini, ilgili ayıbın
satın alma esnasında ortalama bir tüketici tarafından tespitinin mümkün olmadığını ve zamana
bağlı olarak ortaya çıktığı değerlendirildiğinde niteliğinin gizli ayıp olduğunun mütalaa
edildiğini, konu ayıp dava konusu aracın 3 kapısının değiştirilmesi ile giderilebilecek
nitelikte olduğunu, dava konusu aracın boya kusurunun teknik anlamda üretimden kaynaklı gizli
ayıp mahiyetinde olduğunu, dava konusu aracın satış tarihindeki bedel indirimine konu miktarın
satış bedeli üzerinden 11.185,90 TL olarak hesaplandığını, davacının konu aracın misli ile
değişimini talep ettiği dosyaya sunulan Bölge Adliye Mahkemeleri, Yargıtay Hukuk Daireleri
ve Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları uyarınca ilgili konunun hukuki değerlendirmesi
hususunun Mahkemeye ait olduğunu beyan etmişlerdir.
Dosya kapsamından davacı tarafından dava konusu aracın 18/05/2021 tarihinde davalı bayi
yetkili satıcısı B. Filo.... A.Ş'den 183.685,90-TL bedelle satın alındığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 18/05/2021 tarihinde
yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin
uygulanması gerektiği görülmüştür.
6502 sayılı kanunun 8. maddesinde "(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca
kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması
gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da
reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı
tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili
olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları
azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da
ayıplı olarak kabul edilir."
6502 sayılı kanunun 11. maddesinde "malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi
yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya
ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda
satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi
tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu
tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.
Davacının 18/05/2021 tarihinde davaya konu aracı davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim
Şirketinden satın aldığı, diğer davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketinin ise aracın
ithalatçısı konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce Yıldız Teknik Üniversitesi Otomotiv Anabilim Dalı Başkanlığından rapor
alınmış, üniversite laboratuvarında yapılan tetkikler sonucunda alınan bilirkişi raporunda
bilirkişiler; 27/02/2023 tarihinde yapılan incelemede aracın 40.291 kilometrede olduğu,
dava konusu aracın sol 2 kapısı alt kısmında ve sağ ön kapısı alt kısmında korozyon ve
paslanmaya bağlı kabarmalar ile boya atmaların meydana geldiği, diğer bölgelerde benzer
hasarların tespit edilemediği, dava konusu aracın kullanım ömrüne göre oldukça erken bir
dönemde korozyon direncinin düştüğü, bu nedenle elektrokatodik yöntemle yapılan ve konu sacın
korozyon dayanımını arttıran prosesin ilgili bölgelerde teknik anlamda olması gerektiği gibi
gerçekleşmediği değerlendirilmekle imalat kaynaklı ayıp olduğu, ayıbın satım esnasında
farkedilemeyecek nitelikte olması sebebiyle gizli ayıp olduğu ve aracın 3 kapısının
değiştirilmesi gerektiği belirtilmiş olup aracın 3 kapısının orijinal ve ücretsiz olarak
değiştirilmesi halinde araçtaki ayıp oranının %2-%3 oranında olacağı, bunun da satış
tarihindeki bedelde indirim miktarının 11.185,90 TL olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk dairesinin 2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamında; "Davacı
aldığı 0 km aracın çeşitli yerlerinde paslanmalar meydana gelmesi nedeniyle ayıplı olduğunu
ileri sürerek, sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı
Hyundai Assan... A.Ş davanın reddini dilemiş; diğer davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun
tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece her ne kadar, davacının bedel iadesi
talebi reddedilmiş ve araçtaki değer kaybıyla boya masrafı verilmiş ise de, araçta yapılan
inceleme sonucu alınan 28.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, araçta fabrika boyama hatası
olduğu ve bu durumun gizli ayıp olduğu, aracın komple boyanması gerektiği belirtilmiş; bu
rapora yapılan itiraz sonucu yeniden bilirkişi incelemesi yapılmış ve alınan 30.10.2014
tarihli raporda, mevcut boya hatasının kullanıcıdan kaynaklanmadığı, gizli ayıp olduğu,
aracın komple boyanmasının orjinalliğini bozacağı, bu nedenle uygun olmadığı ancak yeniden
boyanacaksa aracın 5.000TL değer kaybedeceği belirtilmiş; verilen 04.02.2015 tarihli ek
raporda aracın boya maliyeti 3.000TL olarak belirtilmiştir. Alınan tüm raporlarda, davaya
konu araçtaki boya hatasının fabrika hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu, mevcut hatanın
aracın çeşitli yerlerinde olması nedeniyle ancak komple boyanarak giderilebileceği, bu durumun
da aracı ayıplı duruma sokacağı belirtilmektedir. Bu durumda, 0 km araç alan davacının,
değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete
uygun değildir. Davacı, seçimlik haklarından, sözleşmenin feshi ve bedel iadesini istemekte
haklıdır. Hal böyle olunca, davacının davasının kabulü ile sonucuna göre hüküm tesisi
gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı
olup, bozmayı gerektirir." şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Yine yargıtay 13. Hukuk
dairesinin (2018/3... Esas, 2019/1... Karar sayılı) ilamında aynı şekilde bedel iadesi
yönünde verilen kararın onandığı görülmüştür.
Mahkememizin dosyası ile benzer olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin
2020/1... Esas, 2021/1... Karar sayılı ilamında da benzer şekilde karar verilerek aracın misli
ile değişimine yönelik değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Davaya konu araçtaki boya hatasının fabrika üretim hatası olduğu ve gizli ayıp olduğu,
mevcut hatanın aracın 3 kapısında da bulunması sebebiyle ancak 3 kapının da değiştirilmesi
suretiyle giderilebileceği, bu durumun da aracı ayıplı duruma sokacağı görülmektedir. Bu
durumda, 0 km araç alan davacının, değer düşüm ve boya masrafı verilerek, böyle ağır bir
ayıba katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun değildir. Davacı, seçimlik haklarından,
ayıpsız misliyle değişim istemekte haklı olduğuna kanaat getirilmiş ve açıklanan tüm
gerekçelerle davanın kabulü ile, dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, "C4 SHINE BOLD 1.5
BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, "VR7..."
şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü takyidattan ari
olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre
aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm
kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın Kabulü İle,
1-Dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka, "C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU
D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model, "VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı
Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından
davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan
alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 12.547,58 TL harcın davalılardan müştereken
ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Dava öncesi hazineden karşılanan 840,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan
A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve takdir olunan 28.552,89 TL vekalet ücretinin davalılardan
müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 3.302,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken
ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan ve kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde
yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin, davalı B. Filo ve Davalı S. vekillerinin yüzlerine karşı,
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar
verildi. 10/04/2023
KATİP 206785 HAKİM 194221
e-imzalıdır e-imzalıdır
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1...
KARAR NO : 2023/2...
BAŞKAN : N. B. (30674)
ÜYE : A. A. (39632)
ÜYE : N. O. (174619)
KATİP : S. B. Y. (276751)
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/04/2023
NUMARASI : 2022/5... Esas, 2023/3... Karar
DAVACI : Ö. A. A. - T.C. 55555420056 - Dolunay Mah. Özgün Kent Sk. No: 32 B/21
Fatsa/ ORDU
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK- [16697-96465-64467] UETS
DAVALI : 1 -BEYAZ FİLO OTO KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ BALIKESİR ŞUBESİ -
Kesirven Mah. İsmail Akçay Sk. No: 311 Altıeylül/BALIKESİR
VEKİLİ : Av. E. E.- [16010-10589-31133] UETS
DAVALI : 2-STELLANTIS OTOMOTİV PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - Barbaros Mahallesi
Begonya Sk. Nıdakule Atasehır Batı Apt. No: 1/2 Ataşehir/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. A. D.- [16371-73037-68965] UETS
DAVANIN KONUSU : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 23/11/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik
verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,
dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi
edildiği Dairemiz Üye Hakimi N. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan
müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin
esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı bayi
yetkili satıcıdan (B. FİLO) sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU
D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını,
müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta
paslanmalar ve boya kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve
paslanmaların şimdilik aracın 4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin
paslanmaları fark eder etmez derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin araçta
oluşan çürüme-paslanma yerlerinin fotoğraflarını alarak distribütöre ilettiğini, akabinde
kendisine ilgili kısımların boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin -0- km
aldığı aracın bu kadar kısa sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında
ve bu problemin artabileceğini de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini
yitirmesine neden olacağından bu teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3 kapısının
garanti kapsamında ücretsiz değişmesi gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin davalılarla
görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığını,
aracın sorunsuz kullanıldığını, bu nedenle taleplerin kabul edilmediğinin bildirildiğini,
davada zaman aşımı probleminin bulunmadığını, aynı marka ve model bir araçtaki aynı nitelikteki
gizli ayıp (kapılarda paslanma) nedeni ile farklı bir müvekkilimiz adına açmış olduğumuz
İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/7... Ε. 2019/7... K. Sayılı ve 05/02/2019 tarihli ilamı
ile aracın gizli ayıplı olarak kabulü ile aracın misli ile değişimine karar verildiğini, verilen
kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin 2020/1... Ε. 2021/1... Κ. Sayılı
Ve 23/09/2021 tarihli Karar İlamı Ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/8... Ε. 2021/1... K.
