SIFIR -0- KM YENİ ALINAN ARAÇLARDA TRİGER ZİNCİRİ/KAYIŞI KOPMASI HALİNDE TÜKETİCİ HAKLARI - EMSAL YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI

Triger zinciri kopması veya motorda yaşanan diğer bazı problemlerde genelde ithalatçı ve satıcıların tüketiciyi suçladığı ve kullanım hatasından kaynaklı problemler olarak sunmaya çalıştığını görmekteyiz. Ancak aşağıda detaylı olarak değerlendireceğimiz üzere kullanıcı hatası çok özel durumlar harici mümkün değildir.

 

Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı taraflar, triger zinciri kopması hadisenin “ancak kullanıma bağlı sebeplerden” sözkonusu olabileceğini, ayrıca tüketicinin “yığdırma ve yanlış vites seçimi yapmak suretiyle” zincir kopmasına sebep olduğunu iddia etmektedir.  Bu iddiaların çoğu açıkça yanlış ve gerçeğe aykırıdır.

 

Triger zinciri kopması olayı, genellikle tüketicilerin düşük ve sabit bir hızda seyir halindeyken, aniden aracın motorunun sessiz kalması, davacının motorun durduğunu fark etmesi üzerine kontrollü olarak sağ şeride geçerek aracı durdurması şeklinde cereyan etmektedir. Tüketicinin ne bir “yığdırma”, ne bir “yanlış vites seçimi” davranışı sözkonusu olmamaktadır. Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı taraflar hiçbir dayanağı olmayan, tamamen gerçeğe aykırı suçlamalarda bulunmaktadır.

Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı tarafların tüketicinin aracı “yığdırarak” triger zincirinin kopmasına sebebiyet verdiği, sonra da bu konuda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiası, zaten ağır şekilde mağdur edilmiş ve haksızlığa uğratılmış olan tüketiciye hakaret niteliğindedir.

Bu durumlarda genellikle tüketiciler olayın hemen ardından Yol Yardım hizmetini aramakta, henüz motorun durmasının triger zinciri kopmasından kaynaklandığından tamamen habersiz oldukları için, telefondaki görevliyle olayın seyrini aynen aktarmakta, sorunun basit bir çözümü olup olmadığını ve yok ise ne yapması gerektiğini danışmaktadır.  Bu konuşmanın kayıtları genellikle Firmaların arşivinde bulunsa da bu kayıtlara ancak firmalar kendi ihtiyaç duyduklarında ortaya çıkarmaktadır.

Tüketiciler bilahare araç Yetkili Servise çekildikten sonra da, Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı tarafların markasına güveninden dolayı zaten arıza neyse layıkıyla giderileceği beklentisini taşıdığından, olayın gelişimini bir kere daha aynı samimiyet, dürüstlük ve detaylarla anlatmaktadır.

Bir otomobil motorundaki “triger zincirinin ancak kullanıma bağlı sebeplerden kopabileceği” iddiası ispata muhtaç olmakla esasen çoğu olayda da akla ve mantığa aykırıdır. 

Malum olduğu üzere, her türlü mühendislik ürününde olduğu gibi, otomobil motorlarında da gerek tasarım gerekse üretim hatalarına bağlı sebeplerden çeşitli arızalar ve kırımlar sözkonusu olabilmektedir. Son derece karmaşık bir tasarımı ve üretim süreci bulunan bir dizel motorunda yer alan, insan yapısı bir ekipmanda “ancak kullanıma bağlı sebeplerden” kırım olabileceği iddiası akla ve mantığa aykırıdır.

            

             Bazı firma üretimi motorların tasarımıyla ilgili özel bir tercihten dolayı 2007 yılından beridir çok sayıda … marka araçta sabit hız ve viteste seyir halinde ansızın triger zinciri kopmasına sebep olduğu, tartışmalı olmayan, alenileşerek kamuoyuna mal olmuş bir gerçekliktir.

Hal böyleyken, davalı tarafın, dava konusu araçtaki triger zinciri kopması hadisenin “ancak kullanıma bağlı sebeplerden” sözkonusu olabileceği iddiası ayıplı araca bağlı hukuki sorumluklarını üzerinden atmak ve mahkemeleri yanıltmak amacını taşımaktadır.

