AYIPLI OTOMOBİL ALAN ENGELLİ TÜKETİCİNİN HAKLARI VE İZLEMESİ GEREKEN YOLLAR

 

ENGELLİ KİŞİYE SATILAN AYIPLI ARACIN İADESİNE DAİR İZLENMESİ GEREKEN YOLLAR

 

Engelli kişiler Otomotiv bayi yetkili satıcılardan -0- km araçlarını ÖTV indirimi ile satın alabilmektedirler.

Ancak bazı durumlarda engelli kişi aracı teslim aldıktan sonra bu araçlarda hatalar ve uyarılar vermeye başlamaktadır.

Engelli insanlar türlü zorluklarla bu sorunları şifahen servis ve satıcılara bildirseler de herhangi bir işlem yapılmamaktadır.

Hatta engelli insan aracı ile seyir halinde iken gece otoyolda ve yağmurlu havada araç hata uyarısı dahi vermektedir. Ayıplı Araçların ekranında AFL servis, Çarpışma Önleyici, Park Sensörü, Direksiyon uyarıları çıkmaktadır.

Engelliler bunun üzerine servislerden randevu almaya uğraşmaktadır . Aracı randevuya götürmekte ve araç günlerde serviste kalmaktadır. Bu sürede engelli kişi binbir güçlüklerle satın almış olduğu araçtan faydalanamamaktadır.  Günler süren incelemeler neticesinde servis tarafından araçta bazı hataların olduğu bunların birbirlerini tetiklediği, bazı parçaların değiştirilerek sorunların da giderildiğini söylenerek araç teslim edilmektedir. 

 

Ancak ayıplı araç satın almış olan engelli bu işlemeden bir süre sonra tekrar değişik araç arıza ikaz- uyarıları almakta araç bileşenlerinin çalışmadığını görmektedir. 

Bunun üzerine araç acilen tekrar servise götürülmektedir. Yetkili servisler ise bu aşamada çok yoğun olduklarını bu nedenle araçla hemen ilgilenemeyecekleri, hataları sildiklerini,  bir süre daha kullanması istenmekte ve hata verirse randevu alarak gelmesi istemektedirler.

Ancak tabi ki sorunlar devam etmekte engelli kişi servisten randevu almakta tekrar aracı randevuya götürmektedir. Bu randevularda da yine araç günlerce serviste kalmakta engelli kişi ihtiyacı olan aracı kullanamamaktadır.  Bu aşamada yine bazı parçalarında sorun olduğunu bunların garantiden değiştirilmesi için onay verildiğini, gerekli parçaların Almanya'dan sipariş edildiği v.s söylenmekte bu şekilde deneme-yanılma yolu ile sorun çözülmeye çalışılmaktadır.  

Engelli kişi bu aşamada ithalatçı-distribütörü gelişmelerden haberdar etmekte ve kaza üstüne kaza atlattığını, can ve mal güvenliği olmadığını engelli hali ile bu araçla uğraşmasının mümkün olmadığını ve artık bu aracı istemediğini yenisi ile değişim veya bedel iadesi talep etmektedir.

Engelli kişi bu aşamada araç ithalatçısına ait mail adreslerine, satıcıya ve yetkili servise hem mailler atmalı ve tüm bu süreci bildirmeli ve aracı servisten tamir edilmiş olarak almak istemediğini ödediği satış bedelinin iade edilmesini veya aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini talep etmelidir.  

Ayrıca yine engelli kişi tarafından İadeli Taahhütlü İhtarname satıcı-itahalatçı ve yetkili servise gönderilmeli ve bu ihtarname ile aracın tamiratının değil yenisi ile değişim veya ödediği toplam satış bedelinin iadesini talep etmelidir. Bu ihtarnamelerin muhataplara ulaştığı teyit edilmelidir.