Sayılı ve 23.12.2021 tarihli kararları ile incelenerek yani deracattan geçerek onandığını ve
kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarih ve 2017/6... Ε., 2020/6... K.
Sayılı kararında değer kaybı yerine aracın misli ile değişimine karar veren yerel mahkeme
kararını onadığını, tüm bu nedenlerle; gizli ayıplı 52 A... plaka nolu, VR7... şase 10...
motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS marka
ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara ait
olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının
taleplerinin zaman aşımına uğradığını, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problemin
bulunmadığını, davacı yanın dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihinden itibaren yaklaşık
1 buçuk yıl geçtikten sonra araçta boya problemi olduğunu iddia ettiğini, kabul anlamına
gelmemek kaydıyla Mahkemece dava konusu araçta ayıp olduğuna kanaat getirilmesi halinde dahi,
dava konusu araçta var olduğu iddia edilen problem aracın kaporta parçasının iç kısmında
olduğunu, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla iş bu problemin giderilebilmesi
için ilgili parçanın iç kısmının temizlenerek yeniden boyanmasının yeterli olduğunu, bununla
birlikte yapılacak onarım ile ilgili kaporta parçasının iç kısmında olduğundan, herhangi bir
değer kaybının da meydana gelmediğini, arabuluculuk konusu edilmeyen hiçbir uyuşmazlık konusunun
iş bu davaya konu edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle; hukuka, usule ve Yargıtay kararlarına
aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz
mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının bildirim
yükümlülüğüne uymadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava
konusu araçta üretim kaynaklı gizli ayıbın bulunmadığını, herhangi bir kabul anlamına
gelmemekle birlikte var olduğu iddia edilen ayıbın basit bir onarım ile giderilebilecek
nitelikte olduğunu, davacının taleplerinin kabulü halinde orantısız güçlüğün meydana
geleceğini, dava konusu araca ait temiz kağıdı mahkemeye sunulmadan davacı tarafın talebi
doğrultusunda karar verilemeyeceğine ve aracın kullanımından doğan değer kaybının araştırılması
gerektiğini, tüm bu nedenlerle; huzurdaki haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "Davanın Kabulü İle, Dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka,
"C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model,
"VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü
takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni
sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş olup,
karar süresinde davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş ve davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi
vekillerince istinaf edilmiştir.
Davalı B. Filo Oto Kiralama A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin rapora
karşı itirazlarını dikkate almadığını, bilirkişi raporuna itibar edilmekle birlikte raporda
belirtilen değer kaybı yerine misli ile değişim yönünde hüküm tesis ettiğini, Yargıtay 13.HD'nin
2015/2... Esas, 2017/1... Karar sayılı ilamına gerekçede yer vererek somut olay ile ilgili hiçbir
şekilde bağdaşmayan karara yer verildiğini, raporda 3 kapının değişmesi halinde araçta meydana
gelecek değer kaybının hesaplandığını, somut olay ile ilgisi olmayan Yargıtay kararında
belirtildiği şekilde komple boyanması şeklinde değerlendirme olmamasına karşın davanın
kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu hususların tamamen farklı şeyler olduğunu,
Yargıtay 3. HD'nin 2017/4... Esas, 2017/7... Karar sayılı kararında da lokal bir boya sorunu
olduğundan değişim talebinin iyiniyet kuralına aykırı olduğunun belirtildiğini, 40.000 km yol
yapmış olan aracın hangi koşullarda ne şekilde muhafaza edildiği bilinmediğinden dış etkenlerden
kaynaklı boya sorununun üretimden kaynaklandığı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca
talebin zamanaşımına uğradığını, hemen bildirim yapılması koşulunun yerine getirilmediğini,
dava konusu aracın halen kullanılmaya devam ettiğini, bedelde indirim miktarı araç bedelinin
%6,08 oranında olduğunu, misli ile değişimin orantılılık ilkesine aykırı olduğunu, davacının
sebepsiz zenginlemeye yol açacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine
karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu
araçta davacı yanın araçtan yararlanmasını etkileyen kullanım değerini ortadan kaldıran
hiçbir problemin olmadığını, üretim kaynaklı problem olmaması bir yana görsel bir kusur
olduğu yönündeki iddianın varlığı dikkate alındığında aracın kullanımının hiçbir şekilde
etkilenmediğini, yerel mahkemece verilen kararın ölçüsüz olduğunu, hak ve menfaatler dengesi
ile bağdaşmadığını, dava konusu aracın 2 yıldır trafikte olduğunu, 40.291 km yol yaptığını,
üretim kaynaklı olarak boya problemi yaşadığı tespitlerinin kabul edilemez olduğunu, dış
etkenler nedeni ile boya problemi oluşma ihtimalinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda
problemin üretim kaynaklı olduğuna kanaat getirildiğini, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını,
bilirkişi heyetinin aracın 3 kapısı dışında hiçbir bölgesinde problem olmadığını tespit
ettiğini, davacının yanın iddialarının dayanaksız olduğunu, araç yalnızca göz ile inceleme
sonucunda rapor hazırlandığını, itiraz edilmesine rağmen ek rapor dahi aldırılmadığını,
orantısız güçlük kurumunun somut olay bakımından uygulanmadığını, boya konusunda uzman bir
kimya mühendisinin de bulunması sağlanarak teknik üniversitesinin otomotiv ana bilim dalı
öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturulması, müvekkili şirketin de katılımı ile birlikte
keşif yapılmak sureti ile dava konusu aracın incelenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun usule
uygun olmadığı gibi eksik inceleme ile hatalı olduğunu, bununla ilgili Konya BAm 5. HD, Yargıtay
13. HD'nin kararlarının mevcut olduğunu, kapısında görsel problem olduğuna ilişkin iddianın
aracın kullanımı etkilemediğini, araçtan yararlanmayı engellemediğini, orantılılık ilkesine
aykırı olduğunu, aracın servise giriş yaptığını, servis kayıtlarında gözüktüğünü, aracın
sorunsuz bir şekilde kullanılmaya devam edildiğinin anlaşıldığını, misli ile değişim talebinin
ölçülü olması için fiyat dengesinin yapılması, onarım ve kullanımın mümkün olup olmadığının
değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece bu yönde değerlendirme yapılmadığını, 3 kapısı
dışında hiçbir problem olmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiğini, 11.185,90 TL değer
kaybı olduğunu, aracın onarılabileceğinin belirtildiğini, kullanımı etki etmeyen husus için son
derece fahiş olmakla birlikte müvekkili için orantısızlık yaratacak şekilde diğer seçeneklerin
değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, orantısız güçlükleri beraberinde getirdiğini,
hak ve menfaat dengesini bozduğunu, bununla ilgili YHGK kararlarının mevcut olduğunu, ayrıca
Yargıtay 3 HD kararlarının mevcut olduğunu, dava konusu aracın kullanılmasını etkileyecek
herhangi bir problemin olmadığını, tramer kayıtlarının celbi ile araçtan kullanımdan kaynaklı
meydana gelen değer kaybının hesaplanması ve müvekkili şirketi iadesi yönünde taleplerin
değerlendirmeye alınmadığını, inceleme yapılmadığını, aracın hala kullanılmaya devam
edildiğini, aracın herhangi bir kazaya karışmadığının ve kaporta hasarının bulunup
bulunmadığının bilinmediğini, keşif incelemesi ile de bu hususun tespit edilmesi gerektiğini,
bununla ilgili Yargıtay 19.HD, Sakarya BAM 5.HD'nin kararlarının mevcut olduğunu, halihazırda
aracın 45.000 km'den fazla yol yaptığını, 0 km misli ile değişim talebinin dayanağının
olmadığını ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararlarının kaldırılmasını
talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile aracın
kullanıcı kaynaklı olmayan üretimde meydana gelen hatalı işlemler nedeni ile gizli ayıplı
olduğunu, 4 kapısında da paslanma ve dökülme olduğunu, 4 kapının değişme neticesinde araç satış
değerine oranla çok düşük değer kaybı hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişilerin
kıstasının aracın 2.el değerinin piyasada uğrayacağı değer kaybı olmaması gerektiğini, bedel
indirim hesaplaması gerektiğini, tüketicinin onarım talep ettiği takdirde bedel indirim
talebinde bulunamayacağını, 6502 Sayılı Kanun m.11'de tüketicinin seçimlik haklarının
belirtildiğini, 4 kapının değişmesi şeklinde aracın kaportasının yarısının orijinalliğini
yitireceği bir tamiratı müvekkilini kabule zorlamanın adil olmadığını, bilirkişilerce tespit
edilen bedel düşük olmakla birlikte mahkemece ayıpsız misli ile değişime karar verilmesi ile
birlikte bedelin düşüklüğünün öneminin olmadığını, bununla ilgili Yargıtay 3.HD'nin dava
dilekçesi ekinde sunulan BAM kararlarının mevcut olduğunu belirterek istinaf taleplerinin
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, dava konusu aracın 0 km ayıpsız misli ile değişimi talebine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 18.05.2021 tarihinde davalı bayi yetkili satıcıdan (B. FİLO)
sıfır (-0-) km C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 - BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS
marka aracı satın aldığını, araca 52 A... nolu plakanın takıldığını, müvekkilinin aracı
kullanmaya başladıktan bir süre sonra henüz 1 yıl dahi dolmadan araçta paslanmalar ve boya
kabarmaları ve boya atmalarının meydana geldiğini, bu kabarma ve paslanmaların şimdilik aracın
4 kapısında ve bagaj kapağında mevcut olduğunu, müvekkilinin paslanmaları fark eder etmez
derhal aracı yetkili servise götürdüğünü, yetkili servisin araçta oluşan çürüme-paslanma
yerlerinin fotoğraflarını alarak distribütöre ilettiğini, akabinde kendisine ilgili kısımların
boya-tamir işleminin önerildiğini, ancak müvekkilinin -0- km aldığı aracın bu kadar kısa
sürede boya atması, kabarma, paslanma sorunu yaşaması karşısında ve bu problemin artabileceğini
de öngörerek ayrıca boyama işleminin aracın orijinalliğini yitirmesine neden olacağından bu
teklifi kabul etmediğini, akabinde aracın 3 kapısının garanti kapsamında ücretsiz değişmesi
gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin davalılarla görüşmelerinde aldığı yanıtta aracın
kullanılmasına ve çalışmasına engel bir hal olmadığını, aracın sorunsuz kullanıldığını, bu
nedenle taleplerin kabul edilmediğinin bildirildiğini, gizli ayıplı 52 A... plaka nolu,
VR7... şase 10... motor nolu C. C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 BLEU D'ARABIE
METALLISEE VERNIS marka ve tipindeki aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları
davalılara ait olmak üzere -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep
etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile, dava konusu 52 A... Plaka, "C." marka,
"C4 SHINE BOLD 1.5 BLUEHDI 130 EAT8 6.3 -BLEU D'ARABIE METALLISEE VERNIS" tipi, "2021" model,
"VR7..." şasi no'lu aracın Ayıplı Olduğunun Tespiti ile dava konusu aracın her türlü
takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni
sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara
karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı B. Filo kiralama şubesinden 52 A... nolu plakalı C. marke aracın 0 olarak satın
alındığı, araçta boya kabartmaları, paslanmaları ve boya atmalarının meydana geldiği iddiası
ile aracın 0 bir araç ile değişim talebinin davacı tarafından talep edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu araç ile ilgili Türkiye Noterler Birliği'nde Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'nden
müzekkere yazılarak belgelerin talep edilip dosya arası edildiği görülmüştür.