 

 

Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı tarafların tüketicilerin aracın “düzenli bakımlarını ihmal ettiği gerekçesi” ve bu nedenle triger zinciri kopmasının “periyodik bakım ve yağ değişimlerinin aksatılmasına bağlı” gerçekleştiği iddiaları da yine çoğu olayda gerçeğe aykırıdır.

Şöyle ki:

Firmaların söz konusu araçlar için belirlediği periyodik bakım ve yağ değişimi aralığı genelde “10 000 – 15 000 km’de bir” olarak uygulanmaktadır. Tüketici aracı satın alındığı tarihten itibaren ortalama 10-11 000 km’lik aralıklarla Yetkili Serviste düzenli bakımdan geçirmiş ancak örneğin 31.08.2018 tarihinde triger zinciri kopması, aracın son düzenli bakımdan beri sadece 10 185 km yol yapmış durumdayken gerçekleşmiştir. Dolayısıyla 185 km hatta bin ikibin kilometre gecikerek yapılan bakımların triger kopmasına neden olmayacağın dair bilirkişi raporları mevcuttur.

 

4.3- Dava konusu araçta meydana gelen triger zinciri kopması hadisesi, bu konuda 2007 yılından beri devam eden kronik bir kötü şöhreti bulunan Bazı Firmaların üretimi bazı kronik arızalı tipi motorun tasarımı ve yerleştirmesinden kaynaklanmaktadır.

Tüketiciler genelde tüketici mahkemelerinde davaları, yalnızca kendi mağduriyetinin tazmin edilmesi için değil, gizli ayıpla ilgili sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışan Firmaların kendisi ile aynı durumda olan bütün tüketicilerin haklarını ve emniyetlerini sağlayacak tedbirler almaya zorlamak amacıyla da açmaktadır.

 

Tüketiciler muhataplara yaptığı ve sonuç vermeyen sayısız sözlü görüşme ve sunumun yanısıra, gönderdiği e-mailler de “aracın ayıplı mal niteliğinde olduğunu, ücretsiz onarım talebi bulunmadığını, 6502 Sayılı Kanun’un kendisine tanıdığı seçimlik haklardan hangisini kullanmak istediğimi muhataplara bilahare yazılı olarak bildireceğini, onayı olmadan araçla ilgili hiçbir işlem yapılmaması talebini” açıkça ifade etmeleri gerekmektedir. Mümkünse bu mailler Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı tarafların KEP adreslerine iletilmelidir.  Ya da noterden ihtarname şeklinde gönderilmelidir.  

 “Sayın Yetkili,

Dün, aracımda 31 Ağustos 2017 tarihinde oluşan "trigger zinciri kopmasına" bağlı hasar ve akabinde Şirketiniz'ce takınılmış olan tutuma dair ekte yeniden sunduğum şikayet ve değerlendirme yazısına ilişkin olarak, aşağıdaki hususu ayrıca dikkatinize getirme ihtiyacı hissettim:

Yazıda kullandığım bahsi geçen hasardan kaynaklanan "mağduriyetlerimin giderilmesi" ibaresi, özellikle seçilmiş genel bir ibaredir. Yazıda "mağduriyetlerimin giderilmesi" amacıyla, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunmasına İlişkin Kanun'un 11. Maddesine binaen haiz olduğum seçimlik haklardan hangisini tercih edeceğim hususuna özellikle yer vermemiş olduğumun ayrıca altını çizmek isterim. Bu çerçevede, onayım olmadan aracımla ilgili herhangi bir "ücretsiz onarım" tasarrufu yapılmamasını özellikle talep etmekteyim. Bahsi geçen Kanunla haiz olduğum seçimlik haklardan hangisinden yararlanacağım hususunu, Şirketiniz'in şikayet ve değerlendirme yazım ışığında yapacağı değerlendirmeleri de dikkate alarak tarafınıza bilahare yazılı olarak arz edeceğim.

Saygılarımla”

Şeklinde bir ön bilgilendirme talebini içerebilir.

 

Tüketicilerin maruz kaldığı “seyir halinde motorun stop etmesi” hadisesi, işlek bir otobanda ve yüksek hızlarla seyrederken gerçekleşmesi halinde sürücü ve yolcuların hayatını tehlikeye düşürecek, kabul edilemez derecede büyük bir emniyet riski teşkil etmektedir. Can ve mal güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

 

             Hal böyleyken, Otomotiv İthalatçı /distribütör veya satıcı taraflar motorun triger zinciri koparmak konusunda devam eden ve kötü şöhretini ve yarattığı mağduriyetleri kamuoyundan ve tüketicilerden saklamakta; tüketicileri adeta “pimi çekilmiş bir bomba” ile başbaşa bırakmaktadır. Gizli bir kusurdan dolayı seyir halinde bir aracın triger zincirinin kopması, ciddi emniyet riski yaratan vahim bir durumdur.