 

Yukarıdan beri anlatıldığı gibi engelli olan kişiler ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere bu araçları satın almaktadır. Hepimiz için elzem olan sorunsuz bir araç ihtiyacı engelli bir kişi için hayati önemdedir. Her an sorunsuz bir araca ihtiyacı olduğu gibi bu araçla yaşadığı her sorun engelli olmayan kişilere göre engelliyi kat be kat yormakta ve yıpratmaktadır.

Ancak maalesef çoğu zaman satıcı veya ithalatçılar ve hatta servisler engelli durumunu dahi hiç gözetmemektedir. Hatta aşağıda anlatacağımız üzere yasal haklarını kullanma konusunda bile büyük zorluklar çıkarmaktadırlar.

Engelli kişi aracın iadesi ve satış bedelinin iadesi taleplerine rağmen satıcı veya ithalatçıya ait yetkili servis tarafından aracın onarıldığı ve teslim alması istenmektedir. Hemen söylemek gerekir ki bunun üzerine engelli kişi talebinin hilafına olarak aracın onarılması nedeni ile “yasal haklarını saklı tutarak aracı teslim almak üzere” servise gitmelidir.

Zira kendisinden hiçbir izin alınmadan araçtaki birçok parçanın değiştiğini görecektir. Bunun üzerine engelli kişi “araçta onarım talep etmediğini ve aracın iadesi ile bedel iadesi hakları saklı kalmak üzere aracı teslim aldığına” dair şerhi yazarak aracı teslim almalıdır.

Servis yetkilileri bu haklı, yasal ve meşru talebe karşı çıkma ihtimalleri söz konusu olduğuna derhal oradan ayrılarak noterden ihtarname ile rızası hilafına izni alınmadan onarım yapıldığı bu nedenle ayıplı aracın iadesi ve ayıpsız yenisi ile değişimi hakkını saklı tuttuğunu ihtarname ile bildirmelidir.

Engelli tüketici aracı servise teslim almaya gittiğinde herhangi bir sert tavır veya davranışa maruz kalması halinde derhal 155 veya başka suretle kolluk kuvvetlerine haber vermeli ve yardım istemelidir. Yani rızası hilafına bir beyan imzalatılmak istendiğinde artık konu ceza soruşturmasına giren suç olacağından kolluk kuvvetlerinin devreye girmesi gerekmektedir. Engelli kişi vereceği ifadelerde de aracın onarımını istemediğini rızası dışında işlem yapıldığını ayıplı aracın ayıpsız yenisi ile değişimini istediğini buna rağmen rızası hilafına belge imzalatmak isteyen ve ya kendisini tehdit eden ve zorla imza attırmak isteyen ve şerh düşmesini engelleyerek haklarını kullanmasını engelleyen şahıslardan davacı ve şikâyetçi olmalıdır. Bu şekilde sorunun çözüldüğü görülecektir.

Yetkili servisler ilgili yönetmeliklere göre düzgün olarak tutması gereken servis formlarını dahi tüketici aleyhine olarak yanlış olarak tutmaktadır. Teslim Servis formundaki tarihlerin kasıtlı olarak yanlış yazılmaktadır. Bunlara dikkat etmek gereklidir.

Dava açılırken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından verilmiş Engelliler İçin Kimlik Kartı, engelli heyet raporu gibi belgelerin delil listesine eklenmesinde fayda vardır.

Engelli ayıplı çıkan ve birkaç kez servise götürdüğü araca haklı olarak artık güvenmemektedir, zira araç sürekli sorun vermektedir. 

 

Yukarıdan beri vurgulandığı üzer engelli tüketici onarım hakkını kullanmak gibi bir saik ve niyeti olmadığı halde servisler aracı deneme-yanılma yolu ile onarmayı dayatmaktadır. Engelli tüketici herhangi bir şekilde aracın bir çok parçasını değiştirilmek suretiyle onarımına muvafakat vermediği halde servis tarafından emrivaki onarım yapılmaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve  Borçlar Kanunu gereğince ayıplı malla karşılaşan tüketicinin seçimlik tercih hakkı mevcuttur. Bu tercih hakkını satıcılar ve ithalatçılar yerine getirmek mecburiyetindedir. Ancak buna rağmen satıcı ve ithalatçılara ait yetkili servisler kendi seçtikleri onarım tercihini engelli tüketiciye dayatmaktadır. Bu durum kanuna açıkça aykırıdır.