Aracın 18.05.2021 tarihli fatura ile 183.685,90 TL'ye satın alındığı anlaşılmıştır.
Araca ait tüm belgeler ile birlikte Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisinden oluşan
3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın rapor alınmak tevdi edildiği anlaşılmıştır.
02.03.2023 tarihli raporda; boya kusurunun teknik anlamda üretimden kaynaklanıp gizli
ayıp mahiyetinde olduğu, aracı satış tarihindeki bedel indirimine konu miktarın satış bedeli
üzerinden 11.185,90 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna
karşı itiraz ve beyanda bulundukları görülmüştür.
Mahkemece aracın misli ile değişimine karar verildiği anlaşılmıştır. Raporda, aracın
3 kapısının da garanti kapsamında ücretsiz olarak orijinal muadilleri ile değiştirilmiş olma
şartı ile 2. El piyasa rayiç değeri üzerinden değer kaybı hesaplandığı görülmüştür.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 8.maddesinde ayıplı mal,
"(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da
modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması
nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma
kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir
veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde
tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan,
tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki
veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir...." şeklinde
açıklanmıştır.
6502 sayılı Kanun'un 9.maddesinde ayıplı maldan sorumluluk; "(1) Satıcı, malı satış
sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. (2) Satıcı, kendisinden
kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar
olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış
sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu
açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile
bağlı olmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
6502 sayılı Kanun'un 10.maddesinde ispat yükü; "(1) Teslim tarihinden itibaren altı ay
içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın
ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile
bağdaşmıyor ise uygulanmaz. (2) Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar
olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz
konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır..."
şeklindeki yasal düzenlemeye göre değerlendirilmesi gerekir.
6502 sayılı Kanun'un 11.maddesinde ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik hakları;
"(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, satılanı geri vermeye hazır
olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim
isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere
satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile
değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin
tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür...
(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği
durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhål tüketiciye
iade edilir.
(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği
hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte
11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep
edebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davacının aracı 0 km olarak aldığı, aracın kapılarında boya atması ve kabarmaların olduğu,
3 kişilik otomotiv konusunda uzman üniversite öğretim üyeleri tarafından da tanzim edilen
raporda araçta gizli ayıp olduğu tespit edildiği, bedel indiriminde 2.el satış bedeli
üzerinden hesaplama yapıldığı, davacının aracının 3 kapısının da boyası sebebi ile değişmesi
gerektiği, 0 km alınan bir araçta davacının aracının 3 kapısının da değişmesini kabul
etmesinin beklenemeyeceği, aracın boya kusurlu 3 kapısının da yeniden boyanması aracın
orijinalliğini bozarak ikinci el piyasasında hasarlı araçlarla aynı statüye kavuşturacaktır.
Kanunda ayıplı mal ile ilgili davacı tarafa seçimlik haklar sunulduğu, kanun gereğince
davacının seçimlik talebi olan 0 araç ile değiştirme talebine istinaden, tüm dosyada toplanan
deliller kapsamına göre Yüksek Yargıtay İçtihatları da gözetildiğinde ilk derece
mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu görülmüştür.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda;
davalıların istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine
karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı
lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken 12.547,58 TL harçtan peşin olarak yatırılan 3.136,89 TL'nin mahsubu
ile bakiye 9.410,69 TL'nin davalı B. Filo Oto Kiralama Anonim Şirketi Balıkesir Şubesi'nden
tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
4. Alınması gereken 12.547,58 TL harçtan peşin olarak yatırılan 3.136,89 TL'nin mahsubu
ile bakiye 9.410,69 TL'nin davalı S. Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'nden tahsili ile
Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla,
madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık
olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile
karar verildi.
BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP
N. B. A. A. N. O. S. B. Y.
(30674) (39632) (174619) (276751)
E-imzalı E-imzalı E-imzalı E-imzalı
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
ESAS NO : 2024/2...
KARAR NO : 2024/8...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 23.11.2023
SAYISI : 2023/1... Ε., 2023/2... Κ.
DAVACI : Ö. A. A. vekili Avukat YUSUF AYIK
DAVALILAR : 1.B. Filo Oto Kiralama A.Ş. vekili Avukat E. E.,
2.S. Otomotiv Pazarlama A.Ş. vekili Avukat A. D.
DAVA TARİHİ : 10.06.2022
İLK DERECE MAH. : İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi
TARİHİ : 10.04.2023
SAYISI : 2022/5... Ε., 2023/3... Κ.
Taraflar arasındaki ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi davasından dolayı yapılan
yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince
istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme
sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen
miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla
aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin
reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar (dava konusu
aracın fatura bedeli) 183.685,90 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari
ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Her iki davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı (miktar itibariyle) REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye
Mahkemesine gönderilmesine 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
BAŞKAN ÜYE ÜYE ÜYE ÜYE
Ö. K. N. A. U. B. Y. H. K. F. T.
Davalı S. ...A.Ş.
3.137,00 TL P.H.İ.
Davalı B. Filo...A.Ş.
3.136,99 TL P.H.İ.
T.C.
İSTANBUL
8. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/..
KARAR NO : 2019/..
HAKİM :
KATİP :
DAVACI : N.Ş
VEKİLİ : Av. YUSUF AYIK - Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL
DAVALI : 1-B OTOMOTİV A.Ş.