 

Küreselleşen dünyada, çok-uluslu otomotiv üreticileri, ürünlerini tek bir ulusal pazarda değil birçok ulusal pazarda piyasaya sürmekte; aynı ürünle ilgili bir gizli kusurdan dolayı başka bir ülkedeki tüketicilerin yaşadığı mağduriyetler bizim ülkemizdeki tüketicilerin haklarının korunması için dayanak oluşturmalıdır. Aynı şekilde bir ülkede tüketicilerin haklarını ve emniyetlerini korumak için verdikleri mücadele, diğer ülkelerdeki tüketicilerin hak arama süreçlerinin önünü açacaktır.

Triger zinciri kopması hadisesi pekala ilk kez bir tüketicinin aracında görülmüş olabilir.  Triger zinciri kopma sorunu, triger mekanizmasının motor içindeki yerleştirmesinden dolayı aşırı ısı ve vibrasyona maruz kalarak erken ve aşırı yıpranmasından kaynaklanabilmektedir. Bu erken yıpranan eleman bazı araçlarda, araç sabit seyir halindeyken aniden kırılmakta ve ağır hasar oluşturmaktadır.  Bununla beraber, tabi ki bu motorla donatılmış her aracı etkilememekte, sanayi ürünlerinde üretim ve tasarıma bağlı başka gizli ayıplarda olduğu gibi, adeta bir “talihsizlik piyangosu” gibi istatistiki olarak belirli sayıda araçta tezahür etmektedir. 

Aşağıda konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun emsal nitelikte kararı da sunulmuştur.

 

Saygılarımla.

 

 

Av. Yusuf AYIK

 

 

 

 

 

YARGITAY HGK İÇTİHATI

 

Triger kayışı sıyrılmasına bağlı ağır motor hasarı; birçok parça değiştiği için araç orijinalliğini kaybetmiş; değer kaybı oluşmuş; ayrıca davacının araca güveni sarsılmış; misliyle değiştirilme talebi yerine getirilmeli; davacı değer kaybına ilişkin zararı karşılanarak da olsa bu aracı kullanmaya zorlanamaz

 

Yargıtay HGK Kararı E.2009/4-441 K.2009/444 T.21.10.2009

 

·         12140 km’de seyir halindeyken aniden alternatör kayışı kopmuş, akabinde triger kayışı sıyrılmış, motorda ağır hasar oluşmuş;

·         yapılan tamirlerde motorun birçok parçası değişmiş, böylece araç orijinal halini kaybetmiş

 

İlgili Alt Mahkeme kararı:

 

Istanbul 2. Tüketici Mahkemesi E. 2009/150 K. 2009/26 T.13.05.2009

 

·         “bilirkişi raporunda bu durumun üretim hatası olarak nitelendirildiği sabittir”

 

 

 

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2009/4-441 K. 2009/444 T. 21.10.2009

 

ÖZÜ : Yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir. Bu sebeplerle, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir. 

 

DAVA ve KARAR : Taraflar arasındaki “Ayıplı malın iadesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 16.02.2007 gün ve 2006/258 – 2007/71 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2008 gün ve 2007/15207-2008/10651 sayılı ilamı ile; 

( … 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir. 

2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, ayıplı malın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 

Davacı, 06.09.2005 tarihinde satın aldığı M. 1.5 DC tipi 2006 model aracı kullanmaya başladıktan kısa süre sonra motor yağ keçesinin değiştiğini, aracın tavanında boyanın çatladığını, ayrıca daha sonra araç 12.140 km’de şehirlerarası yolda giderken aniden alternatör kayışının kopması ve akabinde triğer kayışına atlaması sonucu onun da sıyrılması ile motorun arızalandığını, yapılan tamir sonucu motorun indiğini, bir çok parçasının değiştiğini, boyada deformasyon oluştuğunu bu nedenle de aracın değerinde büyük oranda azalma meydana geldiğini beyan ederek 1 yıl içinde meydana gelen bu arızalar nedeni ile aracın yenisi ile değişimi isteminde bulunmuştur. 