 

Yargıtay 13.Hukuk Dairesi birçok kararında bu ilkelere vurgu yapmıştır.

 “Somut olayda davacı her ne kadar aracını arızanın neden kaynaklandığının tespiti için 'beyaz duman atma, su eksiltme, ısıtma bujisi ikaz verme' şikayetleri ile 14.05.2012 tarihinde servise bırakmış ise de sonrasında yapılan motor, turbo, EGR değişimlerine ve onarım hizmetlerine açık onay vermemiştir. Bu tür durumlarda servis tarafından bir tamir işlemi yapılmadan önce tüketicinin açık onayının alınması gereklidir. Arızanın neden kaynaklandığını bilmeyen araç sahibinin, aracı servise bırakması onarım istediği anlamına gelmez. Bu durumda Garanti Belgesi Uygulama Yönetmeliğinin yukarıda bahsedilen hükmü olayda uygulanamaz. O halde mahkemece, davacının davalıdan bedel iadesi talep edebileceği kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile bedel iadesine ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.”  (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E:2014/9468 K:2015/17463 T:01.06.2015 Kararın tamamı ektedir. )

 

            "Önemli sayılan bu arızaların sonradan giderilmesinin sonuca etkisi yoktur. Davacı, baştan itibaren tercih hakkını 4077 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne dayanarak aracın iadesine ödediği paranın tahsiline karar verilmesini istediğine göre talebine uygun olarak karar verilmesi gerekirken dosyadaki delillere ters düşecek şekilde davanın reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." (YARGITAY 13. Hukuk Dairesi E:2006/1452 K:2006/5312 T:11.04.2006 Kararın tamamı ektedir. )

 

            “Somut olayda yeni alınan aracın 300 km'de motorunun değişmesi, aracın 4077 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesindeki anlamda ayıplı mal olduğu ve davacı, yasanın 4/2. maddesinde kendisine tanınan dört seçimlik haktan, aracın yenisi ile değiştirilmesi hakkını kullanarak bunu satıcıya bildirmiştir. Öyle olunca aracın yenisi ile değiştirilmesi şartlarının davacı lehine gerçekleştiğinin kabulü gerekir. O halde mahkemece aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” (YARGITAY 13. Hukuk Dairesi E:2008/10689 K:2009/3770 T:19.03.2009)

Benzer mahiyette ve engelli kişiye satılan araçta tüketici haklarını açıklayan somut Bölge Adliye mahkemesi kararını da ekte paylaşııyorum. Engelsiz bir hayat ve engelsiz günler dilerim.  


Saygılarımla. 

 

 

                     T.C.                                                                                   

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

        18.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI

 

ESAS NO       : 2019/2007 

KARAR NO  : 2019/1928

                                                        TÜRK  MİLLETİ  ADINA

   BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

 

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ           : İSTANBUL ANADOLU 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

TARİHİ                      : 28/03/2019

NUMARASI              : 2017/622 Esas, 2019/148 Karar

DAVACI       : N.S

VEKİLİ          : Av. YUSUF AYIK-  Halaskargazi Cad. Küçük Bahçe Sk. No:29 Topdemir İş Merkezi D:18-19 34360 Şişli/ İSTANBUL

DAVALI        : 1 -G.M ŞTİ. - (yeni ticaret ünvanı: O.T.OTOMOTİV LTD. ŞTİ.)