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2-O OTOMOTİV PETROL SAN.TİC.LTD.ŞTİ -
DAVA : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/10/2017
KARAR TARİHİ : 05/02/2019
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/02/2019
Mahkememizde görülmekte bulunan tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklanan (malın ayıplı olmasından kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07/09/2016 tarihinde davalı bayi yetkili satıcısından .. YL 285 plakalı, 0 km, Citroen C4 CACTUS 1.6 E HDİ araç satın aldığını, müvekkilinin aracı kullanmaya başladıktan bir süre sonra araçta paslanmalar ve boya akmaları meydana geldiğini, bu paslanmaların aracın dört kapısında da mevcut olduğunu, müvekkilinin paslanmaları farketmesi üzerine 21/08/2017 tarihinde aracı yetkili servise götürdüğünü, burada kendisine aracın değiştirileceğinin söylenmesine rağmen bir süre sonra bundan vazgeçildiğini, müvekkiline kapıların değiştirilmesinin teklif edildiğini, ancak müvekkilinin buna müsaade etmediğini, bu şekilde aracın orijinalliğinin ve 0 km orijinal bir araç kullanma amacı ile araç satın alan müvekkilinin maldan beklediği faydanın ortadan kalkacağını, ayrıca aracın tüm kapılarının değişmesinin ikinci el otomobil piyasasında değerini yüksek oranlarda düşürdüğünü beyanla aracın davalılara iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalılara ait olmak üzere 0 km ayıpsız misli ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Baylas Otomotiv AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından satın alınan aracın davacı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde boya kusurlu olarak kabul edilemeyeceğini, araçlarda meydana gelen boya dökülmelerinin, üretim hatası dışında birçok sebebi bulunduğunu, araçta iddia edilen durumun neyden ötürü meydana geldiği bilinmeden araçta üretim hatası olduğunu belirtmenin herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, bedel iadesi ya da araç değişimi şeklindeki taleplerin her ayıp durumunda değil ancak sözleşmenin feshini mümkün kılacak kadar önemli ayıplarda ileri sürülebileceğinin öğretide kabul edildiğini, aracın davacı tarafça kullanıldığını ve halende kullanılmaya devam ettiğini, bu durumda problemin maldan yararlanmayı sürekli kılması şartının gerçekleşmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Otodem Otomotiv Petrol San. Tic. Ltd. Şti.' ye usulüne uygun tebligatın yapıldığı, ancak savunma yapılmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık satılan malın ayıplı olup olmadığı ve tüketicinin malın değişimini isteme hakkını kullanıp kullanamayacağı yönündedir. Taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinin 07/09/2016 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği görülmüştür.
6502 sayılı kanunun 8. maddesinde " (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir."
6502 sayılı kanunun 11. maddesinde " malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz." şeklinde düzenleme bulunduğu,
Davaya konu somut uyuşmazlık yukarıda belirtilen 6502 sayılı kanunun 8., 11. maddeleri kapsamında incelendiğinde, davacının 07/09/2016 tarihinde davaya konu aracı davalı Otodem Otomotiv Petrol San. Tic. Ltd. Şti' den satın aldığı, diğer davalı Baylas Otomotiv A.Ş.' in ise aracın ithalatçısı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Aracın bazı kısımlarında paslanmalar olduğu ileri sürülerek aracın ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Mahkememizce yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu aracın boyasının metalik boya olduğu, bazkat+vernik şeklinde bir boyama olduğu, aracın ön sağ sol, arka sağ sol kapı alt kısımlarında meydana gelen paslanmaların aracın üretim aşamasında kapı alt yüzeylerinin fosfat kaplama ve akabinde katoferik astar kaplanmadan önce bu bölgelerdeki nem ya da ter izlerinin temizlenmemesi veya iyi bir kurutma işlemi yapılmadan astar ve boyama işlemine geçilmesi nedeniyle araçta zaman içerisinde iyi kaynamayan boya katamların da kabarmalar ve paslanmaların meydana geldiği bu hususun üretimden kaynaklı ayıp olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple dava konusu aracın 6502 sayılı kanunun 8. maddesine göre ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Davacı 05.10.2017 tarihli ihtarname ile ayıbı davalılara bildirmiştir. Davacının ayıp nedeniyle seçimlik haklarını kullanma şartları oluşmuştur. 6502 sayılı kanunun 11. maddesine göre satıcı, ayıp halinde tüketicinin tercih ettiği seçimlik hakkı yerine getirmekle yükümlüdür. Bu sebeple davacının elinde iken meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu araçta oluşan 4.500,00 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, dava konusu 41 YL 285 plakalı Cıtroen Marka, C4 Cactus 1.6 E-HDI 92 ETG6 S&S Shıne tipinde, 10JBFN0088246 motor ve VF70B9HPGGE542066 Şase numaralı 2016 model aracın ayıplı olduğunun tespitine, dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ayrıntısı açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; dava konusu .. YL 285 plakalı Cıtroen Marka, C4 Cactus 1.6 E-HDI 92 ETG6 S&S Shıne tipinde, ... motor ve ... Şase numaralı 2016 model aracın ayıplı olduğunun TESPİTİNE, dava konusu aracın her türlü takyidattan ari olarak davacı tarafından davalılara iadesine, aynı marka ve model ayıpsız yeni sıfır kilometre aracın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının elinde iken meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu araçta oluşan 4.500,00 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre hesaplanan 4.722,48 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 169,55 TL posta masrafı, 253,80 TL keşif harcı ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.923,35 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
5-6100 sayılı HMK' nın 333. maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı B.. Otomotiv A.Ş vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalının yolkluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine karşı İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/02/2019
Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2005/4-487
K. 2005/553
T. 5.10.2005
• TÜKETİCİ TARAFINDAN SATIN ALINAN OTOMOBİLİN GİZLİ AYIPLI ÇIKMASI ( Ayıbın Yetkili Servislerce Tüketiciye Bildirilmeyerek Tüketicinin Sonuç Alınamayan Tamirlerle Oyalanması - Hile Nedeniyle Zamanaşımı Süresinin Uygulanmayacağı )
• HİLE SEBEBİYLE ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN UYGULANMAMASI ( Satın Aldığı Otomobil Gizli Ayıplı Olmasına Rağmen Yetkili Servisçe Bu Husus Bildirilmeyerek Tüketicinin Tamirlerle Oyalanması - Ayıplı Malın Misliyle Değiştirilmesi Talebinin Kabulü Gereği )
• AYIPLI MALIN YENİSİYLE DEĞİŞTİRİLMESİ TALEBİ ( Tüketicinin Satın Aldığı Ayıplı Araçtaki Gizli Ayıbın Tekrar Eden Arızalara Rağmen Yetkili Servis Tarafından Tüketiciye Bildirilmeyip Tamirle Oyalanması - Hile Sebebiyle Zamanaşımı Süresinin Uygulanmayacağı )
• GİZLİ AYIPTA ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Tüketicinin Satın Aldığı Araçta Meydana Gelen ve Sürekli Tekrar Eden Arızalara Rağmen Yetkili Servisin Tüketiciyi Ayıptan Haberdar Etmemesi - Aracın Ayıpsız Misliyle Değiştirilmesi Gereği )
4077/m.4,13/3
ÖZET : Dava, satın alınan gizli ( hileli ) ayıplı otomobilde ortaya çıkan ve devamlılık arzeden arızalar sonucu aracın kullanılamaması nedeniyle, yenisiyle değiştirilmesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Somut olayda davaya konu araca ait garanti belgesi 17.12.1997 başlangıç tarihli olup, 1 yıl sürelidir ve azami tamir süresi 1 ay olarak gösterilmiş; ayrıca tercümesi yapılan belge ile üretici firma tarafından 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresine tabi kılınmıştır.
Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.
Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.
Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).
Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.
Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.
Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin ( hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da ) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.
Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresi tanıdığı, tercümesi yapılan belgeden anlaşılmasına göre satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır.
Bu sebeple, davanın kabulü gerekirken mahkemece davanın reddi yönünde verilen direnme kararında usul ve yasaya uygunluk yoktur.