Davalı ise; aynı arızanın ikiden fazla, farklı arızaların da bir yıl içinde dörtten ve garanti süresi boyunca altıdan fazla tekrarı olmadığını, şikayetlerin giderildiğini, 5 günde yapılan tamir sonrası onarımların orjinaline uygun yapıldığını ve araç değişimi şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 

Mahkemece, bilirkişi raporunda yer alan “Tamir olmuş aracın bu durumu; davacı tarafından kullanılıp yararlanması olanağını önemli ölçüde azaltacak ve süreklilik gösterecek nitelikte olmamakla birlikte söz konusu hususların vaat edilen veya standartlarında tespit edilen nitelik ve niceliğine aykırılık olarak, aracın değerini önemli ölçüde azaltan bir eksiklik şeklinde nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklindeki görüş, yanlış değerlendirilerek malın iadesi için gerekli koşulların gerçekleştiği biçiminde yorumlanmış ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı tarafından ücretsiz tamir edilen araca ilişkin giderilen arızaların Garanti Belgesi Yönetmeliği’nin 14. maddesinde yer alan sayıda tekrarlanması şartının oluşmaması nedeni ile aracın iadesi doğrultusunda verilen karar doğru görülmemiştir. Ancak, tamir sonrası aracın yeni durumu nedeni ile oluşan değer farkına hükmedilmesi gerekli ve olanaklıdır. Mahkemece bahsedilen değer farkına ilişkin olarak karar verilmesi gerekirken şartları oluşmadığı halde aracın iadesine yönelik olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir… ), 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

Dava, ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. 

Yerel mahkeme kararı özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece, “davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğu ve davacının 4077 Sayılı Kanun’un 4. maddesinden kaynaklanan hakkını ayıplı aracın değiştirilmesi yönünde kullandığı” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu araçta meydana gelen ve üretimden kaynaklandığı belirlenen arızalar nedeniyle malın yenisi ile değiştirilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı; oluşmamış ise tamir sonrası aracın yeni durumu nedeni ile oluşan değer farkına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 

Dava konusu M. 1.5 DC tipi 2006 model aracın davacı tarafından yetkili satıcı A. Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret A.Ş’nden 05.09.2005 tarihinde satın alındığı ve 06.09.2005 tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. 

Yargılama sırasında, dosyada mevcut servis dokümanları ve araç üzerinde inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, aracın 03.08.2006 tarihinde ve 12.140 km’de iken triger kayışının atlaması ya da sıyırması sonucu hasarlanan motorunun tamir gördüğü, yapılan onarımda, triğer kayışının atlama ya da kayma yapması sonucu motorun zaman parametreleri şaştığından meydana gelmesi beklenen parçalardan başta emme ve egzoz supap takımı olmak üzere değiştirilen tüm parçaların hasarla ilgili olduğu sonucuna varıldığı; erken dönemde meydana gelen ve motorda önemli bir onarıma neden olan arızanın aracın kullanım süresi, kat ettiği yol da dikkate alındığında komponent bazındaki bir imalat hatasından kaynaklandığı, kullanımla ilgisinin bulunmadığı; aracın dış cephe boyasında bilhassa vernik tabakası altında boya kusuru bulunduğu, boyalı yüzeydeki lokal bozuklukların kullanımdan kaynaklanmayan, üretim aşamasında oluşan birtakım olumsuzluklara bağlı ve zamanla ortaya çıkan bir husus olduğu; dava konusu araçta meydana gelmiş ve onarılmış olan motor arızası ile boya kusurunun malın davacı tarafından kullanılıp yararlanılması olanağını önemli ölçüde azaltacak ve süreklilik arz edecek nitelikte olmamakla birlikte, söz konusu hususların vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik veya niceliğine aykırılık olarak aracın mekanik ve karoseri aksamından beklenen fonksiyonlar bakımından belirli ölçüde değerini azaltan maddi ve ekonomik bir eksiklik olarak nitelendirilmesi gerektiği, belirtilmiştir. 