VEKİLİ          : Av. N.O

DAVALI        : 2 -G. OTOMOTİV A.Ş

VEKİLİ          : Av. H.E

DAVANIN KONUSU          : Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan 

                                      (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan)

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ      :  07/11/2019

KARARIN YAZILDIĞI  TARİH     :  29/11/2019

           

            Taraflar arasındaki Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalılar O.  Otomotiv Ltd. Şti. ve G. Otomotiv A.Ş. vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi Y.M.S tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                  

            GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

            Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16/04/2017 tarihinde davalı bayi yetkili satıcıdan sıfır KM …….. aracı satın aldığını, müvekkilinin yüzde 93 oranında engelli olduğu için aracı ÖTV indirimi ile satın aldığını, aracın bedelinin 68.250 TL olduğunu, aracı teslim aldıktan bir ay sonra aracın hatalar ve uyarılar vermeye başladığını, 15/06/2017 tarihinde aracın seyir halinde iken gece otoyolda ve yağmurlu havada aracın hata uyarısı verdiğini, aracın ekranında AFL servis, Çarpışma Önleyici, Park Sensörü, Direksiyon uyarıları çıktığını, müvekkilinin bunun üzerine …. servisini aradığını ve kendisinde 21/06/2017 tarihinde randevu verildiğini, müvekkilinin aracı randevuya görtürdüğünü ve aracın 4 gün serviste kaldığını, bu inceleme neticesinde servis tarafından araçta ledmatrix hatası olduğunu, bunların birbirlerini tetiklediğini, ledmatrix farları değiştirdiklerini ve diğer sorunların da giderildiğinin söylenerek aracı teslim ettiklerini, ancak bu işlemden 1 hafta sonra çarpışma önleyici, park sensörleri uyarısı aldığını ve bu bileşenlerin çalışmadığını anladığını, bunun üzerine 30/06/2017 tarihinde …. servisine gittiklerini, burada çok yoğun oldukları bu nedenle ilgilenemeyecekleri 1 hafta daha kullanması istendiğini ve hata verirse randevu alarak gelmesinin istendiğini, sorunun devam ettiğini ve 05/07/2017 tarihinde yeniden … servisinden randevu alındığını ve aracı randevuya götürdüğünü 3 gün serviste kaldığını ve park sensörleri, ön kamera ve bazı parçalarında sorun olduğunu bunların garantiden değiştirilmesi için onay verildiğini, gerekli parçaların Almanyadan sipariş edildiğinin söylendiğini,  aracın bu şekilde müvekkiline teslim edildiğini bu hatalar devam ederken müvekkilinin 27/07/2017 tarihinde yağmurlu havada aracı kullanırken AFL far hatası, Çarpışma Önleyici Hatası, Servo Direksiyon Hatası, Park Sensörleri'nin yeniden uyarı verdiğini ve 50 km hız ile seyir halinde iken aracın direksiyonunu kilitlediğini, frenin sertleştiğini, müvekkilinin aracı zor durdurarak sağa çektiğini, bu sırada sol arka tarafta aracı hafif vurarak kurtarıldığını, müvekkilinin aracı çalıştırdığında Direksiyon, AFL Ledmatrix ve diğer hataların tekrardan hata verince aracı stop ettiğini, bu şekilde aracın 27/07/2017 Saat 23:30'da … servisine götürüldüğünü, 28/07/2017 tarihinde Saat 08:30'da müvekkilinin tekrar  … servisine geldiğini, aracında tekrar sorun olduğunu söyldiğini, aracın beynine baktıklarında Park Sensörü, Direksiyon Hatası ve Diğer hataların verildiğinni kendisi de gördüğünü, bunun üzerine servis yetkililerinin aracı tekrar inceleyeceklerini belirttiklerini, müvekkilinin problemin meydana gelmesi ile derhal ve başından beri yaşadığı tüm sorunları …. Genel Merkeze bildirdiğini, yenisi ile değişim veya bedel iadesi talep ettiğini belirtiğini, 31/07/2017 tarihinde tüm ….. ithalatçısına ait mail adreslerine, satıcıya ve yetkili servise hem almanca hem türkçe mail atarak tüm bu süreci bildirdiğini ve aracı servisten tamir edilmiş olarak almak istemediğini, ödediği satış bedelinin iade edilmesini veya aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini talep ettiğini, 01/08/2017 tarihli ihtarname ile her iki davalıya ve yetkili servise gönderdiğini, aracın tamiratının değil yenisi ile değişim veya ödediğim toplam satış bedelinin iadesini talep ettiğini, davalılara ait yetkili servis tarafından aranarak aracın onarıldığını ve teslim almasının istendiğini, müvekkilinin ise talebinin hilafına olarak aracın onarılması nedeni ile yasal haklarını saklı tutarak aracı teslim almak üzere servise gittiğini, burada kendisinden hiçbir izin almadan araçtaki birçok parçanın değiştiriğini gördüğünü, bunun üzerine müvekkilinin araçta onarım talep etmediğini ve aracın iadesi ile bedel iadesi hakları saklı kalmak üzere aracı teslim aldığına dair şerhi yazarak aracı teslim almak istediğini, ancak servis yetkililerinin müvekkilin bu talebine şiddetle karşı çıktıkları, müvekkilinin bunun üzerine 155'i arayarak polis çağırdığını ve şikayetçi olduğunu, ancak bu şikayette bulunduktan sonra telefonla aranarak aracı teslim alırken şerh düşebileceği söylenmesi üzerine şerh düşerek aracı teslim aldığını, ancak aracın 08/08/2017 teslim edilmesine rağmen 05/08/2017 tarihinde teslim edilmiş gibi form düzenlendiğini, müvekkilinin talebinin baştan beri aracı iadesi ile satış bedelinin tahsili şeklinde davalılara müteaddit defalar ve değişik araçlarla ilettiğini, onarım hakkını kullanmak gibi bir saik ve niyeti olmadığının açık olduğunu belirterek dava konusu aracın davalılara iadesi ile satış bedelinden şimdilik 67.646,99 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ve verilecek kararın masrafları davalılardan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerde en az üçünde ilan edilmesini talep etmiştir.