DAVA : Taraflar arasındaki "tüketici-aynının iadesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Tüketici Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.12.2002 gün ve 2001/510-304 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.03.2004 gün ve 2003/6837-2004/2852 sayılı ilamı ile;
( ...Dava, davalılarca üretilip satışı yapılan otomobilin gizli ayıp nedeniyle yenisi ile değiştirilme isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu otomobil, 30.12.1997 de "0" km. olarak dava dışı üçüncü kişiye satılmış ve davacı bu aracı 11.9.1998 de satın almıştır. Aracın satın alma tarihinden itibaren değişik arızalar nedeniyle sık sık onarım gördüğü ve bu arızaların giderildiği anlaşılıyorsa da en son çıkan sorunlar nedeniyle 11.7.2001 tarihinde servisine götürüldüğünde kaporta aksamında yaygın şekilde paslanmanın da bulunduğu görülmüştür. Yapılan incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda bu paslanmanın imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğu bildirilmiştir. Böylece dava konusu araçta gizli ayıbın bulunduğu ve bunun ise 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği görülmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi içinde imalat hatasına bağlı gizli ayıbın öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Bu tarih gözetildiğinde eldeki davanın açıldığı 5.10.2001 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. O halde mahkemece işin esası incelenerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir... ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Davacı vekili 05.10.2001 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sahip olduğu 1998 model Mercedes-Benz E 200 tipi Avangart aracı yeğlemesinin temel nedeninin bu marka araçların tüm dünyaca bilinen üstün nitelikleri, dayanıklılığı, sağlamlığı ve güvenilirliği olduğunu, bu markaya duyulan büyük güvene dayalı olarak kullanım amacı bakımından üstün değeri ve standartların üstündeki kalitesi gözetilerek ve ciddi bir bedel ödenerek satın alınan bu araçtan müvekkilinin, beklentilerinin aksine büyük bir hayal kırıklığına uğradığını, dava konusu aracın kullanıma başlandıktan çok kısa bir süre içerisinde servise taşınarak kullanılmaktan çok servislerde kaldığını, aracın tüm periyodik bakımlarının davalıların İzmir’deki yetkili servisi olan Egemer A.Ş.’ye yaptırıldığını, henüz 11.09.1998 tarihinde trafiğe çıkmış olmasına karşın 19.11.1998 tarihinde park, sensör, 15.07.1999 tarihinde şarj dinamosu ve devridaim sistemi, 15.11.1999 tarihinde ön amortisörlerinin tümü, 13.04.2000 tarihinde komple şanzıman, 24.08.2000 de sağ ve sol cam krikosu, arka disk ve balatalar ile akülerin tamamen değiştirildiğini, ek olarak aracın parametrik üst şıpıldağın ses yapması nedeniyle onarılıp, sağ kızağının tamir edildiğini, arka sol amortisöre çamur girdiği ve patlak olduğunun yetkili servislerince belirlendiğini, tüm bu aşamalar sonrasında müvekkilinin en son olarak 60.000 km.lik olağan bakım için aracı servise götürdüğünde bu kez de ön diskler ile balataların değiştirildiğini, olağan bakım yapılıp aracın tekrar teslim alındığını, müvekkilinin bu defa da parametriğin çalışmadığını, frene bastığında direksiyonda ve fren pedalında titreme olduğunu fark ederek aracı tekrar servise götürdüğünü, bu kez servis yetkililerinin ön disklerin eğri olduğunu, yeniden yapılması gerektiğini, tüm kapıların alt fitillerinin alt kısımlarında paslanma olduğunu ve boyalarının pul pul döküldüğünü bildirdiklerini, 11.07.2001 tarihinde aracın son durumunu görmek ve bilgi almak üzere servise giden müvekkilinin aracı komple çıplak gördüğünde şok olduğunu, bu kez arabasının arka bagaj arkasının paslı, bagaj altı lastiklerinin geçtiği yivin çürük olduğunu, arka amortisör üzerinden arabanın bagaj koluna doğru çamur izleri olduğunu gördüğünde şaşkınlığının arttığını, bu konuda uzman çeşitli kişi ve kurumların görüşlerini aldığında ise kendisine henüz daha 66.000 km. de ve üstelik Mercedes gibi üstün nitelikler taşıyan bir aracın böylesi sorunlar yaşamasının, bu denli çok parçasının değişmesinin ve sanki büyük bir kaza atlatmışçasına boya ve kaporta işlemleri görecek bir duruma gelmesinin olanaklı olamayacağını, kesinlikle imalat hatası olduğunu bizzat inceleyerek söylediklerini, aracı son derece özenle kullanan müvekkilinin ardı ardına büyük sorunlar yaşaması nedeniyle maddi ve manevi mağduriyete uğradığından araçla ilgili olumsuzlukları 16.07.2001 tarihinde davalı Mercedes-Benz Türk A.Ş.'ye yazdığı dilekçe ile dile getirdiğini, ancak davalı şirketin verdiği 25.07.2001 tarihli cevabi yazısında bir yandan kusurları örtülü olarak benimseyip özür dilemekle birlikte, aracın garanti süresi geçmiş olmasına karşın aracın kapılarının komple değiştirileceğini, ancak aracın değiştirilemeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin İzmir 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/205-118 nolu değişik işler dosyasında tespit yaptırdığını, bilirkişi tarafından yapılan tespit sonucu düzenlenen raporda "Mercedes marka bir otomobilin kaporta aksamında iki üç yıl gibi kısa bir sürede pas oluşması, bu kadar kısa sürede şanzıman değişmesi, fren diskinde eğilme olmasının rastlanır ve kabul edilebilir bir ayıp olmadığını, ... bu hususların tüketici tarafından bilinmesinin olanaklı olmadığını, zamanla meydana çıktığını, servisin sorumluluğunda olan bir ayıp da olmadığını, dolayısıyla otomobilin bu yönleriyle imalattan kaynaklanan gizli ayıplı olduğunu" kanaat olarak bildirildiğini, bu raporun da eklenerek davalılara aracın değiştirilmesi ve uğranılan zararların giderimine yönelik olarak İzmir 14.Noterliğinin 28.08.2001 tarih ve 19681 yevmiye no.suyla ihtarname gönderildiğini, Almanya’daki üretici davalı şirkete ihtarname ve bilirkişi raporu yeminli çevirmen aracılığıyla Almanca’ya çevrildikten sonra tebliğe çıkarıldığını, ancak davalıların ihtarnameyi tebellüğ etmelerine karşın bugüne değin aracın değiştirilmesi ve tazminat istemlerine cevap verilmediğini, böylece sürekli olarak maddi ve manevi anlamda acı çekip, psikolojik olarak da yıprandığını, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunun apaçık ortada olup, TTK.nun 4077 sayılı Yasa’nın Garanti Belgesi ile Tanıtma ve Kullanma Kılavuzunun Uygulama Esaslarına Dair Tebliğin ( TRKG M-95/1 16-117 ) ilgili maddeleri uyarınca aracın yenisi ile değiştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin önceden öngörmesi olanaksız gizli ( hileli ) ayıplar taşıyan aracın yenisi ile değiştirilmesini, aracın kullanılmamasından ve çekilen büyük sıkıntıların ve duyulan üzüntünün giderilmesine yönelik olarak ortaklaşa ve zincirleme olmak üzere 100.000 DM tazminatın davalılardan alınmasını istemek zorunda kaldıklarını ifadeyle, davalılardan Daimler Crhrysler AG tarafından üretilip, Mercedes-Benz Türk A.Ş tarafından ithal edilen ve Birollar Otomotiv Ltd Şti’nden satın alınan gizli ( hileli ) ayıplı aracın yenisi ile değiştirilmesine, uğranılan maddi ve manevi zararların bir nebze olsun giderilmesine yönelik 100.000 DM tazminatın davalılardan ortaklaşa ve zincirleme olarak alınmasına, karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili; mahkemece ilk celse sorulması üzerine istenen rakamın manevi tazminat olduğunu, bildirmiştir.
B- Davalı Tarafın Cevabının Özeti:
Davalı Mercedes-Benz Türk A.Ş. ( dava dilekçesi 11.10.2001 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekili 18.10.2001 tarihli cevap dilekçesinde; aracın satışının yetkili bayi tarafından yapılmış ise de, davacıya doğrudan satış söz konusu olmadığını, davacının üçüncü kişiden satın aldığını, davanın şirketlerine ve onun bayiine yöneltilemeyeceğini, aracı ilk satın alan tarafından ortaya konulan bir gizli ayıp bulunmadığını, bu nedenle öncelikle davanın husumetten reddini, davanın muhatabının davacının aracı satın aldığı kişi olması gerektiğini, ayrıca davanın hem Borçlar Kanunu, hem Ticaret Kanunu hem de TKHK.na göre zamanaşımına uğradığını, aracın müvekkili tarafından devir tarihinden itibaren 3 yıl on ay gibi uzun bir süre geçtiğini, gizli ayıp bulunmadığını, bunun davacı beyanları ile de sabit olduğunu, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle, olmazsa esastan reddi gerektiğini, ifadeyle sonuçta davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Davalı Birollar Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ( dava dilekçesi 13.10.2001 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekili 27.12.2001 tarihli cevap dilekçesinde; aracın davacıya satılmadığını başka bir kişiden aldığını, gizli ayıptan söz edilemeyeceğini, zira davacının baştan beri noksanları bilmekte ve ona göre servise gitmekte olduğunu, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek sonuç itibarıyla davanın reddini savunmuştur.
Davalı Daimler Chrysler AG şirketi ( dava dilekçesi yurt dışı tebligat yoluyla 17.07.2002 tarihinde tebliğ edilmiş olup ) vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, ayrıca gizli ayıp bulunmadığını, davacının baştan beri ayıplardan haberdar olduğunu, davanın esas yönünden de yerinde olmadığını, reddini savunmuştur.
"Davalılardan Daimler aracın imalatçısı, Mercedes-Benz ithalatçısıdır. Herne kadar Birollar otomotiv satıcısı ise de davacının ibraz olunan belgeler dikkate alındığında bu aracı ikinci el olarak Görgün isimli şahıstan satın aldığı, aracın 30.12.1997 tarihli fatura ile Birollar otomotiv tarafından satıldığı davacının da 11.9.1998 tarihinde G.Özcesur’dan dosyada bulunan senetle satın aldığı anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle davacının bu aracı satın aldıktan sonra yaklaşık 5 yıl kadar kullandığı görülmektedir. Zira satış senedi sözleşmesi 5.9.1998 tarihinde yapılmıştır, dava ise 5.10.2001 tarihinde açılmıştır, dosyaya ibraz olunan aracın garanti belgesinde ise 17 Aralık 1997 tarihli olup 1 yıllık garantisi vardır. hukuki inceleme başlığını taşıyan bilirkişi raporunun 4. sayfasında açıklandığı üzere davalılardan Birollar otomobil ltd. şti. davada hasım olamaz zira malı tüketiciye sunan tüketici ile sözleşme yapan kişi Birollar değildir. Malın bir acenteden satın alınmış ve el değiştirmemiş durumlarında acenteye karşı değiştirme talebi ileri sürülebilir. Mal el değiştirmiş ise, bunun muhatabının ya ilk alıcı -ki olayımızda dava dışı Görgün isimli şahıstır- ya da malı üreten kişi veya ithal eden kişi olabilir. Bu nedenle davalı Birollar otomotivin davada hasım olması mümkün değildir. Buna yöneltilen dava husumet nedeniyle reddedilmiştir. Diğer Davalılardan Daimler aracın imalatçısı, Mercedes-Benz ithalatçısıdır. Davacının bunlara karşı sorumluluk davası açması mümkündür ve bunun incelenmesi gerekir. Bilirkişi kurulunun teknik bilirkişileri, araç üzerinde yaptıkları incelemede aracın 85.770. Km de incelemeye alındığını, teknik inceleme sonunda pek çok parçanın değiştirilmesine rağmen servislerde şikayetlerin çoğunun çözümlendiğini ve aracın normal olarak çalıştığını, sadece normal kullanım süreci içerisinde paslanma ve kapı aksamındaki çürümelerin uygun vasıflara sahip sacın kullanılmaması veya imalat aşamasında çürümelere karşı gereken koruyucu önlemlerin yeterince alınmamış olmasından dolayı bir gizli ayıp niteliğinde olduğunu belirtmişlerdir.