Diğer taraftan, davacı tarafından davalıya gönderilen 10.08.2006 tarihli ihtarla, aracın 10.000 km dolmadan yağ kesesinin değiştiği, akabinde tavanda boya kusurlarının fark edildiği, daha sonra triğer kayışı nedeniyle motorun hasarlandığı ifade edilerek, “olağan dışı bu hatalar nedeniyle aracın yenisiyle değiştirilmesi” istenmiştir. 

Maddi olguya ve toplanan delillere ilişkin olarak buraya kadar yapılan açıklamalara göre; 05.09.2005 tarihli faturayla sıfır kilometre araç niteliğiyle davacıya satılıp, 06.09.2005 tarihinde davacı adına tescil edilen dava konusu aracın yağ keçesinin değiştiği, 03.08.2006 tarihinde alternatör kayışı kopması sonucu triğer kayışının arasına girerek atlatma yaptırması ve buna bağlı olarak motor hasarlanması nedeniyle servise çekildiği, hasarla ilgili başta emme ve egzoz takımı olmak üzere birçok parçanın değiştirildiği ve onarım yapıldığı, aracın dış cephesinde boya kusuru bulunduğu, bilirkişi raporunda bu durumun üretim hatası olarak nitelendirildiği sabittir. 

Uyuşmazlığın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu da çekişmesizdir. 

Bu noktada, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar görülmüştür: 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik “Ayıplı Mal” başlıklı 4. maddesi; 

“Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir. 

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. 

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı …ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. 

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz” hükmünü taşımaktadır. 

Aynı kanunun 4822 Sayılı Kanunla değişik “Garanti Belgesi” başlıklı 13. maddesi; 

“İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir. 

Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür. 

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4’üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur…” şeklindedir. 

Diğer taraftan, 14.06.2003 gün ve 25138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14/a maddesinde; 

“Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın; …Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanmamayı sürekli kılması… durumlarında tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir. 

Satıcı, tüketicinin bu yönetmeliğin 13 ve 14. maddelerinde belirlenen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur” düzenlemesi bulunmaktadır. 

Görüldüğü üzere; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir. 

Tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı veya onunla birlikte sorumlu olan imalatçı, ihracatçı vs. maddede sayılan sorumlular tüketicinin tercihine konu bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. 

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayii, acente, imalatçı üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. 

Tüketici onarım hakkını kullanmasına karşın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen şartların oluşması halinde, aynı kanunun 4. maddesinde sayılan diğer seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. 

Şu halde tüketici, doğrudan ücretsiz değiştirme hakkını kullanabilir. Zira burada seçimlik hakkın kullanılmasından sonra değiştirilemeyeceği kuralının yasal bir istisnası söz konusudur. 

Öte yandan, sınai mallarında her satıcı yetkili servisleri eliyle satış sonrası hizmet vermek zorundadır. Yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan yapılmayan işlemler satıcının ve onunla birlikte sorumluluğu olanların sorumluluğundadır. 

Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz. 

Tüketici sözleşmeyi ayakta tutarak malın yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre malın yenisi gelene kadar elindekini iade yükümlülüğünde de değildir. 

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: 

Somut olayda; “0 km”de alınan aracın tüketiciye tesliminden sonra, servis ışığı yanıp yağ oranı düşük uyarısı vermesi nedeniyle motor yağ keçesinin değiştirildiği, aracın dış cephe boyasında özellikle vernik tabakası altında boya kusuru bulunduğu, aracın alternatör kayışının koptuğu, triger kayışı arasına girerek supapların eğildiği ve motorun arızalandığı, buna bağlı olarak emme ve egzoz supap takımı olmak üzere birçok parçanın tamamen değiştirildiği; yapılan onarımlar sonucu arızaların giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir. 

Açıklanan tüm bu olgu ve yasal düzenlemeler, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar karşısında; eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir. 

Yerel mahkemenin, aynı hususlara dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır. 

 

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (1.815) Lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. 

 

 

 

 

 

Dikkat: Yukarıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri/ Tüketicinin Tercih Hakkı -2011). Makale veya makalenin herhangi bir kısmını veya Mahkeme Kararlarını, herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkeme dava dosyalarında Av.Yusuf Ayık'tan yazılı izin alınmadan kullanılamaz. Aksi durumlar emeğe saygısızlık ve 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına geleceği gibi uğranılan zararlar nedeniyle de herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.

Galeri

İlgili makaleye ait galeri bulunmamaktadır.

Video

İlgili makaleye ait video bulunmamaktadır.