 

Davacı vekilinin 25/09/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmiştir.

Davalı …. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu araçta herhangi bir ayıp olmadığını, 6502 sayılı kanunun 8 maddesi gereğince aracın ayıplı olarak kabul edilebilmesi için araçta tahsis ve kullanım amacı bakımından ekonomik değerini veya davacının araçtan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran bir eksiklik olması gerektiğini, dava konusu araçta ne tahsis ne de kullanım amacı bakımından ekonomik değerini ne de davacının araçtan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran herhangi bir imalat hatası bulunmadığını, 21/06/2017 tarihinde davacı tarafından aracın farklarının ışık şiddetinde düşüklük olduğu gerekçesiyle sorunun yetkili servis tarafından garanti kapsamında sorunun giderildiğini, 05/07/2017 tarihindeki servis girişinde ön kamerasında kısa devre tespit edildiğini, ilgili parçanın servisin elinde olmaması üzerine Almanya'dan sipariş edildiğini, 27/08/2017 tarihinde aracın tekrar servise getirildiğini, ön kamera parçasının takıldığını ve yapılan inceleme neticesinde servo direksiyon bağlantı soketlerinin sıkıştırıldığı ve park yardım düğmesinin değiştirildiğini, davacının şikayetlerinin yetkili servis tarafından detaylı diyagnoz neticesinde uygun tamir yöntemi ile garanti kapsamında giderildiği, davacının kanunda sayılan haklarından ücretsiz onarım hakkını kullandığını, davacının misli ile değişim talebinin reddinin gerektiğini, davacının talebi doğrultusunda bedel iadesine karar verilmesinin hakkaniyete ve orantılık ilkesine aykırı olacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı … Otomotiv; cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, dava konusu 34 .. …. plakalı ….. şase numaralı …. motor numaralı 2016 model ….. marka aracın davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir.