Öncelikle bu raporun bu bölümüne karşı tarafların herhangi bir itirazı yoktur. Teknik bilirkişilerin saptadıkları bu husus yönünde de zaten fazla bir tartışmaya gerek görülmemiştir. Garanti belgesinde açıkça görülmektedir ki araca verilen garanti süresi 1 yıldır. Yani 17.12.1998 tarihinde bir yıllık süre dolmuştur. Zamanaşımı süresi içersinde davacının herhangi bir değiştirme talebinde bulunmadığı görülmüştür. Zira, davacı aracı satın aldığında garanti süresi henüz dolmamıştır. Garanti kişiyi değil ürünü takip eder. Bu itibarla daha uzun bir süre verilmediği takdirde elimizde garanti belgesi vardır. Davacının korozyonu öğrendiği 2.7. 2001 tarihinde garanti süresi çoktan dolmuştur. Üretici ve ithalatçının süresinde yapmış olduğu zamanaşımının öncelikle irdelenmesi gerekir. Bu husus yasanın 4. maddesinde açıklanmıştır. Açıkça yasa daha uzun bir süre garanti verilmemişse malın ayıplı olması nedeniyle açılacak davalar, -ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile- iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu durum karşısında zamanaşımı süresi davacının teslim aldığı tarih göz önüne alındığında kesinlikle dolmaktadır. Davacı aracını 03.09.1998 tarihinde sözleşme ile almıştır. 2 yıllık süre dolduğunda 5.9.2000 tarihi etmektedir. Dolayısıyla garanti süresi de eklendiğinde daha uzun bir süre olmaktadır. Ne var ki yasa, satıcı malın ayıbını tüketiciden hile ile gizlemişse 2 yıllık zamanaşımı uygulanmaz demektedir. Hile iddiasının araştırılması gerekmiştir. Bilirkişi kurulunun raporunun 5 nci sayfasında bu husus ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. İhmalin hile açısından geçerli olmadığı açıktır. Gerek BK.nun hileye karşı hükümleri gerekse TKHK nın ayıpla ilintili ve hile ile ilintili hükümleri dikkate alındığında ( Sözleşmenin yapılış sırasında tarafların bir araya gelmelerini ve yakınlaşmalarını ve satıcının alıcıyı kasıtlı olarak yanıltıcı beyan ve davranışta bulunmasına yada tüketicideki gerçeğe aykırı kanaati bilmesine rağmen tüketiciyi aydınlatmayarak sessiz kalma yoluyla bu kanaatin güçlendirilmesini gerekli kıldığını ) olayımızda hile yoluyla ayıbın tüketiciden gizlendiğine dair herhangi bir delil ve bilginin söz konusu olmadığını açık bir şekilde belirtmişlerdir. İşte bu nedenle davalıların yapmış oldukları zaman aşımı savunması zamanında ve süresinde olup bunlara yönelik davacının açtığı davanın bu nedenle reddi gerekmiştir."
Gerekçesiyle; "1-Davacının davalı Birollar Otomotiv San.Tic.Ltd.Şti.ne açtığı davanın husumet nedeniyle reddine,
Bundan dolayı karar tarihindeki asgari ücret tarifesi uyarınca 75.000.000 lira ücreti vekaletin davacıdan alınıp davalı Birollar Otomotiv Sanayi Ltd. Şti. ne verilmesine,
2-Davacı tarafından davalılar Mercedes Benz Türk A.Ş ve Daimler CHRYS’ler aleyhine açılan davaların ZAMANAŞIMI nedeniyle reddine,
3-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,"
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece karar yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle "gizli ayıbın 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği, zamanaşımı süresinin dolmadığı" kabul edilerek bozulmuş; davalı tarafın karar düzeltme istemi de oy çokluğu ile reddedilmiş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekilleri ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. ve 13. Maddeleri:
Madde 4 - Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaad edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler,ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.
Satın alınan malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde; tüketici, malı teslim aldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde bu malları satıcı firmaya geri vererek değiştirilmesini veya ödediği bedelin iadesini veya ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini ya da ücretsiz olarak tamirini talep edebilir.Tüketici bu taleplerden herhangi birisini tercihte serbesttir.Satıcı,tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.Ayıplı maldan ve/veya ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı satıcı, bayi, acenta, imalatçı-üretici ve ithalatçı, müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Satılan malın ayıbı gizli nitelikte ise veya ayıp tüketiciden hile ile gizlenmişse,satıcı 15 gün içerisinde kendisine başvurulmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Satıcı daha uzun bir süre için garanti vermemiş ise,ayıplı maldan ve ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı açılacak davalar, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak satıcı, satılan malın ayıbını tüketiciden hile ile gizlemiş ise, 2 yıllık zamanaşımı süre
‘de "arka perde çalışmıyor, parktronikler çalışmıyor" şikayeti üzerine araka perde motoru değiştirildiği, parktronik tamirinin yapıldığı; 19.11.1998 tarih ve 12257 km ‘de "sağ ön parktronik çalışmıyor, benzin sarfiyatı fazla" şikayeti üzerine H.H.T. kontrolü yapıldığı,parktronik tesisatının değiştirildiği; 16.2.1999 tarih ve 556 nolu iş emrine göre: 15472 km’de yağ filtresi, yağ filtresi elemanı, silecek lastiği, hava filtresi, saf su ve motor yağının değiştirildiği, 15000 km bakımı yapıldığı; 15.11.1999 tarih ve 4125 nolu iş emrine göre : 30075 km ‘de 30000 km normal bakımının yapıldığı, motor yağı, yağ ve hava filtresinin değiştirildiği; 21.4.2000 tarih ve 2000-2328 sıra nolu seri B faturasına göre: 37155 km ‘de lastik takoz, motor taşıyıcı, arka fren diskleri ve tapa gibi parçaların yenilenerek, arka fren disklerinin ve motor takozlarının değiştirildiği; 8.6.2000 tarih ve 2000-3321 sıra nolu faturaya göre: 40256 km ‘de iki adet plastik kelepçe değişikliğinin yanı sıra dört tekerlek balans ayarının yapıldığı arka düzenin ve rotların ayarlandığı; 15.8.2000 tarih ve 3417 nolu iş emrine göre : 45934 km ‘de 45000 km bakımı yapıldığı, yakıt süzgeci, hava filtresi elemanı, buİiler, yağ filtresi, motor yağı, yakıt filtresi, kelepçe, bakır pul, fren balata yağı ve akünün yenisi ile değiştirildiği; Assyst A bakımı uygulanarak akü, buİi ve motor yağı değişim işçiliğinin uygulandığı; 27.3.2001 tarih ve 894 nolu iş emrine göre : 61632 km ‘de 60.000 km Assyst B bakımının uygulandığı; 13.4.2001 tarih ve 235448 Seri A nolu fatura verilerine göre aracın hava filtresinin, üç tırnaklı buİilerinin, motor yağının, arka fren balatalarının, yakıt filtresinin silecek lastiklerinin, hava filtresinin, ön fren balataları ile ön fren disklerinin, balata fişleri ve fren balata yağlarının, V-kayışının, şanzıman yağının, motor yağının ve gerekli bazı ufak parçaların değiştirildiği, Jant doğrultma işçiliğinin yanı sıra fren diski ve balata değiştirme işçiliklerinin uygulandığı; 2.7.2001 tarih ve 1815 nolu iş emrine göre: 66121 km‘de aracın, dört kapı lastiklerinin bulunduğu bölgelerden çürümüş olduğu çürük kontrolü yapmak amacıyla kapılarının sökülerek kontrol edildiği; 12.6.2002 tarih ve 1645 nolu iş emri ile 9.7.2002 tarih ve 323163 sıra nolu seri C faturasına göre: 78705 km ‘de Assyst A bakımı kapsamında saf su, süzgeç, hava filtresi, yağ filtresi, conta, otomatik şanzıman filtresi, yakıt filtresi, klima filtresi, muhtelif sayıda kelepçe,conta, bakır pulun yanı sıra motor yağı, şanzıman yağı, fişek ve sinyal ampullerinin değiştirildiği, lastik tamirat işçiliğinin uygulandığı; 21.9.2002 tarih ve 2937/5287 nolu iş emrine göre: Aracın 85358 km ‘sinde arka frenlerin ses yapması nedeniyle fren kontrolünün, "araç yüke binince vites kolunun bulunduğu bölümden tırıltı şeklinde ses geliyor, arka camdaki stop lambasının bulunduğu kısımdan rüzgar sesi geliyor, sol ön kapı direk kısmından ses geliyor ve parktroniklerin kontrol ikazı verdikleri" şeklindeki şikayetler üzerine 25.9.2002 tarih ve 187961 sıra nolu seri H faturasına göre : Aracın ön ve arka fren balatalarının, fren braketi soketinin, arka fren disklerinin, balata fişlerinin, fren hidroliğinin, fren balata yağının ve burcun değiştirildiği, arka fren değiştirme işçiliğinin uygulandığı; Egemer servisinde 2.7.2001 tarihinde 1815 nolu iş emri ile yaptırılan kontrol sırasında ortaya çıkan kapı ve bagaİ tabanındaki çürümeler üzerine, davacının aracının yenisi ile değiştirilmesi talebi ile 16.7.2001 tarihinde Mercedes Benz Türk A.Ş ‘ye yazılı başvuruda bulunduğu; 25.7.2001 tarihinde Mercedes Benz Türk A.Ş., aracın değiştirilmesini gerektirecek bir durumun olmadığı, ücretsiz olarak garanti kapsamında kapıların serviste değiştirilebileceği şeklinde davacı başvurusunu cevaplandırdığı," anlaşılmaktadır.
