İşçiler için "Zorunlu Arabuluculuk" Ne anlama Geliyor 08.11.2017


İş Mahkemeleri Kanunu’na göre 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren arabulucuya gitmeden iş davası açılamayacak. Arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşamaz ve sorun çözülmezse ancak o taktirde iş mahkemelerinde dava açılabilecektir.  

Arabuluculuk süreci işçilerin hak arama sürecinde son derece dikkatli olarak yürütülmesi gereken bir süreçtir. İşçinin arabuluculuk sürecinden önce bilgilenmesi ve ne kadar alacağı olduğunu hesaplatması gerekmektedir. Zira zorunlu arabuluculuk sürecinde hakları ödenmeden işten çıkarılan işçiden haklarının büyük bir kısmından “fedakârlık” etmesi istenecektir. Peki bu “fedakarlık” ne uğruna istenecektir. Uzun sürecek davalar ile işçinin gözü korkutulacak ve “alacağına bir an önce kavuş”,  “mahkemelerle uğraşma” denilerek bu fedekarlık istenecektir. Ne garip bir çelişki. Uyuşmazlığın anlaşma ile ve kısa süre içerisinde sonuçlanmasını tabi ki herkes arzular. Zira bu şekilde sorun yargıya intikal etmeden çözülür ve işçi alacağına bir an önce kavuşur ve belirsizlik ortadan kalkar. Ancak davaların uzun sürmesini işçi aleyhine bir anlaşmaya zorlama koşulu olarak öne sürmek hem de bunu arabuluculuk lehine görüş ileri sürerken belirtmek son derece yanlıştır. İş yargısının yavaş ve yetersiz olduğu doğrudur. Ancak ihtiyaç olduğu açık olduğu üzere daha çok iş mahkemesi kurmak ve iş kanunlarını işverenin davayı uzatmasına engel olacak şekilde düzenlemek yerine yargıyı yavaşlatarak işçilere alnının teri ile kazandığı alacaklarından fedakarlık istemek ne derece adilanedir. Bunun yerine işçi ile arabuluculuk aşamasında anlaşmayan işverenin örneğin bir de “uyuşmazlık uzatma tazminatı” ödemesi veya arabuluculuk aşamasından sonra davanın uzaması halinde “iki kat fazla faiz” ödemeye mahkum edilmesi ve alacağından fedakarlık istenen işçi yerine bu şekilde “işverenden fedakarlık” istenmesi daha doğru değil midir? Zira işçi iş ilişkisinde zayıf ve hukuken korunması gereken durumdadır. Peki bu İş Mahkemeleri Yasasının arabuluculuk ile ilgili bölümünde ve arabuluculuk yasasında iş hukukunun “işçiyi koruma ilkesine” uygun tek bir madde mevcut mudur? Bu soruya maalesef olumsuz yanıt vermekteyiz. İşçi çalışmış emeğini vermiştir. Bu emeğinin karşılığını istemektedir. Neden emeğinin karşılığından daha azına razı olsun! Bu aşamada işveren işten ayrılan işçisinin hakkını vermediği ve uyuşmazlık çıkardığı için işçinin İş Yasası gereğince hesaplanacak alacak miktarından daha fazlasını vermesi ve bu şekilde işçiyi anlaşmaya razı etmesi doğru olanıdır. Zira burada haksızlık yapan uyuşmazlığı çıkararak işçiye hakkını ödemeyen ve arabuluculuk ve dava süreçlerini başlatan işverenin ta kendisidir. Peki fedakarlık neden güçlü ve sermaye sahibi işverenden değil de işçiden ve çocuklarının rızkından vermesi istenmektedir.  Neden bu uyuşmazlığı çıkaran işveren bu süreçten kazançlı çıkmaktadır. Yasaların ve yargının görevi “haklıyı korumak”-“haksızı cezalandırmak” değil midir?   

1 Ocak 2018’den itibaren zorunlu arabuluculuk söz konusu olacağı için çoğu işveren bu sermaye lehine yasa mevcutken hiçbir işçinin tazminatını ve alacağını rızası ile ödemeyecek ve arabulucuya gitmesini bekleyecektir. Neden mi? Çok basit olarak izah edelim: Örneğin ücret toplamı brüt 3 Bin TL olan ve bu ücreti de SGK’ya aynen ve doğru olarak bildirilen bir işçinin 10 yıllık çalışması olduğunu düşünelim. Bu durumda işverenin 30 Bin TL kıdem tazminatı ödemesi gerekmektedir. İşveren bunu rızası ile öderse 30 Bin TL ödeyecektir. Peki, ödemezse ne olacaktır? İşçi “zorunlu olarak” arabulucuya gidecektir. Arabulucu ve işveren vekili ne diyecektir: “Senin tazminatın 30 Bin TL ama sen alacağını bir an önce almak istiyor musun? Senelerce mahkemelerde sürünmek istemiyor musun? O zaman gel al şu 10 Bin-15 Bin TL ‘yi anlaş. Aksi taktirde senelerce mahkeme kapılarında sürünürsün!” Mevcut arabuluculuk yasasının doğuracağı maddi gerçek budur. Arabuluculuk olarak allanıp pullanan mevzuat aslında işçinin hakkından ve emeğinin karşılığından daha azına “zorunlu ikna” etme sürecidir. Bu durumda hangi işveren işçiye rızası ile tazminatını tam olarak ödeyecektir. İstisnalar dışında bu mümkün müdür? 

Bu şekilde alacakları uyuşmazlık altında olan işçilerin burada yapması gereken hiçbir şekilde alacağından daha azına razı olmaması ve arabuluculuk sürecini derhal sonlandırmasıdır. Dava sonunda en azından alacağını “bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi” işletilerek alacağı düşünülürse dava sonunu beklemek işçinin kazancına olacaktır. 


Av. Yusuf AYIK

Dikkat: Yukarıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri/ Tüketicinin Tercih Hakkı -2011). Makale veya makalenin herhangi bir kısmını veya Mahkeme Kararlarını, herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkeme dava dosyalarında Av.Yusuf Ayık'tan yazılı izin alınmadan kullanılamaz. Aksi durumlar emeğe saygısızlık ve 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına geleceği gibi uğranılan zararlar nedeniyle de herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.

Galeri

İlgili makaleye ait galeri bulunmamaktadır.

Video

İlgili makaleye ait video bulunmamaktadır.