Davalı …. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece tek bir raporla yetinildiği ve raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davaya konu aracın ayıpsız olduğu, bahsi geçen arızaların giderilebilecek basit arızalar niteliğinde olduğu, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığından ayıpsız misli ile değişim hakkını kullanmayacağı, dava açılırken satış bedelinin iadesinin talep edilip, ıslah ile talebin aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haline getirildiği, tam ıslah manasına gelen bu talep için davacı vekilinin özel olarak yetkilendirilmediği, ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulünün davalı yararına sebepsiz zenginleşme sonucu doğurduğu, mahkemece bedelden indirim seçeneğinin de göz önünde tutulması gerektiği, anılan bu eksiklikler sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı …. Otomotiv A.Ş. istinaf dilekçesinde özetle; davacı, dava dilekçesinde araç bedelinin iadesini talep etmekte iken bilirkişi raporundan sonra karar aşamasında tam ıslah yapılamayacağı bu sebeple ıslahın usule aykırı olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davacı seçimlik hakkını kullanarak ücretsiz onarım hakkından faydalandığı ve bu sebeple seçimlik haklarını tükettiği, sözleşmenin feshinin ağır sonuçların dikkate alınmadığı, anılan bu eksiklikler sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Somut olayda, davanın davaya konu aracın gizli ayıplı olması sebebiyle ayıpsız misli ile değişim talebinden ibaret olduğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, davalılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Husumetin çözümü için, davaya konu araçtaki arızaların niteliği, gizli ayıp kabul edilip edilemeyeceği, davacı tüketicinin yasadan kaynaklı hangi seçimlik haklarını kullanabileceğinin tespiti gerektiği anlaşılmıştır. 

 

Davaya konu araç üzerinde, yetkili servis hasar ve onarım kayıt belgeleri de getirtilerek, Yıldız Teknik Üniversitesi Otomotiv A.D. Başkanı Prof. Dr. M.Ö, Doç. Dr. T.S. ve Dr. Öğr. Üyesi O.Ö'den oluşan bilirkişi heyeti ile yapılan inceleme ve neticesinde sunulan rapor doğrultusunda özellikle 4.129 km'de ortaya çıkan çarpışma önleme sistemindeki arızanın ve sistemin devre dışı kalmasının seyir güvenliğini etkileyici önemli arıza niteliğinde olduğu ve yine 5.062 km de ortaya çıkan direksiyon servo hatasının sürüş güvenliğini ve çevrede seyredilen diğer araçların ve sürücülerinde sürüş güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atabilecek önemli bir arıza niteliğinde olduğu, anılan arızaların aracın satın alınması esnasında ortalama bir tüketici tarafından incelenerek tespit edilmesi mümkün olmayan, tüketicinin makul olarak beklediği sürüş güvenlik şartlarını ortadan kaldıran, kullanıcı kaynaklı olmayan, aracın imalatından kaynaklanan arızalar nedeniyle aracın 6502 satılı TKHK m. 8 kapsamında gizli ayıplı mal niteliğinde olduğu ve aynı Yasanın m. 10 kapsamında teslim tarihinden itibaren 6 ay içinde ortaya çıkması nedeniyle ayıpların teslim tarihinde var olduğunun kabulü gerektiği tespitleri doğrultusunda aracın gizli ayıplı olduğu sonucuna varılmış ve bu kapsamda aracın ayıpsız olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olmadığı yönündeki istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

Yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda, davacının 6502 sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından öncelikle dava dilekçesinde bedel iadesi seçimlik hakkını kullanmayı talep ettiği, sonrasında ise ıslah ile ayıpsız misli ile değişim seçimlik hakkına başvurduğu öncelikle ıslah ile seçimlik hakkını değiştirme yolunun bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği, her ne kadar davacı vekilinin HMK m.74 anlamında davayı tam ıslah için özel yetki içeren vekaletnamesi yok ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/13-389 Esas, 2010/429 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi,  dava dilekçesinde bedel iadesi seçimlik hakkını tercih eden davacının yargılama sırasında ancak bilirkişi raporu ile araçtaki arızaların gizli ayıp niteliğinde olduğunu öğrenmiş olması karşısında ıslaha gerek olmaksızın aracın misli ile değiştirilmesini talep edebileceği bu halde davacı vekilinin davayı tam ıslah için özel yetki içeren vekaletnameye sahip olup olmadığının somut uyuşmazlığın çözümünde bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmış ve davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar, araçtaki arızların garanti kapsamında giderildiği, bu halde davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığı ve ayıpsız misli ile değişim seçimlik hakkının artık kullanılamayacağı savunulmasında bulunulmuş ise de, arızanın neden kaynaklandığının tespiti için aracın yetkili servise bırakılmasının onarım istemi anlamına gelmeyeceği, onarım için davacıdan açıkça onay alınmadığı bu durumda garanti belgesi uygulama yönetmeliğinin 9. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, kaldı ki davacının gerek mail yoluyla gerekse ihtarname gönderilerek bedel iadesi mümkün değil ise misli ile değişim talep ettiği ve yine araçtaki arızalar garanti kapsamında giderilerek araç davacıya teslim edilmiş ise de, davacının aracı ''araca onarım talep etmedim, yenisini değiştirilmesine ve bedel iadesi haklarım saklı kalmak üzere aracı teslim alıyorum'' şerhi koyarak aracı teslim aldığı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığının kabul edilemeyeceği ve davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Dosyanın tümü üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının satın aldığı araçtaki arızaların 6502 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen gizli ayıp niteliğinde olduğu, ''0''  km'de alınan aracın üretim hatası olduğu halde gizli ayıplı şekilde tüketiciye satılıp teslim edildiği, araçtaki çarpışma önleme sistemi ve direksiyon servo hatalarının, davacının %93 oranında engelli olduğu da gözetildiğinde, araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tüketicinin seçimlik hakkını ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönünde kullandığı ve şartları oluşan talebin kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; davalılar Opel Türkiye Otomotiv Ltd. Şti. ve GTC Otomotiv A.Ş.'nin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.HMK m.353/1-b-1 gereğince istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,  

 2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,                    

3.a.Davalı …. Şti.'den alınması gereken 4.662,16 TL'nin peşin yatırılan 1.165,54 TL'den mahsubu ile bakiye 3.496,62 TL'nin davalı … Otomotiv Ltd. Şti.'den tahsili ile hazineye irat kaydına,

b.Davalı … Otomotiv A.Ş.'den alınması gereken 4.662,16 TL'nin peşin yatırılan 1.121,14 TL'den mahsubu ile bakiye 3.541,02 TL'nin davalı  … Otomotiv A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına,

    4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK. m. 360 yollamasıyla m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,                  

   Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 07/11/2019 tarihinde, oy birliğiyle, kesin olarak karar verildi.           

 

 Başkan

 30674

 

 Üye

 38384

 

 Üye*

 109621

 

 Katip

 503560

 

 

Dikkat: Yukarıdaki makalenin tüm hakları saklıdır (© Hukuk Makaleleri/ Tüketicinin Tercih Hakkı -2011). Makale veya makalenin herhangi bir kısmını veya Mahkeme Kararlarını, herhangi bir iletişim ortamında (internet, basın veya yerel ortamlar) veya mahkeme dava dosyalarında Av.Yusuf Ayık'tan yazılı izin alınmadan kullanılamaz. Aksi durumlar emeğe saygısızlık ve 5846 sayılı Fikir ve San. Es. Kanunu'na muhalefet anlamına geleceği gibi uğranılan zararlar nedeniyle de herhangi bir sorumluluk kabul edilmez.

Galeri

İlgili makaleye ait galeri bulunmamaktadır.

Video

İlgili makaleye ait video bulunmamaktadır.