Davacı, 03.08.2001 tarihinde davalılardan Mehmet Mercedes-Benz’i hasım göstererek delil tespiti istemiş; bilirkişiden alınan raporda "tekrarlanan arızaların imalattan kaynaklanan gizli ayıp olduğu" görüşü bildirilmiştir.
Davacı vekilinin, 28.8.2001 tarihinde İzmir 14. Noterliği kanalıyla gönderdiği ihtarname ile, "gizli ( hileli ) ayıplı otomobilin yenisi ile değiştirilmesi ve otomobilinin kullanılamamasından doğan zararın giderilmesi, bunların yerine getirilmemesi durumunda hukuksal yollara başvurulacağı" ihtar edilmiştir.
İhtarnameye yanıt alamayan davacı vekili vasıtasıyla Tüketici Mahkemesine verdiği 05.10.2001 tarihli dava dilekçesi ile; gizli ( hileli ) ayıp olarak ifade ettiği ayıba dayanarak ve bu ayıbı son olarak yaptırdığı bilirkişi incelemesinde öğrendiğini belirterek aracın yenisiyle değiştirilmesi ve tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.
Mahkeme, davalı tarafın zamanaşımı savunması ile davalılardan yetkili satıcının husumet savunmalarını yerinde bularak davayı bu yönlerden reddetmiştir.
Davacı tarafın temyizi üzerine Özel Daire "gizli ayıbın 11.7.2001 tarihinde öğrenildiği, zamanaşımı süresinin dolmadığı" hususlarını vurgulayarak kararı bozmuş; davalı tarafın karar düzeltme istemini de oy çokluğu ile reddetmiştir.
Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü davacı taraf temyiz etmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ; davaya konu araçta bulunan ayıbın hile ile gizlenmiş "gizli ayıp" niteliğinde ve buna göre davalı yanın "zamanaşımı definin" yerinde olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır.
İlkin, uyuşmazlığın temelinde yatan ayıp kavramı üzerinde durmakta yarar vardır;
"Tüketici yasası ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme" 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesinde yer almaktadır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında; "Ambalaİında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir."denilmekte, devam eden fıkralarda ise buna ilişkin biçimsel koşullar sayılmaktadır.
Görüldüğü üzere; Borçlar Kanunundaki ayıp kavramı ile yukarıda açıklanan 4077 sayılı Kanununun 4.maddesinde yer alan ayıp kavramları birbiri ile örtüşmektedir.
Borçlar Kanuna göre; bir maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak ;satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları ; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir.
Yeri gelmişken belirtmekte yarar vardır ki, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan/gerekse 4822 sayılı kanunla değişerek 14.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren şeklinde; "satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların daha uzun bir garanti süresi vermemesi/daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmemeleri halinde ayıplı maldan doğan davaların/sorumluluğun ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak, satılan malın ayıbı tüketiciden satıcının hile ile/ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı " hükmü yer almaktadır.
Hemen burada somut olaya baktığımızda; davalılar tarafından üretimi yapılıp , ithal ve satışa sunulan araçtaki, dava dışı üçüncü kişi tarafından satın alındığı 26.12.1997 ve ardından davacıya satıldığı 03.09.1998 tarihleri itibariyle, arızaların varlığı davacının müracaatı üzerine davalı tarafın yetkili servisince tespit edilmiştir. Parça değişiklikleri,yağlama, tamir gibi geçici tedbirlerle sorunun giderilmeye çalışıldığı,ancak yapılan tamir ve işlemlerden sonra da aynı tür arızaların ortaya çıktığı, böylece davacının araçtan beklediği verimi almasını önleyecek ölçüde arızaların tekrarlandığı, hatta özel olarak ve uzun süre için garanti edilmesine karşın kaborta ve metal aksamlarda paslanma ve çürümeler tespit edildiği, davacının yaptırdığı inceleme ve tespitlerde araçta üretim hatası ve arızalarının bulunduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan incelemenin de aynı sonucu ortaya koyduğu, anlaşılmaktadır.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, otomobil garanti belgesi ile satılmak zorunda olan sanayi mallarından biridir. Garanti belgesi, imalatçı veya ithalatçı tarafından düzenlenip, tüketicinin malı satın aldığı satıcı, bayi, acenta veya temsilci tarafından da tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmelidir.
Nitekim, somut olayda da davaya konu araca ait garanti belgesi 17.12.1997 başlangıç tarihli olup, 1 yıl sürelidir ve azami tamir süresi 1 ay olarak gösterilmiş; ayrıca tercümesi yapılan belge ile üretici firma tarafından 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresine tabi kılınmıştır.
Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.
Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.
Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).
Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.
Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.
Kaldı ki, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında hilenin ( hatta yasal değişiklikle ayrıca ağır kusurun da ) varlığı belirgin olmakla davada zamanaşımının varlığından da söz edilemez.
Diğer taraftan, üretici firmanın ürettiği araç yönünden 30 yıl içten dışa doğru paslanmaya karşı, 30 yıl da marş ve arıza sorunlarına karşı garanti süresi tanıdığı, tercümesi yapılan belgeden anlaşılmasına göre satıcının/ayıba karşı sorumlu tutulanların yasada belirlenen zamanaşımı süresinden daha uzun bir garanti süresi vermesi, dolayısıyla da daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmesi söz konusu olup, bu yönden de zamanaşımının varlığını kabule olanak bulunmamaktadır.
Emsal nitelikteki, Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2004 gün ve 2004/4-29-83 sayılı ve yine 25.02.2004 gün ve 2004/ 4-84-99 sayılı kararlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir.
Şu durumda mahkemece, özel daire bozma kararına uyularak, işin esası incelenip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksine gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.10.2005 gününde, karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Dava, davalılarca üretilen ve satışı yapılan aracın ( otomobilin ) gizli ayıp nedeniyle yenisi ile değiştirilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu aracın "0" km olarak 30.12.1997 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satıldığını, müvekkilinin de o kişiden 11.9.1998 tarihinde satın aldığını, değişik arızalar nedeniyle sık sık onarımlar yapıldığını, aracın 11.7.2001 tarihinde servise götürüldüğünde, kaporta aksamında yaygın biçimde paslanma bulunduğunun görüldüğünü, bilirkişi incelemesine göre bunun "gizli ayıp" niteliğinde olduğunun belirlendiğini iddia ederek bu davayı açmıştır.
Davalı Mercedes-Benz Türk AŞ ve Daimler Chrysler AG vekili ise, dava konusu aracın 30.12.1997 tarihinde satılıp teslim edildiğini, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a ( TKHK ) göre davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını kaldı ki, davacının "aracı kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra servise taşınır olmuş" biçimindeki beyanları ile, bu durumun baştan beri varolduğunu bildiğini bunun gizli ayıp sayılamayacağını, savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, aracın 30.12.1997 de satılıp teslim edildiği, davanın ise 2.7.2001 tarihinde açıldığı, daha uzun bir garanti süresi verilmemiş ise, malın ayıplı olması nedeniyle açılacak davaların, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile 2 yılık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilerek dava, zamanaşımı yönünden reddedilmiştir.
Kararın temyizi üzerine Y.4.Hukuk Dairesince, dava konusu araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu, yasadaki 2 yıllık zamanaşımı süresinin, gizli ayıbın öğrenildiği ( 11.7.2001 ) tarihten başladığı, davanın 2.10.2001 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı kabul edilerek mahkeme kararının bozulması üzerine, yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davacı dilekçesinde, "...dava konusu araç satın alındıktan çok kısa bir süre sonra servise taşınır olmuş, ..19.11.1998’de park sensür, 15.7.1999 da şarİ dinamosu devirdaim sistemi, 15.11.1999 da amörtisör, 13.4.2999’de şanİıman, 24.8.2000’de cam krikoları, arka disk, balatalar ve aküler değiştirilmek suretiyle servise gitmeler sürmüş..." açıklamalarında bulunmuştur. Davacı, araçta arıza ve eksikler bulunduğu için sürekli olarak servise götürdüğüne göre, araçta ayıp olduğunu aracı üçüncü kişiden satınalıp kullanmaya başladıktan hemen sonra öğrenmiştir.
Ayıplı maldan dolayı satıcıyı, sorumlu tutabilmenin maddi ve biçimsel koşulları şunlardır.
Maddi Koşullar ( malın lüzumlu vasıflarındaki ayıplar ):
1- Satılan malda ayıp sayılan bir eksiklik bulunmalı,
2-Maldaki ayıp ( eksiklik ) önemli olmalı ( malın alıcı tarafından kullanılıp yararlanılması olanağını azaltan ya da ortadan kaldıran bir özürü bulunmalı ),
3- Ayıp, malın yarar ve zararının ( nefi ve hasarının ) alıcıya geçtiği anda var olmalı,
4-Tüketici ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olmalı ( kural olarak, tüketici malı alırken ayıplı olduğunu bilerek satın almış ise, ayıp yüzünden satıcının sorumlu tutulmasını isteyemez ),
5-Satıcının, ayıbın varlığını bilmesi zorunluluğu yoktur ( Satılan malın ayıplı olduğunun satıcı tarafından bilinmemesi, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz ),
6-Sözleşme ile, sorumluluğun kaldırılmış ya da sınırlandırılmış olması geçerli değildir. ( BK.’nun 196. maddesine göre; satıcının maldaki ayıbı alıcıdan hile ile gizlemesi dışında, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan koşullar geçerlidir. Ancak TKH Yasa’da böyle bir düzenlemeye yer verilmediği için, sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan koşullar -tüketici sözleşmesi açısından- geçerli olmaz. )
Biçimsel Koşullar: Ayıplı maldan dolayı satıcıyı sorumlu tutabilmek için, yukarıda sayılan maddi koşulların gerçekleşmiş olması yanında, tüketicinin ( alıcının ) üzerine düşen bir takım biçimsel koşullarla ilgili yükümlülükleri de yerine getirmiş olması gerekmektedir.
Alıcı, muayene ve ihbarda ( yoklama ve bildirmede ) bulunmuş olmalıdır. Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, alıcı malı teslim aldıktan sonra malı muayene ederek bir ayıp ( eksiklik ) varsa bunu satıcıya ihbar etmelidir.
Zarardan dolayı açılacak davalar 2 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Maldaki ayıbın gizli ayıp olması sonucu değiştirmez. Gizli ayıbın varlığı durumunda dahi 2 yıllık zamanaşımı süresi malın tüketiciye teslimi tarihinden işlemeye başlar. Bu husus 4. maddenin 4. fıkrasında "..ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile.." sözleri ile açıklanmıştır. Ayıbın daha sonra ortaya çıkmış olması onun gizli ayıp olduğunun ifadesidir. Gerek iki yıllık süre gerekse, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ifadesi 4077 Sayılı Kanunda değişiklik yapılmasından ( 2003 yılında ) sonraki metinde de aynen korunmuştur. Yasanın çok açık olan bu ifadesine karşın -ayıp gizli olsa dahi-, zamanaşımını malın tüketiciye teslimi tarihinden farklı bir tarihte başlatmak yasanın emredici hükmüne aykırılık oluşturur. ( 2003 yılında yapılan değişiklikten sonra, 2 yıllık zamanaşımı hükmü korunmuş, ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı açılacak davaların 3 yıllık zamanaşımına tabi olacağı belirtilmiştir. )
Zamanaşımı süresinin ne zamandan itibaren işlemeye başlayacağını ise, 13.5.2003 gün ve 25137 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkındaki Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 9. maddesine göre, ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak taleplerin zarar görenin zararı, maldaki ayıbı ve imalatçının/ üreticinin kim olduğunu öğrendiği yada öğrenebileceği tarihten itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir.
Yasada ve yönetmelikte seçimlik hakların kullanılması taleplerinde zamanaşımının başlangıcı ile tazminat taleplerinde zamanaşımının başlangıcı arasında bilinçli bir ayrım yapılmıştır. Çünkü kural olarak tazminat hukukuna egemen olan genel ilkeler, zararı ve failini öğrenme tarihini esas alır. Yasa koyucu zararlar karşılığı tazminat isteminde, zamanaşımı yönünden bu genel kurala bağlı kalmıştır. Buna karşılık seçimlik hakların kullanılması farklı bir durum olduğundan, bu istemler açısından zamanaşımının, malın tesliminden itibaren işlemeye başlayacağını düzenlemiştir. Yasa koyucu burada da genel kurallara bağlı kalmıştır. BK.nun 207/2 maddesinde de ayıp dolayısıyla açılacak davaların, satıcı daha uzun bir garanti süresi vermemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıksa bile ayıptan doğan her türlü davanın malın satın alana tesliminden itibaren 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. ( Satışın ticari nitelik göstermesi halinde bu süre, TTK.nun 25/4. maddesi uyarınca 6 aydır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasa’nın 4/4. maddesinde ise zamanaşımı süresi 2 yıldır. )
Dava konusu olayda, bilirkişi kurulu aracın kapılarında ve bagaİındaki paslanmayı gizli ayıp olarak belirlemiştir. Gizli ayıp mutlaka, "hileli ayıp" yada "ayıbın hile ile gizlenmesi" anlamına gelmez. Ayıp gizli, yani olağan bir muayene ile anlaşılamayacak olmasına karşın, her zaman bunun hile ile gizlendiğinden söz edilemez. Ayıbın hile ile gizlenmesinden söz edebilmek için, hilenin koşullarının bulunması gerekir. Dava konusu olayda, hilenin koşullarının varlığı -ayıbın hile ile gizlenmiş olduğu- kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, istemler gizli ayıptan kaynaklanmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Dava konusu olayda malın davacıya teslim tarihi 11.9.1998 olup, dava 5.10.2001 tarihinde 3 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra açılmıştır. ( Kaldı ki araç dava dışı ilk alıcıya 30.12.1997 tarihinde satılıp teslim edilmiştir )
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilir olmasını ortadan kaldırır. Başka bir anlatımla alacak hakkının, belli bir süresi içinde kullanılmaması yüzünden "dava edilebilme" niteliğinden yoksun kalmasıdır.
Somut olayımıza gelince; dava konusu araç, 30.12.1997 tarihinde "0" km olarak davalı Birollar Otomotiv San. ve Tic. Ltd.Şti. tarafından dava dışı üçüncü bir kişiye satılıp teslim edilmiştir. Davacı, aracı o kişiden 11.9.1998 de satınalarak teslim almıştır. Davacı, bu davayı 2.10.2001 tarihnde açmıştır. Görüldüğü gibi, dava konusu araç "0" km olarak üçüncü kişi tarafından satınalınmış, 9 ay 12 gün kullanıldıktan sonra davacıya satılmıştır. Bu süre içerisinde aracın 3. kişi tarafından nasıl kullanıldığı, bir kazaya karışması, hasar görmesi ve tamir edilmesi durumu olup olmadığı konularında da bir bilgi yoktur.
Davacı aracı 3. kişiden satın aldıktan kısa bir süre sonra başlıyarak, dava tarihine kadar 5-6 kez servise götürmüştür. Bu bakım ve tamirler sürerken araçta ayıp ( eksiklik ) bulunduğunu belirterek bir iddia ve istekte bulunmamıştır. Aracın durumunu bildiği halde, bakım ve tamirler yaptırmak suretiyle durumu geçiştirmiş, ayıp ihbarında bulunmamış, araçta gizli ayıp bulunduğunu da ileri sürmemiştir.
Dava dilekçesinde, araçta gizli ayıp bulunduğu iddia edilmiş ancak, bu gizli ayıbın satıcı tarafından "hile ile kasten ve ağır kusur ile gizlenildiği" konusu iddia edilmemiştir.TKH Yasa’nın aradığı koşul ise, gizli ayıbın satıcı tarafından hile ile kasten ve ağır bir kusur ile gizlenildiğinin ileri sürülmesi ve kanıtlanmasıdır.
Davamızda böyle bir iddia ileri sürülmediği gibi, malın satışı sırasında araçta gizli ayıbın var olduğu halde, satıcı tarafından hile ile ya da ağır kusurla gizlendiğide kanıtlanmış değildir. Davacı daha uzun süreli bir garanti süresi bulunduğunu da kanıtlayamamıştır.
Böyle olunca davacı, davasını 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açmadığı için, dava açma hakkı zamanaşımına uğramıştır.
Açıklanan nedenlerle, direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, kararın bozulması yönündeki sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.
Dikkat: Yukarıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri/ Tüketicinin Tercih Hakkı -2011). Makale veya makalenin herhangi bir kısmını veya Mahkeme Kararlarını, herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkeme dava dosyalarında Av.Yusuf Ayık'tan yazılı izin alınmadan kullanılamaz. Aksi durumlar emeğe saygısızlık ve 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına geleceği gibi uğranılan zararlar nedeniyle de herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.
Galeri
İlgili makaleye ait galeri bulunmamaktadır.
Video
İlgili makaleye ait video bulunmamaktadır.